fark ile cümle

fark kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Polis bir adamın gizlice içeri girdiğini fark etti.The policeman noticed a man sneak in.
Gece ve gündüz kadar farklılar.They are as different as day and night.
Sağlığınızı kaybedinceye kadar onun değerinin farkına varmazsınız.It is not until you have lost your health that you realize its value.
Sağlığını kaybedene kadar onun değerini fark etmezsin.You don't realize its value until you have lost your health.
Mikroskop ve teleskop arasındaki farklılığı biliyor musun?Do you know the difference between a microscope and a telescope?
Tondaki ince farklar orijinali fotokopiden ayırt eder.Subtle differences in tone discriminate the original from the copy.
Ciddi bir eğitim etkisi nedeniyle çocuk tamamen farklı bir kişi haline geldi.Due to severe educational influence the child became a wholly different person.
Modern arabalar birçok yönden eski olanlardan farklıdır.Modern cars differ from the early ones in many ways.
Söylemek ve yapmak iki farklı şeydir.Saying and doing are two different things.
Her birey farklıdır.Each individual is different.
Eski astronomlar takımyıldızları fark ettiler ve onlara isimler verdiler.Ancient astronomers noticed constellations and gave them names.
Yalnızlık ile izole edilmeyi birbirine karıştırmamak gerek. Bunlar iki farklı şey.We shouldn't confuse solitude with isolation. They are two separate things.
Işık dalgaları uzayda ve farklı türde malzemelerde yolculuk ederler.Light waves travel through space and various kinds of materials.
Ne söylediğimiz ve ne demek istediğimiz genellikle oldukça farklıdır.What we say and what we mean are often quite different.
Bana siyah çay ve yeşil çay arasındaki farkı tanımlayabilir misin?Can you describe to me the difference between black tea and green tea?
Hayata şimdi daha farklı bakıyorum.I see life differently now.
Hayata artık daha farklı bakıyorum.I see life differently now.
O on yıl önce olduğundan oldukça farklı.He is quite different from what he was ten years ago.
Meseleler şimdi farklı.Matters are different now.
Bugün farklı görünüyorsun.You look different today.
Bugün canım farklı bir şey yapmak istiyor.I feel like doing something different today.
Bu yılın modaları geçen yılınkinden tamamen farklıdır.This year's fashions are completely different to last year's.
Bu yılın modası eski yılların modasından farklı.This year's fashions are different from those of last year.
Bu yılın modası geçen yılınkinden oldukça farklı.This year's fashions are quite different from those of last year.
Hava bu yıl farklıydı.The weather has been unusual this year.
Karışıklığı önlemek için, takımlar farklı renkler giydi.To avoid confusion, the teams wore different colors.
Bir fark var mıdır?Is there a difference?
Biz farklı düzlemler üzerinde tartışıyorduk.We were arguing on different planes to the last.
Onu düne kadar fark etmedim.It was not until yesterday that I noticed it.
Kız kardeşim ve ben her bakımdan farklıyız.My sister and I are different in every way.
Bir çocuk bile farkı farkederdi.Even a child would notice the difference.
Senin yerinde olsam, farklı hareket ederim.I would act differently in your place.
Orada hiç kimse varlığımın farkında değildi.Nobody was conscious of my presence there.
Onu yapmak isteyip istemediğin benim için hiç fark etmez.It makes no difference whether you want to do it or not.
Gördüğüm her şey umduğumdan tamamen farklıydı.Everything that I saw was completely different from what I had expected.
Firmamız farklı kültürel etkinlikleri destekler.Our company supports several cultural events.
Odadan çıkışımızı fark etmedin mi?Didn't you notice us going out of the room?
Fark etmeden dükkânın yanından geçtik.We went by the shop without noticing it.
Aramızdaki görüş açısında bir fark var gibi görünüyor.There seems to be a difference in outlook between us.
Karakterlerimiz tamamen farklı.Our characters are completely different.
Bizim yaşlarda fark önemli değildir.The difference in our ages is not significant.
Biz ne olup bittiğinin farkındaydık.We were alive to what was going on.
Biz ne olduğunun farkındaydık.We were alive to what was going on.
Durumun önemli olduğunun tam olarak farkındayız.We are fully aware of the importance of the situation.
Durumun öneminin tam olarak farkındayım.We are fully aware of the importance of the situation.
Pasif içiciliğin tehlikelerinin daha çok farkına varıyoruzWe are becoming very aware of the dangers of secondhand smoke.
Tanıklık etmek için onun isteksizliğinin farkına vardık.We noticed his reluctance to testify.
Hastayken sağlığın değerini farkediyoruz.We know the value of good health when we are sick.
Hepimizin içinde, Tom açık ara farkla en iyi yüzücüydü.Of us all, Tom was by far the best swimmer.
Gelip gelmemen benim için fark etmez.It makes no difference to me whether you come or not.
Benim kameram seninkinden farklıdır.My camera is different from yours.
Benim görüşüm sınıfımdaki diğer öğrencilerin çoğundan farklıdır.My opinion differs from most of the other students in my class.
Benim düşüncem sizinkinden farklı.My opinion is different from yours.
Benim görüşüm sizinkinden tamamen farklı.My opinion is entirely different from yours.
Benim görüşüm seninkinden tamamen farklı.My opinion is entirely different from yours.
Benim görüşüm sizinkinden biraz farklı.My opinion is a little different from yours.
Ben daha farklı düşünüyorum.I think otherwise.
Benim görüşüm onunkinden farklı.My opinion differs from his.
Benim planım seninkinden farklıdır.My plan is different from yours.
Benim fikrim seninkinden oldukça farklı.My idea is quite different from yours.

İlgili Sayfalar