farkında ile cümle
farkında kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Yani Sokrates kendi cehaletinin farkında olmak gibi insani bilgeliğe sahiptir.ソクラテスは自身の無知の知によって他者よりも賢明になったと信じた。
Çünkü bu işe giriştiğimizde nasıl bir şeyin içinde olduğumuzun farkında değildik.このため、何を意図してこれに参加したのかは不明である。
Manipüle edilen kişi, genellikle gerçekte ne olduğunun farkında değildir.神出鬼没であり、普段はどこに住んでいるかは不明。
Vakıf, HIV/AIDS ile ilgili konularda farkındalığın artması için çalıştı.厚生省側はエイズ研究班の目的を、エイズについての実状を把握し対策を立てることにあると考えていた。
Erkekler de kadının çıplaklığının farkında değil gibidirler.女性の裸に興味は無いらしい。
Ben bir tür "şeyler üstü"yüm, neler olduğunun tamamen farkındayım.ただし、その大本になる「こと」(事)が何であるかということには、さまざまな見解がある。
O, benim gizli planımın farkındadır.彼女は私の秘密の計画に気づいている。
Tehlikenin farkında olmayabilir.彼女は危険に気付いていないかもしれない。
Ses çıkarmayanların, görmezden gelenlerin de farkındayız.聲聞之人,總相知故,不名為佛。
ABD’deki diyabet hastalarının %20’sinin bu hastalığa sahip olduğunun farkında olmadığı tahmin edilmektedir.估计美國有20%的糖尿患者不知道自己患有糖尿病。
Listenin amacı uluslararası farkındalığını artırmak ve tehditlere karşı önlemler almaktır.这份名单旨在提高应对这些威胁的国际意识,鼓励各国采取保护行动。
4- Siyasal gerçekçilik, siyasal eylemin moral öneminin farkındadır.政治现实主义注意政治行为的道德意义。
"Birçok kişiye borçlu olduğumun farkındayım.當行籌知何眾多。
Ama ikisi de bunun farkında değildir.兩人都不認為自己有錯。
Ben bir tür "şeyler üstü"yüm, neler olduğunun tamamen farkındayım.資料型別,更詳盡的型別問題 「強型別」指的是什麼
Farkındalık: Farkındalık bilinçli olarak dikkatimizi o anki deneyimlerimize yoğunlaştırmamızdır.它教會我們深入思考我們的想法。
Fakat, Perowne, şanslı bir insan olduğunun farkında değildir.然而,康普顿不被认为是一个有才华的人。
1960'lardan bu yana, çevre hareketlerinin aktivitesi çeşitli çevre sorunların farkındalığını yarattı.自1960年代起,環保運動已漸漸令大眾更重視身邊的各種環境問題。
Leningrad'da olduğunun farkında değildir.他参加了列宁格勒保卫战。
Gandalf bunun farkındadır fakat o zamanlar bu onu sadece eğlendirmiştir.對此,伍德莉起初難以接受,但後來還是釋懷。
Babasının, arkadaşlarının hatta hocalarının bile politik görüşlerinin farkındaydı.她开始从他父亲朋友,和一些老师那里了解到政治异见。
İlk olarak, (herhangi) ana ilkeleri ihlal ettiğimin farkında değilim.그러므로 어느 쪽이 먼저인지는 밝혀진 바 없다.
Kullanıcı bu işlemin farkında olmaz.그러나 사용자는 이를 알아차리지 못한다.
Çünkü kendisi hiçbir şey bilmediğinin farkındadır.즉 사람들은 아무것도 모르면서 알고 있다고 생각한다.
Ancak o bunu farkındadır.그렇지만 자신은 알고 있다.
Ölüden Mektuplar Sana Yöneldim Farkında Mısın?누군가를 떠올리며 편지를 쓴 기억 있으세요?
Her zaman farkında olunanın ise unutulması mümkün değildir.평생 잊어서도 안 되고 잊혀지지 않을 추억이다.
Manipüle edilen kişi, genellikle gerçekte ne olduğunun farkında değildir.그가 그린 그림은 보통 사람은 아무도 알 수 없다.
İnsanlar bunun farkında değildir çünkü uyutulmuşlardır.당연히 될리가 없는 일이고, 둘은 자면서 생각하기로 한다.
(Farkında Değil misiniz!)아니면 알 수 없는가?
Burada vasıfsız ve kısmen vasıflı insanların gönüllü farkında olmadan oluşan birlikteliği vardır.거기에는 전혀 모르는 타인과의 공동 생활과 자유 연애 등을 포함했다.
Jim hiçbir şeyin farkında değildir.נראה שג'יין אינה זוכרת דבר.
Aslında ne söylediğinin farkında değildi.האם לא מסוגלת להבין מה הוא אומר.
Ayrıca, ihracatta farkındalık projesine destek vermektedir.נוסף על כך, הוא מעוניין לדבר איתו על פרויקט הנוקמים.
Medyada klibim ile ilgili olan haberlerin farkındayım, ki bunların çoğu yanlış.הכהן גילתה כי מיתוסים רבים שהיו לנחלת הכלל, הם שגויים.
Danny farkında olmadan adamı oğlunun önünde öldürür, sonra bu şaşkınlıkla ordan kaçarken yaralanır.דני מבלי משים הורג אותו מול הילד הצעיר שלו, ואז נפצע במהלך המילוט.
Temel kaygı duygusu kişinin kendisinin yetersiz olduğu ve bu eksikliğini farkında olmasıdır.לא קיים שום בסיס אורגני לחששותיו של אותו אדם לגבי כך שהוא באמת חולה.
Bunu doğru olması için, bizim farkında olmadığımız bir bölümünün olması gerekir.כדי שזה יהיה נכון, חייב להיות חלק של התודעה אשר אנו לא מודעים לו בזמן נתון.
Bizler toplum olarak farkında olmadan duygularımızı daha soslu kullanabiliyoruz.כחברה אנו חיים מעבר ליכולתנו.
Leningrad'da olduğunun farkında değildir.היא כותבת לו שהיא בוולנטיין.
Kullanıcı bu işlemin farkında olmaz.האדם הנוהג בדרך זו אינו מודע לכך.
Ama ikisi de bunun farkında değildir.שניהם היו מודעים לכך.
Descartes düşünceyi (cogitatio) “hemen bilincimde olduğum, içimde ne olduğudur ve bunun da farkındayımdır.”קלובקווסקה אמרה: "אני יודעת מי אני ומה אני מרגישה.
Her şeyin farkındadır ama ağrı sızı hissetmez.הם הרגישו כאבי בטן אך לא ידעו את פשרם.
Farkında olmayan zihinde düşündüğümüz her şey nesnelerin doğası hakkındaki bu yanlış algılamamızı yansıtır.בסופו של עניין אנו מבינים שכל דבר שנמצא מחוץ לנו הוא השתקפות של החשיבה שלנו על עצמנו.
Hayatını mahvettiğimin farkındayım ve ben olmazsam, rahatça çalışabileceğini de biliyorum.Знам, че разрушавам живота ти, че без мен ще можеш да работиш спокойно.
ABD’deki diyabet hastalarının %20’sinin bu hastalığa sahip olduğunun farkında olmadığı tahmin edilmektedir.Изчислено е, че 20% от хората с диабет в Съединените американски щати не осъзнават, че страдат от болестта.
Hipertansif olan ancak bunun önemli olduğunun farkında olmayan insanların sayısı.Броят на хората с хипертония, които не съзнават, че имат това заболяване е значителен.
Çünkü kendisi hiçbir şey bilmediğinin farkındadır.Вероятно, защото не знае, че е такъв.
Test ediciler sadece yazılımın ne olduğunun, yaptığı şeyin farkındadırlar, nasıl yaptığının değil.Тестващият е наясно само с това, което програмата е трябвало да направи, а не как го прави.
"Birçok kişiye borçlu olduğumun farkındayım.За много хора той е обиден.
Leningrad'da olduğunun farkında değildir.Семейството му остава в Ленинград.
Hayal kurmayı çok sever ve genellikle farkında olmadan hayal dünyasına dalar.Тя обича да пише и има живо въображение, което често я отвежда до поредното приключение!
Burada vasıfsız ve kısmen vasıflı insanların gönüllü farkında olmadan oluşan birlikteliği vardır.Важно е да се отбележи и концепцията за доброволни и относително недоброволни членове.
Çoğu kültürde erkekler ve kadınlar, giyimdeki cinsiyet farkından dolayı farklı türde giysiler giyerler.В повечето култури съществуват разлики в облеклото за мъже и жени.
Kadın hareketinin birikimlerinin farkında ve bu mirası sürdürmede ısrar eder.Неговата съпруга разбира за връзката и настоява за прекъсването ѝ.
Tehlikenin farkında olmayabilir.Може да не е наясно с опасността.
Kullanıcı bu işlemin farkında olmaz.Meštar ne zna kako s tim izaći na kraj.
ABD’deki diyabet hastalarının %20’sinin bu hastalığa sahip olduğunun farkında olmadığı tahmin edilmektedir.Procjenjuje se da 20% oboljelih u Sjedinjenim Američkim Državama uopće ne zna da ima šećernu bolest.
Ama ikisi de bunun farkında değildir.Ipak, njih dvije sumnjaju u to.