Ana içeriğe geç
Sözlük

fark ile cümle

fark kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Tom tartışmanın yararsız olduğunu fark etti.Tom realized it was useless to argue.
Ben farklı bir yaklaşım alıyorum.I'm taking a different approach.
Tom farklı cevap verdi.Tom gave a different answer.
Birçok farklı acayip şeylere inanıyorum.I believe in many different spooky things.
Tom ne giydiği fark etmeden, o karizmatik görünür.No matter what Tom wears, he looks cool.
Tom kömür ve karbon arasındaki farkı bilmiyor.Tom does not know the difference between charcoal and carbon.
Tom ikiz erkek kardeşinden bütünüyle farklıydı.Tom was totally different from his twin brother.
Tom Mary'nin güzel nişan yüzüğünü fark etti.Tom noticed Mary's beautiful engagement ring.
Tom Mary'nin davranışındaki herhangi bir değişikliği fark edemeyecek kadar çok meşguldü.Tom was too busy to notice any change in Mary's behavior.
Afrika ve Asya filleri arasındaki farklar nedir?What are the differences between African and Asian elephants?
Bizim görüşlerimiz oldukça farklı.Our opinions are quite different.
İnsanlar çoğunlukla argument ve debate arasındaki farkı karıştırırlar.People often confuse the difference between an argument and a debate.
Şemsiyenizin olmadığını ne zaman farkettiniz?When did you notice that your umbrella was gone?
Şemsiyenin yanında olmadığını farkettiğinde neredeydin?Where were you when you realized that you didn't have your umbrella?
Şemsiyenizin yanınızda olmadığını farkettiğinizde neredeydiniz?Where were you when you realized that you didn't have your umbrella?
"bulunduğumuz an" hakkında farkındalık Zen öğretisinde önemlidir.Mindfulness about the "now" is important in Zen.
Neden? Ne farkı var?Why? What's the difference?
Farklı dilleri öğrenmeyi seviyorum.I like learning various languages.
Hepimiz farklı seviyelerdeyiz.We are all at different levels.
Kelimeyi büyük harfle yazınca anlamı biraz daha farklı oluyor.The word takes on a somewhat different meaning when capitalized.
Tom Mary'nin iç sorunlarının farkındaydı.Tom was well aware of Mary's domestic problems.
Tom birçok farklı kadınla cinsel ilişkiye girdi.Tom had sex with a lot of different women.
Tom başka bir detay farketti.Tom noticed another detail.
Sorunu farklı bir açıdan düşüneceğiz.We will consider the problem from a different angle.
Kimin hatası olduğu farketmez.It doesn't matter whose fault it is.
Eve geldiğimde, cüzdanımın kayıp olduğunu fark ettim.When I got home, I noticed that my wallet was missing.
Bilim gerçeği, bilebilirsiniz, bilim kurgudan farklıdır.Science fact, you might know, is different from science fiction.
İş ahlakı her toplumda farklıdır.Work ethics are different in each culture.
Çok farklı tipte köpek türleri vardır.There are lots of different types of dogs.
Eğer Tom burada olsaydı kesinlikle fark yaratırdı.If Tom had been here, it definitely would've made a difference.
Tom'un Mary ile ne kadar zaman geçirdiğinin farkında mısın?Are you aware of how much time Tom has been spending with Mary?
Bu kadar iyi Fransızca konuştuğunu hiç farketmedim.I never realized you were such a good French speaker.
Tom onun orada olmadığını fark ettiğimi düşünmüyordu.Tom didn't think I'd notice that he wasn't there.
Tom ve ben birbirimizden çok farklıyız.Tom and I are very different from each other.
Tom Mary'nin onu ne kadar çok sevdiğinin farkında değil.Tom doesn't realize how much Mary loves him.
Tom muhtemelen farkı fark etmeyecek.Tom isn't likely to notice the difference.
Bu şimdi tamamen farklı bir durum.It's a completely different situation now.
Tom farklı şiir kitaplarını sergiledi.Tom has illustrated several poetry books.
Tom farkı bilmiyor, değil mi?Tom does know the difference, doesn't he?
Tom'un cevabı Mary'ninkinden farklı.Tom's answer was different than Mary's.
Bu tamamen farklı bir şey.This is something completely different.
Tom Mary'nin ne kadar akıllı olduğunu fark etmiyor.Tom doesn't realize how smart Mary is.
Açıkçası, bizim farklı önceliklerimiz var.Clearly, we have different priorities.
Tom bugün çok farklı görünüyor.Tom does seem a lot different today.
Bunlar arasında hiçbir farklılık yok.There's no difference between these.
Biz zorlukların farkındayız.We're aware of the challenges.
O bir fark yaratır mı?Would that make a difference?
Fark ne olurdu?What would be the difference?
Bu sefer farklı olabilir.This time could be different.
Farklı açıdan düşünelim.Let's think outside the box.
Geriye döndükten sonra o farklıydı.Back then it was different.
Herkes dünyada bir fark yaratabilir.Everyone can make a difference in the world.
Dünyada nasıl fark yaratabiliriz?How do you think you can make a difference in the world?
Dünyada fark yaratabilirsin.You can make a difference in the world.
Tek bir kişi fark yaratabilir mi?Can one person make a difference?
Bir insan gerçekten fark yaratabilir mi?Can one person really make a difference?
Kıskançlık imrenme ile aynı değildir. İkisini karıştırmayın. Bir fark var.Jealousy is not the same as envy. Do not confuse the two. There is a difference.
Farkı yaratan kısım işte bu.And that is where the difference lies.
Onun haklı olabileceğini düşündüğümü fark ettim.I found myself thinking he might be right.
Gözlük takınca çok farklı görünüyorsun.You look so different with those glasses on.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod