Yangın hızla fark edildi.The fire was quickly spotted.
Bir polise rastladım ama o beni hiç fark etmedi.I ran into a policeman but he didn't notice me at all.
Kediler ve köpekler farklı nedenlerle esnerler.Cats and dogs yawn for different reasons.
Köpekbalıkları ve tavşanlar arasındaki farkı anlatamam.I can't tell the difference between sharks and rabbits.
Tom ve Mary kısa sürede onu yapmamaları gerektiğini fark etti.Tom and Mary soon realized that they shouldn't have done that.
Tom ve Mary arasındaki yaş farkı yaklaşık üç yıldır.The age difference between Tom and Mary is about three years.
Muhtemelen hiçbir farkı fark etmiyorsunuz bile.You're likely not to even notice any difference.
Küçük değişiklikler büyük bir fark yaratabilir.Small changes can make a big difference.
Mary'nin mutsuz olduğunu fark eden ilk kişi Tom'du.Tom was the first one to notice Mary was unhappy.
Mary'nin geldiğini fark eden ilk kişi Tom'du.Tom was the first one to notice Mary had arrived.
Sen ve ben o kadar çok farklı değiliz.You and I aren't that much different.
Tom ağabeyinden çok farklı.Tom is very different from his older brother.
Sanırım fark yaratabilirim.I think I can make a difference.
Tom Mary'nin ondan hoşlanmadığını fark etti.Tom realized that Mary didn't like him.
Tom, Mary'nin mutlu olmadığını fark etti.Tom realized that Mary wasn't happy.
Sanırım bir fark yarattım.I think I made a difference.
Tom çoğu insandan farklıdırTom is different from most people.
Aralarındaki yaş farkı oldukça fazla.The age gap between them is rather large.
Erkekler ve kadınlar farklı düşünür mü?Do men and women think differently?
Leyla ve Selime aynı dairede oturuyorlardı ama çok farklı kadınlardı.Layla and Salima lived in the same apartment, but they were very different women.
Önerilen kanunun farklı kusurları var.The proposed law has several flaws.
Tom aniden Mary'nin onu sevdiğini fark etti.Tom suddenly realized that Mary loved him.
Mary aniden Tom'un onu sevdiğini fark etti.Mary suddenly realized that Tom loved her.
Mary aniden Tom'u sevdiğini fark etti.Mary suddenly realized she loved Tom.
Tom aniden Mary'yi sevdiğini fark etti.Tom suddenly realized he loved Mary.
Tom, Mary'nin Fransızca konuşamadığının farkında değildi.Tom wasn't aware that Mary couldn't speak French.
Tom izlediğinin farkında değildi.Tom wasn't aware that he was being watched.
Tom izlediğinin farkındaydı.Tom was aware that he was being watched.
Farkı farketme ihtimaliniz yok.You're not likely to notice the difference.
Muhtemelen farkı farketmeyeceksin.You're not likely to notice the difference.
Bir kurs almakla bir kitap okumak arasındaki fark nedir?What's the difference between taking a course and reading a book?
Bize güç veren şey farklılıktır.Diversity is what gives us strength.
Mantarlar ve bitkiler farklı alemlere aittir.Mushrooms and plants belong to different kingdoms.
Tablolara baktığınızı fark ettim.I noticed you were looking at paintings.
Bir deneme yazdığını fark ettim.I noticed you were writing an essay.
Bir samurayla bir ninja arasındaki fark nedir?What is the difference between a samurai and a ninja?
Bazı kelimeler aynı şekilde telaffuz edilir, ancak farklı şekilde yazılırlar.Some words are pronounced the same, but written differently.
Bazı kelimeler farklı yazılırlar, ancak aynı şekilde telaffuz edilirler.Some words are written differently, but pronounced the same.
Tom, Mary adlı üç farklı kadınla çıktığı söylüyor.Tom says he's dated three different women named Mary.
Herhangi birimiz bunun farkında olmadan yetersiz beslenmeye maruz kalabilir!Any one of us could suffer from malnutrition without being aware of it!
Yapmanız gereken üçüncü şey bu yeteneği geliştireceğinizin farkına varmakThe third thing you have to do is develop this ability to notice.
Tom dönüm noktası ile yaş dönümü arasındaki farkı bilmiyor.Tom doesn't know the difference between climax and climacteric.
Herhangi bir fark yok.There isn't any difference.
Tom kendi başına olduğunu fark etti.Tom realized that he was on his own.
Başarısızlığa müsamaha göstermediğimizin farkında olman gerekir.You should be aware that we do not tolerate failure.
Tom, Mary'nin evine gittiğinde, ışıkların hâlâ açık olduğunu fark etti.When Tom drove by Mary's house, he noticed that the lights were still on.
CC ve BCC arasındaki fark nedir?What's the difference between CC and BCC?
Bir puhu baykuşu ve peçeli baykuş arasındaki fark nedir?What's the difference between an eagle-owl and a barn owl?
Tom Mary'nin ne iş çevirdiğini fark etmedi.Tom didn't notice what Mary was up to.
Karşı karşıya olduğumuz sorunların farkındayım.I'm well aware of the problems we face.
Tom Mary'ye aşık olduğunu fark etti.Tom realized he was in love with Mary.
Tom Mary'nin elindeki çizikleri fark etti.Tom noticed scratches on Mary's hands.
Sorunların farkındayım.I'm well aware of the problems.
Tehlikelerin farkındayım.I'm well aware of the dangers.
Çok farklı olduğumuzu hissetti.She felt that we were too different.
Tom üç farklı dili konuşabilir.Tom can speak three different languages.
Araba icat edilmemiş olsaydı, dünyanın ne kadar farklı olacağını hayal edin.Imagine how different the world would be if the car had never been invented.
Neyi farklı yapardın?What would you do differently?
Neyi farklı bir şekilde yapardın?What would you do differently?
Sami ters yönde gelen bir aracı fark etti.Sami noticed a vehicle coming in the opposite direction.