Bahsettiğim daha önemli olan hata, bu potansiyel farkına sahip olmamızı sağlayan esas sebeptir.이것이 바로 작은 오류입니다. 더 중요한 오류는
Bahsettiğim daha önemli olan hata, bu potansiyel farkına sahip olmamızı sağlayan esas sebeptir.To była ta mniejsza pomyłka.
Bahsettiğim daha önemli olan hata, bu potansiyel farkına sahip olmamızı sağlayan esas sebeptir.Za každé 3 sodíky vypumpované ven jsou 2 draslíkové kationty napumpované dovnitř.
Bahsettiğim daha önemli olan hata, bu potansiyel farkına sahip olmamızı sağlayan esas sebeptir.وهذا هو الخطاأ البسيط الخطأ الاكثر اهمية كما قلت لكم
Bana bak! Hiç farkında mısın...Masz w ogóle pojęcie...
Bana bak! Hiç farkında mısın... Sağ ol.-Kuules nyt... -Kiitos.
Basın konferansında bulunmamam üzerine... ...hakkımda bir sürü söylenti çıktığının farkındayım.A sajtókonferenciától való távolmaradásom a személyemmel kapcsolatos kedvezőtlen pletykákhoz vezetett.
Basın konferansında bulunmamam üzerine... ...hakkımda bir sürü söylenti çıktığının farkındayım.Les problèmes causés par la conférence de presse ont déclenché des ragots dans le palais.
Basın konferansında bulunmamam üzerine... ...hakkımda bir sürü söylenti çıktığının farkındayım.Εξαιτίας της απουσίας μου από τη συνέντευξη. Γνωρίζω ότι υπάρχουν πολλές φήμες για το πρόσωπο μου.
Basın konferansında bulunmamam üzerine... ...hakkımda bir sürü söylenti çıktığının farkındayım.بسبب غيابي عن اللقاء اعلم ان هناك الكثير من الاشاعات
Baylar kusura bakmayın, ama bayanlardan tek farkınız bu kadar ufak bir şey.Desculpem rapazes, mas é só uma coisa pequenininha que vos torna diferentes.
Baylar kusura bakmayın, ama bayanlardan tek farkınız bu kadar ufak bir şey.Désolé les gars, mais c'est juste une toute petite chose qui vous rend différents.
Baylar kusura bakmayın, ama bayanlardan tek farkınız bu kadar ufak bir şey.Entschuldigt, Jungs, aber es ist nur eine winzig kleine Sache, die euch anders macht.
Baylar kusura bakmayın, ama bayanlardan tek farkınız bu kadar ufak bir şey.Je mi to líto, chlapci, ale je to jen tahle maličkost, která vás odlišuje.
Baylar kusura bakmayın, ama bayanlardan tek farkınız bu kadar ufak bir şey.죄송하지만 여러분들, 저 작은게 성별의 차이를 만드는 것이죠
Baylar kusura bakmayın, ama bayanlardan tek farkınız bu kadar ufak bir şey.Ledsen grabbar, men det är bara pytteliten del som gör er annorlunda.
Baylar kusura bakmayın, ama bayanlardan tek farkınız bu kadar ufak bir şey.Lo siento muchachos, pero es algo diminuto lo que los hace únicos.
Baylar kusura bakmayın, ama bayanlardan tek farkınız bu kadar ufak bir şey.Maaf para laki-laki, tapi yang membuat Anda berbeda hanyalah benda kecil ini.
Baylar kusura bakmayın, ama bayanlardan tek farkınız bu kadar ufak bir şey.Prepáčte chlapci, ale je to len malinká vec čo vás robí odlišnými.
Baylar kusura bakmayın, ama bayanlardan tek farkınız bu kadar ufak bir şey.Przykro mi, chłopcy, ale odróżnia was tylko jedna maciupeńka rzecz.
Baylar kusura bakmayın, ama bayanlardan tek farkınız bu kadar ufak bir şey.Regret, băieţi, dar un singur lucru mic vă diferenţiază.
Baylar kusura bakmayın, ama bayanlardan tek farkınız bu kadar ufak bir şey.Sajnálom fiúk, de csak ez a kis darab tesz titeket különbözővé.
Baylar kusura bakmayın, ama bayanlardan tek farkınız bu kadar ufak bir şey.Scusate uomini, è solo un minuscolo dettaglio che vi rende differenti.
Baylar kusura bakmayın, ama bayanlardan tek farkınız bu kadar ufak bir şey.Sorry jongens, maar het is maar een piepklein ding wat jullie onderscheidt.
Baylar kusura bakmayın, ama bayanlardan tek farkınız bu kadar ufak bir şey.Xin lỗi các chàng trai, nhưng chỉ có một điều nhỏ nhưng làm các cậu khác biệt.
Baylar kusura bakmayın, ama bayanlardan tek farkınız bu kadar ufak bir şey.Συγνώμη αγόρια, αλλά είναι πολύ μικρό αυτό που σας κάνει διαφορετικούς.
Baylar kusura bakmayın, ama bayanlardan tek farkınız bu kadar ufak bir şey.Вибачайте, хлопці, але лише ця маленька річ робить вас відмінними.
Baylar kusura bakmayın, ama bayanlardan tek farkınız bu kadar ufak bir şey.Парни, извините, но всего лишь очень маленькая штучка делает вас другими.
Baylar kusura bakmayın, ama bayanlardan tek farkınız bu kadar ufak bir şey.Съжалявам момчета, но само това дребно нещо ви прави различни.
Baylar kusura bakmayın, ama bayanlardan tek farkınız bu kadar ufak bir şey.צר לי בחורים, זה כל ההבדל הקטן.
Baylar kusura bakmayın, ama bayanlardan tek farkınız bu kadar ufak bir şey.معذرة أيها الأولاد، لكن ما يجعلكم مختلفين هو أمر في غاية الصغر.
Baylar kusura bakmayın, ama bayanlardan tek farkınız bu kadar ufak bir şey.この染色体を拡大すると
Bazen yaptığımızın farkına bile varmayız.Adesea nici nu le observăm.
Bazen yaptığımızın farkına bile varmayız.A menudo ni siquiera nos damos cuenta.
Bazen yaptığımızın farkına bile varmayız.Často si ich ani nevšimneme.
Bazen yaptığımızın farkına bile varmayız.Často si jich ani nevšimneme.
Bazen yaptığımızın farkına bile varmayız.Chúng ta thường sẽ không chú ý đến chúng.
Bazen yaptığımızın farkına bile varmayız.Często nawet tego nie zauważamy.
Bazen yaptığımızın farkına bile varmayız.Kadang kita tidak sadar telah melakukannya.
Bazen yaptığımızın farkına bile varmayız.우리는 이런 것을 무의식중에 실행하지요
Bazen yaptığımızın farkına bile varmayız.Muitas vezes, nem nos vamos aperceber delas.
Bazen yaptığımızın farkına bile varmayız.Oft nehmen wir ihn nicht einmal war.
Bazen yaptığımızın farkına bile varmayız.Sokszor észre se vesszük őket.
Bazen yaptığımızın farkına bile varmayız.Souvent nous ne le remarquons même pas.
Bazen yaptığımızın farkına bile varmayız.Spesso senza neppure accorgercene.
Bazen yaptığımızın farkına bile varmayız.We merken het vaak zelfs niet op.
Bazen yaptığımızın farkına bile varmayız.Συχνά δεν τις παρατηρούμε καν.
Bazen yaptığımızın farkına bile varmayız.Дори понякога не го забелязваме.
Bazen yaptığımızın farkına bile varmayız.Часто мы этого даже не замечаем.
Bazen yaptığımızın farkına bile varmayız.לרוב אנו בכלל לא מבחינים בזאת.
Bazen yaptığımızın farkına bile varmayız.عادة لا نلاحظها حتى.
Bazen yaptığımızın farkına bile varmayız.生存活動の一部に過ぎません 皆やっていることです
Bazıları ise gerçek koşulların farkında ama içlerinden şöyle geçiyor:고아원의 실태를 알고 있는 사람들도 있겠죠 하지만 여전히 필요악이라 생각할 것입니다
Bazıları ise gerçek koşulların farkında ama içlerinden şöyle geçiyor: "Yetimhaneler olması gereken şeytanlar."Alţii ştiu mai multe despre condiţiile de trai din aceste centre, dar le consideră totuşi un rău necesar.
Bazıları ise gerçek koşulların farkında ama içlerinden şöyle geçiyor: "Yetimhaneler olması gereken şeytanlar."Anderen weten meer over de leefomstandigheden maar geloven dat ze een noodzakelijk kwaad zijn.
Bazıları ise gerçek koşulların farkında ama içlerinden şöyle geçiyor: "Yetimhaneler olması gereken şeytanlar."Jiní vědí své o zdejších životních podmínkách, ale domnívají se, že jde jen o nutné zlo.
Bazıları ise gerçek koşulların farkında ama içlerinden şöyle geçiyor: "Yetimhaneler olması gereken şeytanlar."Mások többet tudnak ugyan az itteni életkörülményekről, de mégis úgy gondolnak rájuk, mint szükséges rosszra.
Bazıları ise gerçek koşulların farkında ama içlerinden şöyle geçiyor: "Yetimhaneler olması gereken şeytanlar."Những người khác biết thêm chi tiết về điều kiện sống tại đó nhưng vẫn nghĩ rằng đó là một điều ác cần thiết.
Bazıları ise gerçek koşulların farkında ama içlerinden şöyle geçiyor: "Yetimhaneler olması gereken şeytanlar."Niektórzy znają warunki sierocińców lepiej, ale uważają je za zło konieczne.
Bazıları ise gerçek koşulların farkında ama içlerinden şöyle geçiyor: "Yetimhaneler olması gereken şeytanlar."Otros conocen mejor las condiciones de vida, pero piensan que son un mal necesario.