farkında ile cümle

farkında kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Her şeyin farkındadır ama ağrı sızı hissetmez.Стан важкий, але лікарі не вважають його безнадійним.
Alex, kendi saatini bulmuştur ancak farkında değildir.Сер Алекс поставився до мене, як до сина, і я ніколи не забуду той момент.
ABD’deki diyabet hastalarının %20’sinin bu hastalığa sahip olduğunun farkında olmadığı tahmin edilmektedir.Odhaduje se, že 20 % osob s diabetem ve Spojených státech si není vědomo, že touto chorobou trpí.
Hiçbiri, bu genç ve güzel kadının ne kadar tehlikeli olduğunun farkında değil.Nikdo z nich však neví, jak nebezpečná může žena být.
Ancak o bunu farkındadır.Ten si je toho zřetelně vědom.
Çünkü kendisi hiçbir şey bilmediğinin farkındadır.Přiznává si, že nic neví.
Artık kaybolduklarının farkında olan grup, sadece güneye doğru gitmeye karar verir.Tentokrát jsou už opravdu ztraceni, a tak se rozhodnou jít jednoduše na jih.
İnsanlar bunun farkında değildir çünkü uyutulmuşlardır.Ale nikdo to neslyšel, ani ti dva kloučci, protože tvrdě spali.
Fakat, Perowne, şanslı bir insan olduğunun farkında değildir.Gustav Znamená to, že ve skutečnosti nejsi šťastný?
Babası ise, Brautigan’ın ölüm haberi duyulana kadar onun babası olduğunun farkında değildi.Ten sám zjistil, že má syna, až po Brautiganově smrti.
Bu durumun farkında olan İngilizler muhtemel bir savaşı engellemek için çaba harcadılar.Bůh je mi svědkem, že jsme zkusili všechno, co bylo možné, abychom zamezili novou ofensivu.
Kullanıcılar bu değişikliklerin farkında olmazlar.Ekonomové nemají pro tyto změny konkrétní vysvětlení.
Gücün biraz daha farkında ve daha mantıklı bir durumdadır.Má více temperamentu a je vyrovnanější a o něco tvrdší v povaze.
Vakıf, HIV/AIDS ile ilgili konularda farkındalığın artması için çalıştı.Organizace se aktivně podílejí v osvětě na HIV/AIDS problematice a pochodů proti AIDS.
Söyleşilerindeki tarzı nedeniyle, lafı fazla uzattığı ve kendisinin farkında olduğu söylendi.Podle svých slov moc dobře ví, o koho se jedná, a moc ji to mrzí.
(Farkında Değil misiniz!)(Slyšeli jste?).
Hayatını mahvettiğimin farkındayım ve ben olmazsam, rahatça çalışabileceğini de biliyorum.Știu că îți stric viața, că fără mine vei putea lucra.
ABD’deki diyabet hastalarının %20’sinin bu hastalığa sahip olduğunun farkında olmadığı tahmin edilmektedir.Se estimează că 20% din populația Statelor Unite suferă de diabet fără a fi conștientă de acest fapt.
Hastalığa yakalananların çoğu fakirdir ve çoğu da hastalığın kendilerine bulaştığının farkında değildir.Majoritatea celor bolnavi provin din medii sărace și cei mai mulți nu realizează faptul că sunt infectați.
Jimmy liseden beri hayatının aynı devam ettiğinin farkındadır.Jimmy își dă seama că viața lui a rămas în mare parte aceeași, după ce a absolvit liceul.
Bana ne yaptığımın farkında olmadığımı söylüyorlar.Eu am avut mereu impresia că nu-și dau seama ce fac.
Her zaman farkında olunanın ise unutulması mümkün değildir.Și adevărul fiind ceea ce este, nu poate fi niciodată distrus.
Medya Farkındalık Ağı bulgularını "Çok başarılı bir film için tekrar izleme oranı yaklaşık %5'tir.Media Awareness Network a spus că, „Rata de repetare a vizionării unui blockbuster este de aproximativ 5%.
Çünkü Almanya yüzünden ileride ceza alabileceklerini farkındaydılar.Aflase că urma să fie arestat în Germania.
Ancak o bunu farkındadır.Ennek tudatában is volt.
Ben bir tür "şeyler üstü"yüm, neler olduğunun tamamen farkındayım.Ő: Igen, tövig rágtam a körmöm, hogy mi van veled.
Ama Needy bir sorun olduğunun farkındadır.Lynette tudja, hogy baj van.
François küçümsendiğinin farkında bile değildir.Miki sem büszke önmagára.
(Farkında Değil misiniz!)(Fogalma sincs?).
Bilincin farkında olmadığımız alanı.A felfedező kiléte nem ismert.
Çatışmalar başlayana kadar her iki taraf da birbirinin hazırlıklarının ve hesaplarının farkında değildi.A csata kezdetéig egyik fél sem volt tisztában a másik terveivel.
Ekolojik farkındalık ve duyarlılığın topluma yayılması.A társadalomlélektan lelkifurdalása és lekiismerete.
"Birçok kişiye borçlu olduğumun farkındayım.Sok ember megélhetése múlik rajtam.
Bu durumun farkında olan İngilizler muhtemel bir savaşı engellemek için çaba harcadılar.A britek igyekeztek lebeszélni a mexikóiakat egy esetleges háborúról.
Bu anlamıyla ATT'nin soyutlama (abstraction) yapma özelliğinin de farkında olmak gerekir.Elegendő tehát a Z invertálhatóságát belátni.
Bana ne yaptığımın farkında olmadığımı söylüyorlar.Nem hiszem, hogy felfogtam, mit is csináltam.
Jim hiçbir şeyin farkında değildir.Giovannista ei tiedetä juuri mitään.
Çalışanların neyi başardıklarının farkındalığının olmaması önemliydi.Perämies ei ollut tietoinen siitä, mihin he olivat törmänneet.
Gücü yönlendirdiğinin farkında olmaz.Ei tiedetä, miten hän nousi valtaan.
Bu isteğe verilecek cevap her zaman üç maddenin farkında olmaktır.Allokointi edellyttää aina vastaamista seuraaviin kolmeen kysymykseen.
Önemli bir ajan olduğunun kendisi de farkındadır.Hän myös ymmärsi olevansa tärkeä osa ryhmää.
Bu, farkında olmadan gerilemeye sebep verir.Tämä kannustaa olemaan käymättä heidän kimppuunsa.
Ben bir tür "şeyler üstü"yüm, neler olduğunun tamamen farkındayım.Sinnemäki lakonaikaisesta työstä: "Hyvin valitettavaa" Yle Uutiset.
Ancak o bunu farkındadır.Hän tietää asiasta."
Evde hayat akar gider ama kimse olanların ve olabileceklerin farkında değildir.Se aistii selvästi kuka on tervetullut pihalle ja kuka ei.
Ancak o bunu farkındadır.Απλά να το ξέρει.
Hastalığa yakalananların çoğu fakirdir ve çoğu da hastalığın kendilerine bulaştığının farkında değildir.Οι περισσότεροι άνθρωποι που νοσούν είναι φτωχοί και δεν συνειδητοποιούν ότι είναι μολυσμένοι.
Ama ikisi de bunun farkında değildir.Το γεγονός αυτό όμως το γνωρίζουν μόνο εκείνες οι δυο.
Gorbaçov bu durumu "Her şeyi biz kendi başımıza yapıyoruz Halkımız yaptıklarımızın farkında.Όπως παρατήρησε ο Γκορμπατσώφ: «Κάνουμε ακόμα τα πάντα μόνοι μας .
Çünkü kendisi hiçbir şey bilmediğinin farkındadır.Εμείς είδαμε μόνο πως δεν κατάλαβε τίποτα.
Hipertansif olan ancak bunun önemli olduğunun farkında olmayan insanların sayısı.Είναι σημαντικός ο αριθμός των ανθρώπων οι οποίοι είναι υπερτασικοί αλλά δεν το γνωρίζουν.
Bir gece, ansızın keşfettiği bir gerçekle hayatının sonsuza dek değişeceğinin farkında değildir.Ώσπου ένα τυχαίο γεγονός θα αλλάξει τη ζωή της για πάντα.
Durumsal farkındalık ve Endonezya savaş sanatı pencak konusunda kendini geliştirmiştir.Το μοναδικό του ενδιαφέρον η βελτίωσή του στην τέχνη της αερομαχίας.
Sarah Selanik’e dönene kadar bu hayalinin farkında değildi.Η Σάρα δεν επρόκειτο να πραγματοποιήσει το όνειρό της παρά μόνο μετά την επιστροφή της στη Θεσσαλονίκη.
Hayatını mahvettiğimin farkındayım ve ben olmazsam, rahatça çalışabileceğini de biliyorum.Ξέρω ότι χαλώ τη ζωή σου, που χωρίς εμένα θα μπορούσες να κάνεις.
Osmanlıların bu aşka izin vermeyeceğinin farkında ancak duygularına engel olamıyor.Αλλά η αγάπη που νιώθουν δε θα το επιτρέψει.
Yaralanmanın ciddiyetinin farkında varmadı, sadece bir bandaj sardı ve çalışmaya devam etti.Δεν προκάλεσε ζημιά στην πόλη, αλλά έλαβε μόνο ένα χρηματικό ποσό, όρισε μια φρουρά και έφυγε.
Leningrad'da olduğunun farkında değildir.Λέγεται ότι βρέθηκε στη Βεγγάζη.
ABD’deki diyabet hastalarının %20’sinin bu hastalığa sahip olduğunun farkında olmadığı tahmin edilmektedir.Man vurderer, at 20% af diabetikerne i USA, ikke er klar over, at de har sygdommen.
Bart'ın okuldaki başarısı düşüktür ve kendisi de bunun farkındadır, bir keresinde "Ben aptalım tamam mı?Bart gør det dårligt i skolen og er godt klar over det og erklærede engang: "Jeg er dum, okay?

İlgili Sayfalar