farkında ile cümle
farkında kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Bunun farkında olan İsa şöyle dedi: ‹‹Ey kıt imanlılar! Ekmeğiniz yok diye niçin tartışıyorsunuz?A znaje to Ježíš, řekl jim: Co to rozjímáte mezi sebou, ó malé víry, že jste chlebů nevzali?
Bunun farkında olan İsa şöyle dedi: ‹‹Ey kıt imanlılar! Ekmeğiniz yok diye niçin tartışıyorsunuz?Co obaczywszy Jezus, rzekł im: O czemże rozmawiacie między sobą, o małowierni, żeście chleba nie wzięli?
Bunun farkında olan İsa şöyle dedi: ‹‹Ey kıt imanlılar! Ekmeğiniz yok diye niçin tartışıyorsunuz?E Jesus, percebendo isso, disse: Por que arrazoais entre vós por não terdes pão, homens de pouca fé?
Bunun farkında olan İsa şöyle dedi: ‹‹Ey kıt imanlılar! Ekmeğiniz yok diye niçin tartışıyorsunuz?Isus, care cunoştea lucrul acesta, le -a zis: ,,Puţin credincioşilor, pentruce vă gîndiţi că n'aţi luat pîni?
Bunun farkında olan İsa şöyle dedi: ‹‹Ey kıt imanlılar! Ekmeğiniz yok diye niçin tartışıyorsunuz?예수께서 아시고 가라사대 믿음이 적은 자들아 어찌 떡이 없음으로 서로 의논하느냐
Bunun farkında olan İsa şöyle dedi: ‹‹Ey kıt imanlılar! Ekmeğiniz yok diye niçin tartışıyorsunuz?Ko pa Jezus to opazi, jim reče: Kaj premišljujete v sebi, maloverneži, da nimate kruha?
Bunun farkında olan İsa şöyle dedi: ‹‹Ey kıt imanlılar! Ekmeğiniz yok diye niçin tartışıyorsunuz?Νοησας δε ο Ιησους, ειπε προς αυτους Τι διαλογιζεσθε εν εαυτοις, ολιγοπιστοι, οτι αρτους δεν ελαβετε;
Bunun farkında olan İsa şöyle dedi: ‹‹Ey kıt imanlılar! Ekmeğiniz yok diye niçin tartışıyorsunuz?А Исус, като разбра това, рече: Маловери, защо разисквате помежду си понеже нямате хляб?
Bunun farkında olan İsa şöyle dedi: ‹‹Ey kıt imanlılar! Ekmeğiniz yok diye niçin tartışıyorsunuz?Постерігши ж се Ісус, рече до них: Що ви міркуєте собі, маловіри, що хлїба не взяли?
Bunun farkında olan İsa şöyle dedi: ‹‹Ey kıt imanlılar! Ekmeğiniz yok diye niçin tartışıyorsunuz?Уразумев то, Иисус сказал им: что помышляете в себе, маловерные, что хлебов не взяли?
Bunun farkında olan İsa şöyle dedi: ‹‹Ey kıt imanlılar! Ekmeğiniz yok diye niçin tartışıyorsunuz?וידע ישוע ויאמר אליהם קטני האמונה מה תחשבו בלבבכם כי לא לקחתם אתכם לחם׃
Bunun farkında olan İsa şöyle dedi: ‹‹Ey kıt imanlılar! Ekmeğiniz yok diye niçin tartışıyorsunuz?فعلم يسوع وقال لماذا تفكرون في انفسكم يا قليلي الايمان انكم لم تأخذوا خبزا.
Bunun farkında olan İsa şöyle dedi: ‹‹Ey kıt imanlılar! Ekmeğiniz yok diye niçin tartışıyorsunuz?耶 穌 看 出 來 、 就 說 、 你 們 這 小 信 的 人 、 為 甚 麼 因 為 沒 有 餅 彼 此 議 論 呢
Bunun farkında olan İsa şöyle dedi: ‹‹Ey kıt imanlılar! Ekmeğiniz yok diye niçin tartışıyorsunuz?耶穌 看出 來 、 就 說 、 你 們這 小 信 的 人 、 為甚麼 因 為沒 有 餅 彼此 議論 呢
Bunun farkında olman lazım.És azt érzed ez nem a legjobb alap. Ébernek kell lenned efelől.
Bunun farkında olman lazım.Es fühlt sich bereits so an, dass es keine gute Grundlage ist. Dessen musst du dir bewusst sein.
Bunun farkında olman lazım.Musisz być tego świadoma.
Bunun farkında olman lazım. Otomatikman bu şekilde güçlü olabileceğin anlamında değil.Nu pentru că poți fi automat puternică in felul acesta dar...
Bunun farkında olman lazım.Πρέπει να το γνωρίζεις αυτό.
Bunun farkında olursan, sezgisel olarak, ne zaman alan tanıyacağını bilirsin. Bunların hepsi gelecek.A když jste si tohoto vědomi a intuitivně víte, kdy dovolit prostor a... všechno tohle přijde...
Bunun farkında olursan, sezgisel olarak, ne zaman alan tanıyacağını bilirsin. Bunların hepsi gelecek.そしてこれは、あなた自身の内側に対しても同じだと思うのです
Bunun farkında olursan, sezgisel olarak, ne zaman alan tanıyacağını bilirsin.Κι αν έχεις επίγνωση αυτού, διαισθητικά ξέρεις πότε να δίνεις χώρο. Όλα αυτά θα έρθουν.
Bunun ilk sebebi, daha çok insanın hastalığın farkında olması.Alasan utamanya adalah meningkatnya kewaspadaan. Dan Dr.
Bunun ilk sebebi, daha çok insanın hastalığın farkında olması.Der Hauptgrund hierfür ist eine erhöhte Achtsamkeit.
Bunun ilk sebebi, daha çok insanın hastalığın farkında olması.La ragione principale è l'aumento di consapevolezza.
Bunun kötü bir fikir olduğunun farkındayımأعلم أن هذه فكرة سيئة جداً
Bununla birlikte bizim de farkında olmadığımız önyargılarımız vardır.우리도 인지하지 못한 편견이 있지만,
Bununla birlikte bizim de farkında olmadığımız önyargılarımız vardır.Мы все бессознательно предвзяты.
Bununla birlikte bizim de farkında olmadığımız önyargılarımız vardır.יש לכל אחד מאיתנו גם את ההטיות התת-הכרתיות שלו,
Bununla birlikte bizim de farkında olmadığımız önyargılarımız vardır.نحن أيضاً لدينا تحيزات غير واعية
Bununla birlikte bizim de farkında olmadığımız önyargılarımız vardır.しかしタイムズは
Bunun muğlak bir ifade olduğunu farkındayım. Belki bunu aydınlatmalıyım.Tenho noção de que é uma afirmação ambígua, talvez deva esclarecê-la.
Bunun muğlak bir ifade olduğunu farkındayım.Ik realiseer me dat het een dubbelzinnige verklaring is.
Bunun muğlak bir ifade olduğunu farkındayım.Jag inser att det är ett tvetydigt uttalande.
Bunun muğlak bir ifade olduğunu farkındayım.Je me rends compte que c'est une déclaration ambiguë.
Bunun muğlak bir ifade olduğunu farkındayım.말을 하고나니 좀 모호하게 들리네요.
Bunun muğlak bir ifade olduğunu farkındayım.Mi rendo conto che è un'affermazione un po' ambigua.
Bunun muğlak bir ifade olduğunu farkındayım.Mir ist klar, dass das zweideutig ist.
Bunun muğlak bir ifade olduğunu farkındayım.Persze fogom, hogy ez így elég zavaros állítás.
Bunun muğlak bir ifade olduğunu farkındayım.Realizez ca acesta este o afirmatie ambigua.
Bunun muğlak bir ifade olduğunu farkındayım.Saya paham bahwa itu adalah pernyataan ambigu.
Bunun muğlak bir ifade olduğunu farkındayım.Tôi nhận ra rằng đó là một phát biểu tối nghĩa.
Bunun muğlak bir ifade olduğunu farkındayım.Uvedomujem si, že je to dvojznačné tvrdenie.
Bunun muğlak bir ifade olduğunu farkındayım.Uznávám, že je to dost nejednoznačné tvrzení.
Bunun muğlak bir ifade olduğunu farkındayım.Yo sé que esta afirmación es ambigua.
Bunun muğlak bir ifade olduğunu farkındayım.Zdaję sobie sprawę, że jest to dość niejasne stwierdzenie.
Bunun muğlak bir ifade olduğunu farkındayım.Καταλαβαίνω πως αυτή είναι μια διφορούμενη δήλωση.
Bunun muğlak bir ifade olduğunu farkındayım.Осъзнавам, че подобно твърдение е неясно.
Bunun muğlak bir ifade olduğunu farkındayım.Я понимаю, что это довольно громкое заявление.
Bunun muğlak bir ifade olduğunu farkındayım.Я усвідомлюю, що це амбіційне твердження.
Bunun muğlak bir ifade olduğunu farkındayım.אני מבין שזו הצהרה מבלבלת.
Bunun muğlak bir ifade olduğunu farkındayım.انا أرى ان هذه افتراض غامض
Bunun muğlak bir ifade olduğunu farkındayım.明確にしましょう
Bunun sadece teknolojiyle olamayacağını farkındayız.Ce ne peut pas être qu'une question de technologie, cela nous reconnaissons.
Bunun sadece teknolojiyle olamayacağını farkındayız.Es kann nicht einfach nur Technologie sein, dass wissen wir.
Bunun sadece teknolojiyle olamayacağını farkındayız.우린 단지 기술만이 전부가 아니라는 것을 깨달았습니다.
Bunun sadece teknolojiyle olamayacağını farkındayız.Non può essere solo tecnologia, ce ne rendiamo conto.
Bunun sadece teknolojiyle olamayacağını farkındayız.No se trata sólo tecnología, reconocemos eso.
Bunun sadece teknolojiyle olamayacağını farkındayız.Tehnologia nu e totul, ne dam seama de asta.
Bunun sadece teknolojiyle olamayacağını farkındayız.Wiemy, że nie chodzi tylko o technologię.