Bize yardım etmeseydin ne olacağının farkında mısın?Do you realize what would've happened if you hadn't helped us?
Üç ay sonra bana tekrar sorarsan farklı bir cevabım olabilir.Ask me again in three months and I might have a different answer.
Fransızcayı nasıl konuşacağını bilmediğini fark etmemiştim.I didn't realize you didn't know how to speak French.
Tom farklı şeyler yapmak zorunda kaldı.Tom had to do different things.
Konuştuğum kişinin Tom olmadığını daha sonra farkettim.I realized later that the person I was talking to wasn't Tom.
Bize yalan söylediklerini bildiğimizi fark etmiyorlar.They don't realize that we know they're lying to us.
Tom farklı bir şey olmasını beklemediğini söyledi.Tom said that he had expected something different to happen.
Tom, Mary'nin onu fark etmeyeceğinden korkuyordu.Tom was afraid Mary wouldn't notice him.
Bunun herhangi bir fark yaratacağını düşünüyor musun?Do you suppose it will make any difference?
Tom kendimizden pek farklı olamaz.Tom can't be much different from ourselves.
Biz şeyleri farklı olarak görüyoruz.We see things differently.
Ben Jamal'ın kalmasını istedim ama farklı bir neden için.I asked Jamal to stay, but for a different reason.
Farklı bir şey olmasını bekliyorduk.We were expecting something different to happen.
Bence bu hiçbir fark yaratmıyor.I think that it doesn't make any difference.
Sonunda orada olmamamız gerektiğini fark ettik.We finally realized that we shouldn't be there.
Polis, Fadıl'ın arabasını sınırın yakınında fark etti.Police spotted Fadil's car near the border.
Fadıl ve Leyla farklı davranış sergiledi.Fadil and Layla displayed different behavior.
Fadıl, Leyla'nın hala hayatta olduğunu fark etti.Fadil realized that Layla was still alive.
Fadıl ile Leyla arasındaki yaş farkı yaklaşık iki yıldır.The age difference between Fadil and Layla was about two years.
Dania, Fadıl'ın bir metresinin olduğunu fark etti.Dania realized that Fadil had a mistress.
Fadıl sekiz farklı insanı öldürdü.Fadil killed eight different people.
Senden nasıl farklıyım?How am I different from you?
Böyle bir şey nasıl farkedilmemiş olabilir?How could something like that have gone unnoticed?
Tom, Mary'nin ondan çok hoşlanmadığını fark etti.Tom realized that Mary didn't like him much.
Tom bunu Mary fark etmeden nasıl yapabildi?How could Tom have done that without Mary noticing?
Tom farklı yerel gruplarla şarkı söyledi.Tom has sung with several local bands.
Farklı bir şey yapmak zorundayız.We've got to do something different.
Umarım yaptığımız şey bir fark yarattı.I hope what we did made a difference.
Umarım Tom senin ne yapıyor olduğunu fark etmemiştir.I hope Tom didn't notice what you were doing.
Bu nasıl bir fark yaratacak?How will this make a difference?
Tom aynı şeyi fark ettiğini söyledi.Tom said he noticed the same thing.
Sanırım farkı anlamıyorsun.I think you don't understand the difference.
Bisikletin benimkinden nasıl farklı?How is your bicycle different from mine?
Mary'nin küpelerini fark ettin mi?Did you notice Mary's earrings?
Durum şimdi ne kadar farklı?How is the situation different now?
Tom'un bugün ne kadar yorgun göründüğünü fark ettin mi?Did you notice how tired Tom looked today?
Tom, John'dan çok farklı, değil mi?Tom is so different from John, isn't he?
Bir insan ne kadar fark yaratabilir?How much difference can one man make?
Nasıl bir fark yaratacağız?How are we going to make a difference?
Deneyiminiz ne kadar farklıydı?How has your experience been different?
Fark eden tek kişi sensin.You're the only one who noticed.
Tom'un yapması beklenmeyen bir şey yaptığını fark ettim.I noticed that Tom was doing something he wasn't supposed to be doing.
Tom farklı göründüğümü söyledi.Tom said I looked different.
Zeminde bir şey fark ettim ve ne olduğunu görmek için eğildim.I noticed something on the floor and bent down to see what it was.
Tom'un yalnız başına oturduğunu fark etmedim.I didn't notice that Tom was sitting by himself.
Tom Mary'nin yalnız başına oturduğunu fark etmedi.Tom didn't notice that Mary was sitting by herself.
Bir değişiklik fark ettim.I noticed a change.
Liberalizmin uluslararası ilişkilere bakışı farklıdır.Liberalism has a different approach to international relations.
Fadıl hiç farklı değil.Fadil is no different.
Fadıl park yerinde patronuna ait bir minibüs fark etti.In the parking lot, Fadil noticed a van belonging to his boss.
Fadıl o soruyu cevaplamanın basit bir görev olmayacağını çabucak fark etti.Fadil quickly realized that answering that question would be no simple task.
Dedektifler cinayet için farklı sebepler düşündüler.Detectives considered different motives for the murder.
Bazen en kötü düşmanınız hemen yanınızda yatar ve siz bunun farkında değilsinizdir.Sometimes, your worst enemy is sleeping right next to you and you don't realize it.
Fadıl trajik bir hata yapmış olduğunu fark etti.Fadil realized he had made a tragic mistake.
Araştırmacılar anomalileri neredeyse hemen fark ettiler.Almost immediately, investigators noticed anomalies.
Müfettişler anomalileri neredeyse hemen fark ettiler.Almost immediately, investigators noticed anomalies.
Batılı medya kuruluşları Müslümanlara farklı gözle bakıyor.Muslims are portrayed in a different light by Western media.
Batı medyası Müslümanları farklı lanse ediyor.Muslims are portrayed in a different light by Western media.
Fazıl İslam'da din ve modern bilimin birbiriyle uyumlu olabileceğini fark etti.Fadil found that in Islam, religion and advanced science can go hand in hand.
Fadıl, Leyla'nın nereden gitmiş olduğunun farkında değildi.Fadil was unaware of where Layla had gone.