Ana içeriğe geç
Sözlük

fark ile cümle

fark kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Tom değişimi fark etmedi.Tom didn't notice the change.
Yazım hatası fark ettiğin için teşekkürler.Thanks for spotting the typo.
Tom'un ürkekliği fark edilebiliyordu.Tom's nervousness was noticeable.
Mango farklı ülkelerin ulusal meyvesidir.The mango is the national fruit of several countries.
Tom ne kaybettiğinin henüz farkında değil.Tom doesn't yet realize what he's lost.
Buralar eskisinden oldukça farklı görünüyor.It looks quite different around here than it used to.
Tom saçını kestirdikten sonra oldukça farklı görünüyordu.Tom looked so different after his haircut.
Allah tüm insanları eşit yarattı ama insanlar farklı olarak düşünüyor.God created all men equal but men think it differently.
Üzgünüm, fark etmedim.Sorry, I zoned out.
Kırk farklı dili kabaca konuşabilirsin.You can speak roughly forty different languages.
Birçok farklı dili konuşabilmek için kararlıydım.I was determined to be able to speak many different languages.
Göründüğünden daha farklı.She is different from how she looks.
Ne söylediklerini fark etmedim.I didn't pay attention to what they were saying.
Esperanto canlandırıcı bir şekilde farklı.Esperanto is refreshingly different.
Bugün Almanya farklı; sadece beyaz insanlar Almanca konuşmuyor.Germany today is different; not just white people speak German.
Tom, Çingene ve Macar arasındaki farkı bilmiyor.Tom doesn't know the difference between a Roma and a Hungarian.
Farkı görüyor musun?Do you see the difference?
Eve vardığımda cüzdanımı kaybettiğimi fark ettim.When I got home, I realized I had lost my wallet.
Konuştuğun kişinin kim olduğunun farkında mısın?Do you know who you’re talking to?
Neden farklı olmalı?Why should it be different?
Herkes acıyla farklı şekilde baş eder.Everybody deals with grief differently.
Mark işten eve giderken bir martı sürüsü fark etti.On his way home from work, Mark spotted a flock of seagulls.
Mary saç rengini değiştirdi ve Tom bile fark etmedi.Mary changed her hair colour and Tom didn't even notice.
Tom, Mary'nin ona baktığını fark etmedi.Tom didn't notice that Mary was staring at him.
Onu fark etmedim bile.I didn't even notice that.
Ne fark edecek ki?What does it matter anyhow?
Başka biri bunu fark etti mi?Did anyone else notice this?
Ne fark etti ki?What difference did it make?
Başka kimse bunu fark etti mi?Did anybody else notice this?
Fark gören var mı?Does anyone see a difference?
Nasıl bir fark yaratıyor?What difference does this make?
Ne gibi bir fark yaratıyor?What difference does this make?
Farklı bir şey yapmıyorum.I'm not doing anything different.
Ben farklı bir şey fark etmedim.I didn't notice anything different.
Farklı olarak bir şey yapıyor musun?Are you doing something differently?
Keşke farklı olsam.I wish I were different.
Keşke her şey farklı olsaydı.I wish things had happened differently.
Bunun ne kadar ciddi olduğunu fark ediyor musun?Do you realize how serious this is?
Bunun ne kadar ciddi olduğunu fark ediyor gibi görünmüyorsun.You don't seem to realize how serious this is.
Bunun ne kadar ciddi olduğunu fark ediyor gibi görünmüyorsun!You don't seem to realize how serious this is!
Üzgünüm. Ben bunun ciddi olduğunu fark etmedim.I'm sorry. I didn't realize it was that serious.
Bilgimin sınırlarının farkındayım.I'm aware of the limits of my knowledge.
Bunun hakkında farklı olarak hissediyorum.I feel differently about this.
İplik farklı liflerden eğrilir.Yarn is spun from different fibers.
Tom iyi ve kötü arasındaki farkı bilmiyor.Tom doesn't know the difference between good and evil.
Ne farklı olacak?What's going to be different?
Biri sizi fark edecek.Somebody's going to notice you.
Artık her şey farklı.Everything's different now.
Tom neler olduğunun farkında.Tom's aware of what's happening.
Farklı şekillerde ve renklerde orkidelerim var.I have orchids of different shapes and colors.
Eh, o bölgede, tabii ki işler erkekler ve kadınlar için farklıdır.Well, in that area, of course things are different for men and women.
Benim farklı bir kültürden olduğumu biliyorsun.You know I'm from a different culture.
Sofra adabı ülkeden ülkeye farklılık gösterir.Table manners differ from country to country.
Bir kazananla bir kaybeden arasındaki fark nedir?What's the difference between a winner and a loser?
Hazırlanmakta olan bir hareket var ve hiç kimse bunu fark etmiyor.There is a movement afoot and nobody is noticing it.
Onu daha önce hiç fark etmedim.I've never noticed that before.
Ben onu hiç fark etmedim.I've never noticed that.
Bu çok farklı.It's very different.
O burada farklı.It's different here.
Dükkan farklı ürünler satmaktadır.The shop sells different products.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod