fark ile cümle
fark kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
1
HECE
7
ORT. KELİME
Bu el yapımı eşyalar kalite olarak farklıdır.These hand-made articles differ in quality.
Bu iki resim arasındaki farkı söyleyebilir misin?Can you tell the difference between these two pictures?
Bu, açık ara farkla onun romanlarının en ilgincidir.This is by far the most interesting of his novels.
Bu, açık ara farkla onun bütün romanlarının en ilgincidir.This is by far the most interesting of all his novels.
Bu Japon nezaketi ve Amerikan nezaketi arasındaki farktan kaynaklanmaktadır..This is because of the difference between Japanese politeness and American politeness.
Bu, istediğimden biraz farklı.This is little different from what I want.
Bu, beklediğimden farklı.This is different from what I expected.
Bu, açık ara farkla bu şehirdeki en yüksek binadır.This is by far the tallest building in this city.
Farklı renkte aynı şeyden var mı?Do you have the same thing in a different color?
Bunun ve şunun arasındaki fark nedir?What is the difference between this and that?
Bu soruna farklı bir açıdan yaklaşalım.Let's approach this problem from a different aspect.
Bu probleme farklı bir açıdan yaklaşalım.Let's approach this problem from a different aspect.
Bu kutu diğerinden farklı bir renktedir.This box is a different colour to that one.
İkisi arasında çok fark yok.There is not much difference between the two.
Bu bahçede farklı türlerde bitkiler var.There are plants of different kinds in this garden.
Bu kent 10 yıl öncekinden oldukça farklı.This town is quite different from what it was ten years ago.
Bu sözlük açık ara farkla en iyisi.This dictionary is by far the best.
Bu masa sipariş ettiğimden farklı.This desk is different from the one I ordered.
Bu çiçek Hokkaido'nun farklı bölgelerinde bulunur.This flower is found in different parts of Hokkaido.
Bu ceketin farklı renkleri var mı?Do you have this jacket in different colors?
Bu ikisi birbirinden çok farklı.These two are very different from each other.
Biz burada farklı etnik ve ekonomik çıkarlar buluyoruz.We find diverse ethnic and economic interests here.
Kate'in sesi diğer kızlarınkinden açıkça farklı.Kate's voice is clearly different from the other girls'.
Chris Kate'i tuhaf bir çocukla mahallede yürürken fark etti.Chris noticed Kate walking through the neighborhood with a strange boy.
Hıristiyanlık ve İslam, iki farklı dindir.Christianity and Islam are two different religions.
Perdeleri değiştirmemden sonra oda farklı görünüyor.The room looks different after I've changed the curtains.
Beklediğimden gerçekten farklı.It's really different from what I expected.
Japonya'nın ne kadar küçük olduğunu Avustralya'yı ziyaret edinceye kadar fark etmedim.I didn't realize till I visited Australia how small Japan really is.
Hindistan'ın İngiltere'den farklı bir iklimi var.India has a different climate from England.
Bir İngiliz farklı bir şekilde hareket ederdi.An Englishman would act in a different way.
İngiliz İngilizcesi ve Amerikan İngilizcesi arasında bazı farklar vardır.There are some differences between British English and American English.
Amerika'da, benim programım hemen hemen her gün farklı ve benzersizdir.In America, my schedule is different and unique nearly every day.
İnsanlar onun yaptığı her hareketi fark ediyorlar.People notice every move he makes.
O kopya orjinalinden farklı.That copy differs from the original.
Kız kardeşler oldukça farklıdır.The sisters are quite unlike.
Onun evden ayrılışını fark ettin mi?Did you notice him leave the house?
Onun evden ayrılışını fark ettiniz mi?Did you notice him leave the house?
Farkı göreceksin.You will see the difference.
Haklı olabilirsin, ama bizim çok az farklı bir görüşümüz var.You may be right, but we have a slightly different opinion.
Bu konuya farklı açılardan bakmalısın.You must view the matter from different angles.
Bir Amerikalı ve bir Kanadalı arasındaki farkı söyleyebilir misin?Can you tell the difference between an American and a Canadian?
Senin cevabın benimkinden farklıdır.Your answer differs from mine.
Senin fikrin onunkinden nasıl farklılık gösteriyor?How does your opinion differ from his?
Sizin fikriniz benimkinden oldukça farklı.Your opinion is quite different from mine.
Senin düşüncenle onunki arasında bir farklılık var mı?Is there any difference between your idea and hers?
Gidip gitmemen benim için fark etmez.It makes no difference to me whether you go or not.
Evlendiğinde ve çocukların olduğunda lafla peynir gemisi yürümediğini fark edeceksin.When you get married and have kids, you'll realize that actions speak louder than words.
Zengin ya da fakir olup olmaman benim için hiç fark etmez.It makes no difference to me whether you are rich or poor.
Senin bu kadar hasta olduğunun farkında değildim.I wasn't aware that you were so ill.
Oraya ister taksiyle gidin, ister yayan gidin, fazla bir farkı yoktur.It will make little difference whether you go there by taxi or on foot.
O içtiğinde farklı bir kişi oluyor, bu yüzden onunla içki içmeyi sevmiyorum.He's a different person when he's drunk, so I don't like to drink with him.
A ve B arasındaki fark nedir?What is the difference between A and B?
Üç kişi kazayla ilgili üç farklı açıklama yaptı.The three people gave three different accounts of the accident.
İkisi arasında sadece marjinal bir fark var.There is only a marginal difference between the two.
İki fikir arasında çok fark yok.There is not much difference between the two opinions.
O, 25 yaşına kadar beş farklı ülkede yaşadı.By the age of 25, she had lived in five different countries.
Ekim ayında bir gün Sadako uyandığında annesinin ağladığını fark etti.One day in October, when Sadako awoke, she found her mother crying.
Bayrak yarışında Yankiler fark atıyorlar.The Yankees are running away with the pennant race.
Erkek kardeşim okumaya öylesine dalmıştı ki odaya girdiğimde beni farketmedi.My brother was so absorbed in reading that he did not notice me when I entered the room.
Tarz güzel, ama farklı bir renginiz var mı?The style is nice, but do you have it in a different color?