farkında ile cümle

farkında kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Bu esnada, arkada ve farkında olmadan televizyonda bir Bart Simpson balonu kısa bir sürede gözükür.I mellemtiden, bagved og ukendt for ham, viser tv'et kort en Bart Simpson ballon.
Vakıf, HIV/AIDS ile ilgili konularda farkındalığın artması için çalıştı.Kollektionen er designet til at gøre opmærksom på problemerne med hiv/aids.
"Birçok kişiye borçlu olduğumun farkındayım."Jeg herser meget med folk.
Ancak Ruslar IX Kolordunun 17. ve 28. bölümler ile de Muş için ilerlemekte olduğunun farkında değildi.De var ikke klar over, at det 9. osmanniske korps sammen med 17. og 28. division også var på vej mod Muş.
Vücudunun ve hareketlerinin uyumunun farkındadır.Man har kontrol over sin krop og dens bevægelser.
Leningrad'da olduğunun farkında değildir.Den er ikke kendt fra Langeland.
Ekolojik farkındalık ve duyarlılığın topluma yayılması.Fremme viden om økologi og bæredygtighed.
Çeşitli duygusal durumlar öz farkındalık ile pekiştirilir.Store beslutninger træffes med følelserne.
François küçümsendiğinin farkında bile değildir.Men Morten undervurderer ikke seg selv.
Elverum'daki gelişimi nedeniyle, bazı Avrupa kulüpleri onun farkında oldu.Med utviklingen Gullerud hadde i Elverum ble flere europeiske klubber oppmerksom på strekspilleren.
Danny farkında olmadan adamı oğlunun önünde öldürür, sonra bu şaşkınlıkla ordan kaçarken yaralanır.Danny dreper ved et uhell mannen foran øynene på mannens barn, før han blir skadd under flukten.
Bu durum bir bozukluğun farkında olunmasının eksikliği olan anosognoziden kaynaklanabilir.Dette kan være forvirrende fordi vi oppdager at noe er galt.
Ben bir tür "şeyler üstü"yüm, neler olduğunun tamamen farkındayım.Og jeg er veldig entusiastisk over hva vi gjør, så...
Bunu doğru olması için, bizim farkında olmadığımız bir bölümünün olması gerekir.For at noe skal være sant, må man skille med det som ikke er sant.
Bu durumun farkında olan İngilizler muhtemel bir savaşı engellemek için çaba harcadılar.Tyskerne gjennomførte kraftige forholdsregler for å forhindre den truende katastrofen.
Gayatri'ye ibadet edenler kararlı ve dindarane şekilde öz-farkındalığa ulaşırlar.Selain itu, bagi mereka yang merantau ke Jawa, mereka lebih mudah diterima.
"Birçok kişiye borçlu olduğumun farkındayım.Masih harus banyak belajar ke banyak orang".
4- Siyasal gerçekçilik, siyasal eylemin moral öneminin farkındadır.Realisme politik sadar akan pentingnya tindakan politik secara moral.
Ana madde: Öz farkındalık Bir canlının kendisine yönelik farkındalığını ifade etmektedir.Dao yang sesungguhnya hanya dapat dipahami dengan melalui kesadaran rohani manusia.
Hiçbiri, bu genç ve güzel kadının ne kadar tehlikeli olduğunun farkında değil.Tapi, tidak banyak yang menyadari betapa hebatnya perempuan.
Çünkü kendisi hiçbir şey bilmediğinin farkındadır.Dan oleh karena keributan itu ia tidak dapat mengetahui apakah yang sebenarnya terjadi.
Gray'in garip özelliklerinden biri de farkında olmandan üstündeki kıyafetleri çıkarmasıdır.Gray juga mewarisi kebiasaan aneh yaitu menanggalkan pakaian secara tidak sadar dari Ur.
Her şeyin farkındadır ama ağrı sızı hissetmez.Penyakit tersebut membuatnya menderita namun orang lain tidak dapat merasakannya.
Zengi şehri kuşatan bir ordu olmadığının farkında olarak bütün şehrin çevresini sardı.Zengi mengepung seluruh kota, menyadari bahwa tidak ada pasukan yang mempertahankannya.
Gandalf bunun farkındadır fakat o zamanlar bu onu sadece eğlendirmiştir.Squidward merasa terganggu, tetapi akhirnya dia bergabung.
Ama ikisi de bunun farkında değildir.Sayangnya Sisi tidak menyadarinya.
Ayrıca kendisinin sadece varlığının farkında olduğu sürece var olduğunu söylüyor.Ia bahkan meragukan keberadaan dirinya sendiri.
Ekolojik farkındalık ve duyarlılığın topluma yayılması."Mengukur Kadar Kesadaran dan Toleransi Masyarakat".
Jim hiçbir şeyin farkında değildir.Jim pun menyadari satu hal.
Gorbaçov bu durumu "Her şeyi biz kendi başımıza yapıyoruz Halkımız yaptıklarımızın farkında.Bahkan, pemimpin Uni Soviet Mikhail Gorbachev, menyatakan "Kami melakukan semuanya di sini sendiri.
Kemal farkında olmadan mafyanın eline düşmüştür.Setelah menang, Kemal memberanikan diri nembak Raisya.
Mariana bu durumun az çok farkındadır ve elinden geldiğince engel olmaktadır.Reina pun mengetahui masalah tersebut dan tetap tenang dalam menyikapinya.
Voldemort hayatı boyunca Taşın diğer büyülü güçlerinin farkında olmamıştır.Voldemort vẫn không biết đặc tính pháp thuật của viên đá ấy trong suốt cuộc đời của hắn.
Hastalığa yakalananların çoğu fakirdir ve çoğu da hastalığın kendilerine bulaştığının farkında değildir.Đa số người mắc bệnh là nghèo và không biết mình mắc bệnh.
ABD’deki diyabet hastalarının %20’sinin bu hastalığa sahip olduğunun farkında olmadığı tahmin edilmektedir.Người ta ước tính rằng 20% người bị bệnh tiểu đường ở Hoa Kỳ không nhận ra rằng họ mắc bệnh.
"Birçok kişiye borçlu olduğumun farkındayım.Tôi quyên tiền cho rất nhiều người.
4- Siyasal gerçekçilik, siyasal eylemin moral öneminin farkındadır.Chủ nghĩa hiện thực chính trị hiểu được sự quan trọng về đạo đức của hành động chính trị.
Robin bunun farkındadır çünkü yaralanmıştır.Điều này khiến Carl khóc vì bị tổn thương.
Bekarlar Günü Bekarlar Farkındalık Günü ^ a b Phelan, Sarah (February 11–18, 2004).Truy cập ngày 14 tháng 4 năm 2014. ^ Phelan, Sarah (February 11–18, 2004).
Çünkü kendisi hiçbir şey bilmediğinin farkındadır.Điều đó cho thấy rõ ràng rằng họ không hiểu gì cả.
Önemli bir ajan olduğunun kendisi de farkındadır.Thế là ông trở thành nhân vật quan trọng.
Rommel, SD'lerin evini gözetlediğinin farkındaydı.Bây giờ, Rommel nhận thấy nhân viên SS đang rình rập quanh nhà ông.
Bu, farkında olmadan gerilemeye sebep verir.Do đó ông tự tin có thể đánh địch mà không bị đáp trả.
Keamy kötü bir karakterdir ve kendisi de bunun farkındadır."Messi có cá tính của riêng anh ta và tôi cũng vậy.
Çünkü bu işe giriştiğimizde nasıl bir şeyin içinde olduğumuzun farkında değildik.Vẫn chưa biết rõ làm thế nào mà trong thời điểm ấy Cho có thể vào tòa nhà.
Masum ve melankolik bir görünüşü vardır, yaptığının farkında değildir sanki.Một kết thúc bất ngờ và không như mong đợi của người xem.
Ses çıkarmayanların, görmezden gelenlerin de farkındayız.徒人(あだびと)でありながら徒人(あだびと)とは別なる理(ことわり)を知る者よ。
Sarah Selanik’e dönene kadar bu hayalinin farkında değildi.サラは彼女がテッサロニキに戻るまではこの夢を実現できなかった。
Ama ikisi de bunun farkında değildir.もちろん二人はそのことを知らない。
İlk olarak, (herhangi) ana ilkeleri ihlal ettiğimin farkında değilim.珠光以前の所持者と銘の由来ははっきりしていない。
Kendi hastalığının ilerlediğinin farkındadır.彼は自分の病気を誇張している。
"Birçok kişiye borçlu olduğumun farkındayım.「たくさんの人が一人の人を非難している。
Çünkü kendisi hiçbir şey bilmediğinin farkındadır.彼女は何も知らず何も意識してゐないのである。
(Farkında Değil misiniz!)(見ていて)気付きません?
Uykudayken ne yaptığını unutan diğer insanlar gibi bunlar da uyanıkken ne yaptıklarının farkında değiller."寝る時は目が開いてしまうらしく他者からは寝ているのか起きているのかわからない。
Leningrad'da olduğunun farkında değildir.レニングラードで没する。
Farkındalık yaratmak ve toplum hizmetinde sosyal görevi yerine getirmek için Yönetişim Merkezi.治理センターは意識を高め、社会サービスの中で社会役割を実行します。
Test ediciler sadece yazılımın ne olduğunun, yaptığı şeyin farkındadırlar, nasıl yaptığının değil.芸術家を自称するが、彼の作品は何が描いてあるのか、また何を作ったのか全く分からない。
Kullanıcılar bu değişikliklerin farkında olmazlar.雌にはこのような変化は見られない。
Özellikle ikizlerin eve gelişi ile omuzlarına daha büyük bir sorumluluk yüklendiğini farkındadır.現在は妻とともに双子の面倒を見ながら、自宅の増改築に執心している。

İlgili Sayfalar