fark ile cümle

fark kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
İnsanlar düşünebildiklerinden ve konuşabildiklerinden dolayı hayvanlardan farklıdırlar.Human beings are different from animals in that they can think and speak.
İnsanoğlunun hayvanlardan farkı düşünebiliyor ve konuşabiliyor olmasıdır.Human beings differ from animals in that they can think and speak.
İnsanlar düşünebildiğinden ve konuşabildiğinden dolayı diğer hayvanlardan farklıdır.Men differ from other animals in that they can think and speak.
İnsan oğlu konuşabilmeleri ve gülebilmeleri bakımından hayvanlardan farklıdır.Human beings differ from other animals in that they can speak and laugh.
İnsan oğlu konuşma kabiliyeti bakımından hayvanlardan farklıdır.Man is different from animals in that he has the faculty of speech.
İnsanlar hayata bakış açısı yönünden çok farklı olurlar.People greatly differ in their views of life.
Hayatımda geriye baktığımda, ben ne kadar çok zamanı boşa harcadığımın farkındayım.When I look back on my life, I realize how much time I wasted.
Yüzme birçok farklı kasları geliştirecektir.Swimming will develop many different muscles.
Dünyada birçok farklı ırk vardır.There are many different races in the world.
Üniformalar okuldan okula farklılık gösterir.Uniforms differ from school to school.
Siyasi farkındalık edinmek zaman alır.Developing political awareness takes time.
Hükümet hakkındaki fikirleriniz benimkinden farklı.Your ideas about the government are different from mine.
Uzi ve Shizuoka'dan gelen çaylar arasında herhangi bir farklılık var mı?Is there any difference between the tea from Shizuoka and that from Uzi?
Ben eve gelmeden yatarsan benim için fark etmez.I don't mind if you go to bed before I get home.
Öğretmen bana ayın dünyadan nasıl farklı olduğunu sordu.The teacher asked me how the moon differs from the earth.
Öğretmen öğrencinin hatasını fark etti.The teacher took notice of the student's mistake.
Neden farklı bir yol denemiyorsunuz?Why don't you try a different tack?
Gürültüdeki artışı fark etmediler.They didn't notice the increase in noise.
Birisi fark edene kadar planı gizli tutmak zorundasın.You must keep the plan secret until someone notices it.
Beni izleyen birinin farkında değildim.I wasn't conscious of anyone watching me.
Kimle tanıştığım hiç fark etmez.It makes no difference who I meet.
Hiç kimse resmin baş aşağı asılı olduğunu fark etmedi.Nobody noticed that the picture was hung upside down.
Kimse onu farketmedi.No one took notice of him.
Hiç kimse onun yokluğunu farketmedi.Nobody noticed her absence.
Erkekler ve kızlar arasında büyük bir fark var.There is a great difference between boys and girls.
Dünya suyu olmasından dolayı diğer gezegenlerden farklıdır.The earth is different from the other planets in that it has water.
Çin ve Japonya birçok noktada farklılık gösterirler.China and Japan differ in many points.
Dikkatli bir gözlem sana farkı gösterecektir.A careful observation will show you the difference.
Yazar Avrupa edebiyatının tüm farklı türlerini bir araya getirmiş.The author lumps all the different European literatures together.
Hırsız fark edilmeden içeri girdi.The thief got in without being noticed.
Şehir hayatının farklı avantajları var.There are several advantages to city life.
Tokyo'nun iklimi Londra'nınkinden farklıdır.The climate of Tokyo is different from that of London.
Tokyo açık ara farkla Japonya'daki en büyük şehir.Tokyo is by far the largest city in Japan.
Farklı aklı olanlara, aynı dünya bir cehennem ve bir cennettir.To different minds, the same world is a hell, and a heaven.
Birdenbire, Jack kendisine ne olduğunu fark etti.Suddenly, Jack realized what had happened to him.
25 yaşına gelinceye kadar beş farklı ülkede yaşadı.She lived in five different countries by age 25.
25'ine geldiğinde beş farklı ülkede yaşamıştı.She lived in five different countries by age 25.
Onların görüşleri arasında ince bir fark vardı.There was a subtle difference between their views.
İki oğlan arasında dikkat çekici farklılıklar vardı.Striking differences existed between the two boys.
Japonya ve Çin, pek çok yönden birbirinden farklıdır.Japan and China differ from each other in many ways.
Japon satrancında kaç tane farklı parça var?How many different pieces are there in Japanese chess?
Japonya elli yıl önce olduğundan çok farklı.Japan is very different from what it was fifty years ago.
Japonlar Amerikalılardan birçok yönden farklıdır.Japanese differ from American in many respects.
Kedilerin karanlıkta görebildiğini fark ettim.I realized that cats can see in the dark.
Refahın sonsuza dek sürmeyeceğini fark etmelisin.You must realize that prosperity does not last forever.
Onun odadan ayrıldığını fark etmedim.I didn't notice when he left the room.
Şüphesiz onun yokluğunun farkındasın.You are doubtless aware of his absence.
Onun parayı kaybetmiş olduğunu fark ettim.It occurred to me that he must have lost the money.
Onun içeri gelişini fark ettin mi?Did you notice him coming in?
Onun odaya gizlice girdiğini fark ettim.I noticed him sneak into the room.
Onun beyzbol veya futbolu sevmesi benim için fark etmez.It makes no difference to me whether he likes baseball or football.
Onun düşüncesi bizimkinden oldukça farklı.His opinion is quite different from ours.
Onun fikri benimkinden farklı.His opinion is different from mine.
Onun dileği sonunda farkedildi.His wish was realized at last.
Onun fikri benimkinden çok farklı.His idea is very different from mine.
Görüşleri benimkinden çok farklı.His ideas are quite different from mine.
Onun fikirleri benimkilerden oldukça farklı.His ideas are quite different from mine.
Onun keşfinin değeri onun ölümünün sonrasına kadar fark edilmedi.The value of his discovery was not realized until after his death.
Onun yetenekleri çok mükemmeldi ve farklıydı.His abilities were very great and various.
Onun bisikleti bundan farklıdır.His bicycle is different from this one.

İlgili Sayfalar