fark ile cümle

fark kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Benim fikirlerim seninkinden farklı.My ideas are different from yours.
Benim fikrim seninkinden farklı.My idea is different from yours.
Ülkemdeki yiyecek İspanya'nınkinden çok farklı değil.The food in my country is not very different from that of Spain.
Saatim sizinkinden farklı.My watch is different from yours.
Benim zevklerim seninkilerden oldukça farklı.My tastes differ greatly from yours.
Damak tadım sizinkinden oldukça farklı.My taste is quite different from yours.
Eve geldiğimde, benim bavullardan birinin kaybolduğunu fark ettim.When I got home, I realized that one of my suitcases had disappeared.
Bana bakan adamın farkında değildim.I was not conscious of a man looking at me.
Kural olarak, geç kalkarım, ama bu sabah farklıydı.As a rule, I get up late, but this morning was different.
Farklı ülkelerden oyuncak bebekler toplarım.I collect dolls from different countries.
Bu sihirbazlıktaki hileyi fark ettim.I was aware of the trick in this magic.
Hilenin farkında değildim.I was not aware of the trick.
Ben tehlikenin farkındaydım.I was aware of the danger.
Ben tamamen tehlikenin farkındaydım.I was fully alive to the danger.
Ben gerçeğin farkındaydım.I was aware of that fact.
Gerçeğin farkındayım.I am aware of the fact.
Sorunların büyüklüğünü fark etmemiştim.I hadn't realized the magnitude of the problems.
Bu ikisi arasındaki farkı açıklayamam.I can't explain the difference between those two.
Onların arasındaki farkı fark etmedim.I didn't realize the difference between them.
Bana bakan birini fark ettim.I became aware of someone looking at me.
Sanırım hangi yüzme kulübüne katılacağım farketmez.I guess it doesn't make any difference which swimming club I join.
Ben bu konuya farklı bir bakış açısından bakıyorum.I am looking at the matter from a different viewpoint.
Yağmur yağdığında kalçamın ağrıdığının farkındayım.I am aware that my hip aches when it rains.
Okuldan ayrılır ayrılmaz okumanın önemini fark ettim.It wasn't until I left school that I realized the importance of study.
İzlenildiğimin farkındaydım.I was aware of being watched.
Fark edilmeden onun arkasından geçtim.I passed behind him without being noticed.
Eski arabamı farkını vererek yenisiyle değiştirdim.I traded in my old car for a new one.
Mutlu insanların ne kadar nadir olduğunu fark ettim.I realized how rare happy people were.
Ben yatmaya gittikten sonra bile, salondaki seslerin farkındaydım.Even after I went to bed, I was conscious of the voices in the parlor.
Onun ağladığını fark ettiğimde yemek yemeye başladım.I had hardly started to eat when I noticed that she was crying.
Tehlikenin farkında olduğuna kesin gözüyle baktım.I took it for granted that you were aware of the danger.
Satış fiyatlarının kırmızı mürekkeple yazıldığını fark ettim.I noticed the sale prices were written in red ink.
Ben onun varlığının farkında değildim.I was not aware of his presence.
Toplantıda onun yokluğunun farkında değildim.I was not aware of his absence from the meeting.
Onun terliklerimi giydiğini fark ettim.I noticed he was wearing my slippers.
Onun dışarı çıktığını farketmedim.I didn't notice him go out.
Otururken sırtını duvara yasladığını fark ettim.I noticed him sitting with his back against the wall.
Onun yeni gözlük taktığını fark ettim.I noticed that she was wearing new glasses.
Onun yeni bir şapka giydiğini fark ettim.I noticed she was wearing a new hat.
Onun odadan çıktığını farketmedim.I didn't notice her going out of the room.
Onun ellerinin titrediğini fark ettim.I noticed her hands shaking.
Yanımda oturan bir adam tarafından yakından izlendiğimi fark ettim.I became aware of being closely observed by a man sitting next to me.
Yarın yağmur yağıp yağmayacağı bizim için bir farklılık yaratır.It makes a difference to us whether it rains tomorrow.
Farklı düşünme tarzlarımız var.We have different ways of thinking.
Saat farkıyla ilgili kötü bir durumum var.I've got a bad case of jet lag.
Seni bir dahaki sefere gördüğümde, oldukça farklı olacaksın.The next time that I see you, you will be quite different.
Eksikliklerimizin farkında olmalıyız.We should be conscious of our shortcomings.
Gerçeği söylemek gerekirse, onu farketmedimTo tell the truth, I didn't notice it.
Fiyat artışları reel ve nominal büyüme oranları arasındaki farkı açıklar.Price increases explain the difference between the real and nominal growth rates.
Daha genç kuşak şeylere farklı şekilde bakar.The younger generation looks at things differently.
Bunu farklı olan biriyle değiştirir misiniz?Could you exchange it with a different one?
Lezzetler farklıdır.Tastes differ.
Kazanıp kazanmaman bir şey fark etmiyor.It doesn't matter whether you win or not.
İnsanların yarın farklı düşünceleri olacak.People tomorrow will have different ideas.
Küçük gri bir hayvanın bize doğru baktığını farkettim.I noticed that a small gray animal was looking toward us.
Kız tehlikenin farkındaydı.The girl was aware of the danger.
Her insan farklı bir yol izlesede, hedeflerimiz aynıdır.Although each person follows a different path, our destinations are the same.
İnsanlar genellikle kendi hataları fark etmezler.People often don't notice their own faults.
Farklı insanların farklı fikirleri vardır.Different people have different ideas.
Bir kişi zengin ya da fakir olup olmadığına göre işleri farklı görür.A person views things differently according to whether they are rich or poor.

İlgili Sayfalar