farkında ile cümle
farkında kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Gözünüzü açın, bunlar bozguncuların ta kendileridir, lâkin şuurları yok, farkında değiller.Yet they are surely mischief-mongers, even though they do not know.
Asıl beyinsizler kendileridir de farkında değiller.And yet they are the fools, even though they do not know.
Babaları: “Onu götürmeniz beni meraklandırır. Korkarım ki siz farkında olmadan, onu kurt yer.” dedi.He said: "I am afraid of sending him with you lest a wolf should devour him when you are unmindful."
Hayır, onlar işin farkında değiller! [9,55; 3,178; 68,44-45; 74,11-16]No. They do not comprehend.
İşte bu azap, kendilerine ansızın gelir ki, onlar hiç farkında olmazlar.It will come upon them unawares, and they will not comprehend it.
Oysa onlardır asıl bozguncu; farkında bile değiller.Yet they are surely mischief-mongers, even though they do not know.
Böylece farkında olmadan kendilerini mahfediyorlar.But they ruin none but themselves, and do not understand.
Hayır, farkında değiller.No. They do not comprehend.
Yoksa siz hiç farkında olmadan amelleriniz eriyip gider.To honour him is part of faith. To disrespect him is blasphemy.)
Yoksa siz farkında olmadan bütün emekleriniz hiçe iniverir. [24,63]To honour him is part of faith. To disrespect him is blasphemy.)
Onlar kendilerinden başkasına tuzak kurmuyorlar, ama farkında değiller.And they plot not but against themselves, and they perceive not.
Onlar farkında değillerken kıyamet gününün kendilerine ansızın gelmesini mi bekliyorlar?They await but the Hour: that it should come upon them of a sudden, while they perceive not.
Tam aksine, onlar dirilerdir ama siz farkında olmazsınız.Nay, they are living, but ye perceive not.
Aslında onlar öz benliklerinden başkasına oyun oynamıyorlar ama farkında değillir.And they plot not but against themselves, and they perceive not.
Onlar yalnız kendilerini aldatırlar, ama farkında olmazlar.And they plot not but against themselves, and they perceive not.
Bilakis, onlar diridirler, fakat siz bunun farkında değilsiniz.Nay, they are living, but ye perceive not.
İnsanlar, hiç farkında değillerken o kıyamet ansızın başlarına gelivermesini mi bekliyorlar?They await but the Hour: that it should come upon them of a sudden, while they perceive not.
Aksine onlar diridir fakat siz farkında değilsiniz.Nay, they are living, but ye perceive not.
Aslında kendilerinden başkasını kandırmıyorlar. Ama farkında değiller.And they plot not but against themselves, and they perceive not.
Onlar, farkında değilken, Saatin kendilerine ansızın gelmesini mi bekliyorlar?They await but the Hour: that it should come upon them of a sudden, while they perceive not.
Oysa sadece kendilerini saptırıyorlar; fakat farkında değiller.But they shall not lead astray anyone except themselves, and they perceive not.
Yuvalarınıza girin ki, Süeyman ve orduları farkında olmayarak sizi ezmesinler."Enter your dwellings, lest Sulaiman (Solomon) and his hosts crush you, while they perceive not."
Korkarım ki siz farkında olmadan, onu kurt yer.” dedi.I fear lest a wolf should devour him, while you are careless of him."
Onlar sadece kendilerini saptırıyor. Farkında bile değiller.But they shall not lead astray anyone except themselves, and they perceive not.
Ama farkında değiller.But they court their own ruin, although they do not realize it.
Allah yolunda öldürülenlere, "ölüler" demeyin; hayır, onlar diridirler, ama siz farkında olmazsınız.Do not call those who were slain in Allah’s way ‘dead.’ No, they are living, but you are not aware.
Allah yolunda öldürülenlere "Ölüler" demeyin, zira onlar diridirler, fakat siz farkında değilsiniz.Do not call those who were slain in Allah’s way ‘dead.’ No, they are living, but you are not aware.
Öldürmeyin onu, bize yararı olabilir, yahut onu çocuk ediniriz." Onlar işin farkında olmuyorlardı.Do not slay him, perhaps he may benefit us, or we will take him for our son' But they were unaware.
Gerçekte ise onlar öz benliklerinden başkasını aldatmıyorlar. Ne var ki, bunun farkında olamıyorlar.However, they have deceived no one but themselves, a fact of which they are not aware.
Fakat azap kendilerine, hiç farkında olmadıkları bir yerden geldi.Thus, the torment struck them and they did not even realize where it came from.
Halbuki onlar ancak kendilerini aldatırlar ve bunun farkında değillerdir.However, they have deceived no one but themselves, a fact of which they are not aware.
Biz de kendileri farkında olmadan, onların planlarını altüst ettik.Consider the result of their plot.
Kendilerinden başkasını aldatamazlar da farkında değiller. [58,18]However, they have deceived no one but themselves, a fact of which they are not aware.
Halbuki kendi kendilerini aldatıyorlar. Farkında bile değiller.However, they have deceived no one but themselves, a fact of which they are not aware.
Farkında bile değiller.However, they do not realize it.
Onlarsa işin farkında olmuyorlardı.And they knew not.
Kızgın insanlar sizi şüphelendiriyor, farkındayım, ne kadar duygusal olduğumuzu biliyorsunuz.Appearing angry makes one suspicious, I know, and you know how emotional we are.
Peru'daki Dahiyane Sosyal Medya Kampanyası İnsan Kaçakçılığına Karşı Farkındalık YaratıyorPeru's Clever Social Media Campaign Raises Awareness About Human Trafficking · Global Voices
WA: Hikayelerin farkındalık yarattıını düşünüyorum.WA: I think through the stories it brings awareness.
Farkındalık yaratıp insanları daha derine bakmaya itebiliyor.It can bring awareness and make people look into it further.
Bu taktik mevzubahis konularda halkın farkındalığını artırmak adına çıkarıldı.This tactic bought democrats time to raise public awareness of the issues at stake.
Ancak, hükümetin Afganistan'daki fiili durumun farkında olmadığının görüldüğünü de ekledi.But the government seems unaware of the actual situation in Afghanistan, he added.
Böylece, onların arasında görünür bir farkındalık hissi oluşmuş oldu." dedi.So, there's a feeling of visible awareness among them," said Ovesea.
Neden 2003, 2004, 2005 veya 2006'da bunun farkında değilllerdi?" diye sordu.Were they aware of it in 2003, 2004, 2005, 2006?" SNS party official Aleksandar Vucic asked.
Gruevski müsteşara Makedonya'nın yapması gereken ev ödevinin farkında olduğuna dair güvence verdi.Gruevski assured him that Macedonia was aware of the homework it needs to do.
Kostunica, "İşbirliğinin AB ile yaptığımız müzakereleri büyük ölçüde etkileyeceğinin farkındayız."We are aware that co-operation will strongly affect our negotiations with the EU.
Proje 2002 yılında merkezi İstanbul'da bulunan Kültürel Farkındalık Vakfı tarafından başlatılmıştı.The project was launched in 2002 by the Istanbul-based Cultural Awareness Foundation.
Brüksel'de konuşan Ban, "Bu paketin bütün tarafları tatmin edemeyebileceğinin farkındayım."I am aware that this package maybe will not satisfy all sides.
Uzmanlar endişe verici ekonomik belirtilerin bir süredir farkındaydılar.Experts have been noticing worrisome economic symptoms.
Yetkililer bu riskin farkında ve önlem alıyorlar," dedi.The authorities are aware of this risk and are taking measures," he said.
Hırvat yetkililer bu şartın yerine getirilmesinin aciliyetinin farkında.Croatian authorities have acknowledged the urgency of meeting this condition.
Santiç, İsviçre frangıyla kredi alanların risklerin aşağı yukarı farkında olduklarını belirtti.He said that people who took the loans in Swiss francs were more or less aware of the risks.
Niciç, "Programı Arnavut toplumunun da izlediğinin farkındayız."We are aware that the Albanian community is also watching the programme.
Yetkili, "AB bunun önemli olduğunun farkında ve kolay olmayacak."The EU is aware of the fact that this is important to you and it will not be easy.
Buna rağmen, bazı işverenler sorunun farkında değilmiş gibi görünüyorlar.Despite this, some employers seem unaware of the problem.
Bu arada AB temsilcileri sorunun farkında olduklarını belirttiler.EU representatives, meanwhile, have indicated they are aware of the problem.
Pipero SETimes'a verdiği demeçte, "Vatandaşlar yükümlülüklerinin farkında olmalı."Citizens must be aware of their obligations.
Ebeveynler, alkolün çocuk sağlığı üzerinde yarattığı etkilerin felaket olduğunun farkında değiller."Parents don't realize that the repercussions upon the children's health are catastrophic.
Müzakerelerin kolay veya kısa bir süreç olmadığının farkındayız.We are aware that the negotiations are not an easy or short process.
Kqiku da bunun farkında ve işin bu boyutu onu daha da öfkelendiriyor.Kqiku is aware of that, which is a dimension that further angers him.
İlgili Sayfalar