Kanton ve Mandarin arasında ne fark var?What's the difference between Cantonese and Mandarin?
Görüş farklılıkları işbirlikçi projede kaçınılmazdır.Differences of opinion are inevitable in a collaborative project.
Farklı bir şey olacağını umuyor muydun?Were you expecting something different to happen?
O, gerçeği kurgudan fark edemez.He can't discern fact from fiction.
Orada bir şey tamamen farklı.There, something completely different.
Farkı yaratan karakterdir.It is the character that makes the difference.
Tom Mary ile konuşan şu adamın eksik bir parmağı olduğunu fark etti.Tom noticed that that man talking to Mary had a finger missing.
Basitleştirilmiş Çince ve geleneksel Çince arasındaki fark nedir?What is the difference between simplified Chinese and traditional Chinese?
Bu sözler ne anlama geliyor? Onlar arasındaki fark nedir?What do these words mean? What's the difference between them?
Renk benim için fark etmez, bana bir kalem getir.The color doesn't matter to me, just bring me a pen.
Kuşlar farklı yönlere uçtu.The birds flew off in different directions.
Tom yıldızla gezegen arasındaki farkı bilmiyor.Tom doesn't know the difference between a star and a planet.
Genç hırsız yine polis tarafından fark edilmedi.The young snatcher wasn't spotted by the police again.
Orman, bitkilerin ve hayvanların birçok farklı türleri için yuvadır.The forest is home to many different kinds of plants and animals.
Üç farklı grup halinde ders kitabı göndereceğiz.We'll send the textbooks in three different lots.
Çok geç olana kadar onun hatasını fark etmemişti.He hadn't realized his mistake until it was too late.
Bir köpek ve kurt arasındaki fark nedir?What's the difference between a dog and a wolf?
Ben gerçekten açık konuştuğumun farkındayım.I realize I'm just stating the obvious.
Tom, Roma ve Roma İmparatorluğu arasındaki farkı bilmiyor.Tom doesn't know the difference between Rome and the Roman Empire.
Tom'un senedinin vadesinin geçtiğini fark etmedim.I didn't realize that Tom's bill was overdue.
Sen farklı davranıyorsun.You are out of step.
Farklı davranıyorsun.You are out of step.
O her zaman farklıydı.She was always different.
Ben her zaman farklıydım.I was always different.
Tom diğer çocuklardan her zaman farklıydı.Tom was always different from other children.
O diğer çocuklardan her zaman farklıydı.He was always different from other children.
Tom ona verdiği yüzüğü Mary'nin takmadığını fark etti.Tom noticed Mary wasn't wearing the ring he'd given her.
Onların denemek için birçok farklı balıkları var.They have many different fish to try.
Onların denemek için birçok farklı yemekleri var.They have many different dishes to try.
O, İskoç lehçelerinin farklı yönlerini kullanır.She uses different aspects of Scottish dialects.
Çocuklar ve erkekler arasındaki tek fark, oyuncaklarının fiyatıdır.The only difference between children and men is the price of their toys.
Sadece sis kalktığında bir uçurumun kenarında uyuduğumuzu fark ettik.It was only when the fog lifted that we noticed that we had slept on the edge of an abyss.
Yılanları fark etmek zor olabilir.Snakes can be hard to spot.
Tom fiyat etiketine baktı yeterli parası olmadığının farkına vardı.Tom looked at the price tag and realized he didn't have enough money.
Tom Mary'nin çalılıklarda saklandığını fark etmedi.Tom didn't notice Mary hiding in the bushes.
Tom Mary'nin John'a baktığını fark etti.Tom noticed that Mary was staring at John.
Tom Mary'nin arabayı yıkadığını fark etti.Tom noticed that Mary had washed the car.
Tom Mary fark etmeden odadan çıktı.Tom left the room without Mary noticing.
Tom nihayet Mary'nin ne yaptığını fark etti.Tom finally noticed what Mary was doing.
Olağan dışı bir şey fark etmedim.I didn't notice anything unusual.
Birçok kişi antibiyotiklerin virüslere karşı yararsız olduklarının farkında değiller.Many people don't realize that antibiotics are ineffective against viruses.
Mary, Tom'un davranış ve iş alışkanlıklarındaki belirgin değişimi farketmişti.Mary had noted a distinct change in Tom's behavior and work habits.
İneklerle boğalar arasındaki fark nedir?What's the difference between cows and bulls?
Karımın elbiselerdeki zevki benimkinden farklıdır.My wife's taste in clothes is different from mine.
Sanırım zorlukların farkındasın.I presume you are aware of the difficulties.
Farkında olmadan ona bilmek istediğinin hepsini anlattı.Unwittingly he told her all that she wanted to know.
Tom ebeveynlerinden biraz alkol çaldı ve onların fark etmeyeceklerini düşündü.Tom stole some alcohol from his parents and thought that they wouldn't notice.
Farklılık yaratacağız.We will make the difference.
Biz geçen gençliğimizi fark etmedik.We didn't notice our passing youth.
Onu fark ettin, değil mi?You noticed that, didn't you?
O bunu fark etti.He noticed that.
O onu fark etti.She noticed that.
Mary onu fark etti.Mary noticed that.
Biz onu fark ettik.We noticed that.
Onlar onu fark etti.They noticed that.
Onu fark ettiler.They noticed that.
Önemli bir fark var.There is one significant difference.
İngilizce ve Almanca cümleler tamamen farklı anlamlara sahiptir.The English and German sentences have totally different meanings.
İngilizce ve Almanca cümlelerin tamamen farklı anlamları var.The English and German sentences have totally different meanings.
Farklı bir ülkeye taşınmam gerekiyor.I need to move to a different country.