fark ile cümle

fark kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Herkes onun yeni saç stilini fark etti.Everyone remarked on his new hairstyle.
Onun cevabı benimkinden farklıdır.His answer is different from mine.
Onun atı üç boy farkla kazandı.His horse won by three lengths.
Onun hatanı farketmesi kesin.He's bound to notice your mistake.
Bunu fark edemeyecek kadar çok meşguldü.He was too busy to notice it.
O, bazı bakımlardan benden farklı.He differs from me in some ways.
O,açık ara farkla sınıfın en akıllı öğrencisidir.He is by far the cleverest student in the class.
O, tehlikenin farkında değildi.He was not aware of the danger.
O, zorluğun farkında mıdır?Is he aware of the difficulty?
O, onun önemini fark etmemiş gibi görünüyor.He seems not to have realized its importance.
O, gerçeğin farkında gibi görünüyor.It seems that he is aware of the fact.
İkizler arasında hiçbir fark göremedi.He could not perceive any difference between the twins.
O, değişikliği fark etmedi fakat ben ettim.He didn't notice the change, but I did.
Sorunların farkında gibi görünmüyor.He doesn't seem to be aware of the problems.
O tamamen farklı birine hikaye yazdı.He rewrote the story into a completely different one.
O, açık ara farkla en iyi öğrencidir.He is by far the best student.
O, açık ara farkla takımda en iyi oyuncudur.He is by far the best player on the team.
İllede fark aranacaksa, o uzundur.He is, if anything, tall.
O, açık ara farkla en mantıklıdır.He is by far the most sensible.
O, Paul'ün onu ağaç ettiğini fark etti.He realized Paul had stood him up.
Hatalarını henüz fark etmedi.He has not realized his mistakes yet.
Mary'nin onu aldattığını sonunda fark etti.He finally realized that Mary had made a fool of him.
Onun bunu kasten yaptığını fark ettim.It occurred to me that he had done it on purpose.
O, öncekinden farklıdır.He's different from before.
O keskin bir ağrının farkındaydı.He was aware of a sharp pain.
İzlendiğinin farkındaydı.He was aware of being watched.
O tehlikenin farkındaydı.He was aware of the danger.
O, tehlikenin farkında olmalı.He must be aware of the danger.
O, trafik sinyalinin üzerindeki küçük kamerayı fark etmedi.He didn't notice the small video camera above the traffic signal.
O buradaki varlığımın farkında değildi.He was not conscious of my presence here.
O benim varlığımın farkındaydı fakat benimle selamlaşmadı.He was aware of my presence but he did not greet me.
O, duygularımın farkında gibi görünüyor.He seems to be aware of my feelings.
Kazanın sebebi olduğunun tamamen farkındadır.He fully realizes that he was the cause of the accident.
O, durumun farkında değildi.He was unaware of the situation.
Emin görünüyordu fakat onun iç duyguları tamamen farklıydı.He looked confident but his inner feelings were quite different.
O, hatasının farkındaydı.He was conscious of his mistake.
Hatasının farkında değil gibi görünüyor.He seems to be unaware of his mistake.
Kendi hatasını fark etmedi.He has not realized his own mistake.
Kötü davranışlarının farkında değil.He is unconscious of his bad manners.
O çok farklı metotlar denedi.He tried many different methods.
Ceketinde bir delik farketti ama görmezden gelmeye çalıştı.He noticed a hole in his jacket, but he tried to ignore it.
Durumu fark etmek onun biraz zamanını aldı.It took him a while to realize the situation.
Bana gerçeği söylemeyebileceğini fark ettim.It occurred to me that he might not tell the truth.
O, eskisinden farklı.He is different from what he used to be.
O, doğru ile yanlış arasındaki farkı bilmiyor.He doesn't know the difference between right and wrong.
O, etrafındaki insanlardan farklı.He is different from the people around him.
O, onun mahcubiyetini fark etti.He noticed her embarrassment.
Onu fark etmeden hızla geçti.He ran past without noticing her.
Onun varlığının farkındaydı.He was conscious of her presence.
Onlar beni uyarıncaya kadar tehlikenin farkında değildim.I was not aware of the danger until they warned me.
Sen hiç onların zamanında geldiğini fark ettin mi?Have you ever known them to come on time?
Onların görüşleri benimkinden farklıdır.Their opinions differ from mine.
Onlar arasında kuşak farkı var.There is a generation gap between them.
Çocuklarını yetiştirme tarzları oldukça farklı.Their manner of bringing up their children is extremely unusual.
Onlar kazanın farklı versiyonlarını verdiler.They gave different versions of the accident.
Onlar gerçeğin farkında gibi görünüyorlar.They seem to be conscious of the fact.
Onlar zorlukların farkındalar.They are aware of the difficulties.
Onlar çocukların bakım ve yetiştirilmesinde birbirleriyle farklıydı.They differed with each other on the care and upbringing of their children.
Onlar orada olmadığımı farketmediler.They were not aware that I was not there.
Onun ne kadar memnun olduğunu fark etmedim.I did not notice how glad she was.

İlgili Sayfalar