farkında ile cümle

farkında kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Aslında ne söylediğinin farkında değildi.Ik heb niet helemaal begrepen wat u zegt.
Ama ikisi de bunun farkında değildir.Ze snappen er allebei niets van.
Çevrelerinin farkında değil gibi görünüyorlardı.Het niet meer herkennen van je omgeving.
Vakıf, HIV/AIDS ile ilgili konularda farkındalığın artması için çalıştı.Ook ondernam ze activiteiten om de bewustwording van hiv/aids te vergroten.
Eminim ne olduğunun farkındaydı ama görmemiş gibi davranıyordu.Hij wist zeker dat het zo is, maar hij ziet niks.
(Farkında Değil misiniz!)Men kende dat immers niet?
"Birçok kişiye borçlu olduğumun farkındayım.'Gehoor geven aan velen.
Sam hiçbir şeyin farkında değilken Dean bunun bir şaka olduğunu düşünüyordur.Pas dan maakt Mr. Voice bekend dat het maar een grapje is.
Çünkü kendisi hiçbir şey bilmediğinin farkındadır.Ze vertelt hem van niets te weten.
Ölüden Mektuplar Sana Yöneldim Farkında Mısın?Begrijpt u deze rechten zoals ze u zijn medegedeeld?"
Belirli bir sosyal çevre içine girmiştir ve o an sadece bunun farkındadır.De kennis is al in hem in een sluimertoestand, maar hij is zich er alleen nog niet van bewust.
Bu yenilikler pilotun durumsal farkındalığını ve görev performansını arttıracaktır.Door de beeldschermen zal het situationeel bewustzijn en de efficiëntie van piloten toenemen.
ABD’deki diyabet hastalarının %20’sinin bu hastalığa sahip olduğunun farkında olmadığı tahmin edilmektedir.Ongeveer 50% van de mensen met diabetes weet niet dat ze lijden aan de ziekte.
Bu isteğe verilecek cevap her zaman üç maddenin farkında olmaktır.Bij deze peilingen konden de ondervraagden telkens drie kandidaten noemen.
Kullanıcılar bu değişikliklerin farkında olmazlar.Deze veranderingen worden door het publiek echter niet waargenomen.
Ne yaptığının farkında mısın?Besef je wat je gedaan hebt?
Birçok yazar Türkçenin zenginliğinin farkında bile değil.Heel veel schrijvers zijn zich zelfs niet bewust van de rijkdom van de Turkse taal.
Ne yaptığının farkında değildi.Hij wist echt niet wat hij deed.
Hayatını mahvettiğimin farkındayım ve ben olmazsam, rahatça çalışabileceğini de biliyorum.Wiem, że niszczę twoje życie, że beze mnie mógłbyś pracować.
Danny farkında olmadan adamı oğlunun önünde öldürür, sonra bu şaşkınlıkla ordan kaçarken yaralanır.Danny nieświadomie zabija go w obecności jego syna, następnie zostaje ranny podczas ucieczki.
ABD’deki diyabet hastalarının %20’sinin bu hastalığa sahip olduğunun farkında olmadığı tahmin edilmektedir.Szacuje się, że 20% cukrzyków w Stanach Zjednoczonych nie zdaje sobie sprawy z obecności choroby.
(Farkında Değil misiniz!)Did You Know? (ang.).
Ama ikisi de bunun farkında değildir.Obaj nic nie pamiętają.
Ancak o bunu farkındadır.Tylko Ona to wie”.
Bu safhalar farkında olma, ilgi, değerlendirme, deneme ve benimsemedir.Ale żeby nie było wątpliwości- to jest moja ocena, moje powody i moje uczucia.
Aslında ne söylediğinin farkında değildi.Nie wiedział bowiem, co mówi.
İnsanlar bunun farkında değildir çünkü uyutulmuşlardır.Ludzie w tym stanie mają wrażenie, że jeszcze nie śpią.
Antrenörü ise farkında olmadan farklı bir kimyasal verdiğini söyledi.Za pomocą przemian chemicznych wyodrębnili nowy, nieznany dotąd pierwiastek chemiczny.
Hasta ayrıca bu etkenlerin birbirleriyle olan ilişkilerinin da farkında olmalıdır.Pacjenci różnią się też między sobą świadomością swojego zachowania.
Çevrelerinin farkında değil gibi görünüyorlardı.Nie potrafią dostosowywać się do otoczenia.
Fakat bütün aile fertleri 3 canavarla yaşamanın sanıldığı gibi kolay olmadığının farkında.Bitwa jest o tyle ciekawa, że każde z 3 potworów nie wie z kim ma walczyć.
Bu isteğe verilecek cevap her zaman üç maddenin farkında olmaktır.Cechą rozpoznawczą całego rodzaju jest zawsze trójnerwowa nasada liści.
Bireyin benliğinin farkında olması olarak kısaca tanımlanabilecek Öz farkındalık iki uçta tanımlanmaktadır.Zanegowanie bytu może więc być rozumiane dwojako.
Vakıf, HIV/AIDS ile ilgili konularda farkındalığın artması için çalıştı.Prowadzi działalność charytatywną w walce z HIV i AIDS.
Fakat Elwood insanların ona deli gözüyle baktığının farkında değildir.Violet nie chce uznać kobiety za niepoczytalną.
Eminim ne olduğunun farkındaydı ama görmemiş gibi davranıyordu.Grał jak szedł, ale wiedział, gdzie idzie.
Bunu doğru olması için, bizim farkında olmadığımız bir bölümünün olması gerekir.Do tego bowiem potrzebny byłby rozum, którego nie mają.
(Farkında Değil misiniz!)(Vet du det?).
Hastalığa yakalananların çoğu fakirdir ve çoğu da hastalığın kendilerine bulaştığının farkında değildir.De flesta som har sjukdomen är fattiga och de flesta som är smittade vet inte om det.
ABD’deki diyabet hastalarının %20’sinin bu hastalığa sahip olduğunun farkında olmadığı tahmin edilmektedir.Det beräknas att 20 procent av alla diabetiker i USA är omedvetna om sin sjukdom.
Her iki taraf aralarındaki ortak düşmanlıklarının farkındaydı.Bägge parter var väl medvetna om sambandet mellan dessa fenomen.
Vakıf, HIV/AIDS ile ilgili konularda farkındalığın artması için çalıştı.Hon deltog också i debatten omkring HIV och AIDS.
Robin bunun farkındadır çünkü yaralanmıştır.Robin blev sårad och trillade av.
Çünkü kendisi hiçbir şey bilmediğinin farkındadır.Presidenten själv har hävdat att han inte kände till något.
Kimse bu adamın ileride neler yapacağını farkında değildi.Ingen visste vad som väntade dem på andra sidan.
Jim hiçbir şeyin farkında değildir.Inget är känt om Paul.
Her şeyin farkındadır ama ağrı sızı hissetmez.Symtomen är att ögonen blir röda, men man känner ingen smärta.
Kullanıcılar bu değişikliklerin farkında olmazlar.Användarna märker ingen skillnad.
"Birçok kişiye borçlu olduğumun farkındayım.Він захопив уяву багатьох людей".
ABD’deki diyabet hastalarının %20’sinin bu hastalığa sahip olduğunun farkında olmadığı tahmin edilmektedir.За оцінками, 20% населення США, хворого на діабет, не підозрюють про свою хворобу.
(Farkında Değil misiniz!)(Ти знаєш?)
4- Siyasal gerçekçilik, siyasal eylemin moral öneminin farkındadır.Четвертий принцип стверджує, що політичний реалізм визнає моральне значення політичної дії.
Ama ikisi de bunun farkında değildir.Але дві з них досі невідомо де.
Leningrad'da olduğunun farkında değildir.Жив у Ленінграді.
Ancak o bunu farkındadır.Але він теж це розуміє.
Meditasyon düşüncesiz farkındalık konumudur.Вітчизняна медицина вважає мене безнадійною.
Her zaman farkında olunanın ise unutulması mümkün değildir.Випробувавши один раз, людина не може цього забути.
Kullanıcı bu işlemin farkında olmaz.Комерційне використання не відоме цього виду.
Birleşik ısı ve güç ısı farkından yararlanarak, şehrin sularını ısıtan enerji sistemidir.Електрику та тепло в місто постачає одна електростанція.
Çünkü kendisi hiçbir şey bilmediğinin farkındadır.Як наслідок, він твердив, що він нічого не знає.

İlgili Sayfalar