Aynı şekilde, her düşüncenin arkasında yalın bilinçlilik, saf farkındalık vardır.Podobně je i za každou jednotlivou myšlenkou holé vědomí, čirá bdělost. To je podstata.
Aynı şekilde, her düşüncenin arkasında yalın bilinçlilik, saf farkındalık vardır.Podobnie z myślami: za każdą kryje się czysta, naga świadomość.
Aynı şekilde, her düşüncenin arkasında yalın bilinçlilik, saf farkındalık vardır.Taktiež, za každou jednou myšlienkou sa nachádza prosté vedomie, rýdze uvedomenie si.
Aynı şekilde, her düşüncenin arkasında yalın bilinçlilik, saf farkındalık vardır.Tương tự như vậy, đằng sau mỗi suy nghĩ có một ý thức, một sự nhận biết thuần khiết
Aynı şekilde, her düşüncenin arkasında yalın bilinçlilik, saf farkındalık vardır.Ugyanígy, minden egyes gondolat mögött ott rejlik maga a tudat, a tiszta tudatosság.
Aynı şekilde, her düşüncenin arkasında yalın bilinçlilik, saf farkındalık vardır.Παρομοίως, πίσω από κάθε σκέψη υπάρχει η γυμνή καθαρή συνείδηση.
Aynı şekilde, her düşüncenin arkasında yalın bilinçlilik, saf farkındalık vardır.Аналогично этому, за каждой мыслью скрыто чистое, обнажённое самосознание, осознание себя.
Aynı şekilde, her düşüncenin arkasında yalın bilinçlilik, saf farkındalık vardır.Подібно до цього, за кожною думкою існує гола свідомість, чисте розуміння. Дуже часто ми шукаємо ззовні.
Aynı şekilde, her düşüncenin arkasında yalın bilinçlilik, saf farkındalık vardır.Подобно на това, зад всяка една мисъл има чиста съзнателност, чисто усещане.
Aynı şekilde, her düşüncenin arkasında yalın bilinçlilik, saf farkındalık vardır.באותו אופן, מאחורי כל מחשבה בודדת ישנה ההכרה החשופה, מודעות טהורה.
Aynı şekilde, her düşüncenin arkasında yalın bilinçlilik, saf farkındalık vardır.بالمثل , خلف كل فكرة هناك ضمير مجرد , معرفة نقيه .
Aynı şekilde, her düşüncenin arkasında yalın bilinçlilik, saf farkındalık vardır.そういう性質なのです 意識は憎悪や嫉妬によって損なわれるようなことはありません
Aynı zamanda bu dünyanın da ne yediğimizle ilintili olduğunun farkına varmalıyız.Dobbiamo arrivare alla consapevolezza che anche il mondo è quello che mangiamo.
Aynı zamanda bu dünyanın da ne yediğimizle ilintili olduğunun farkına varmalıyız.Kita harus menyadari bahwa dunia juga adalah apa yang kita makan.
Aynı zamanda bu dünyanın da ne yediğimizle ilintili olduğunun farkına varmalıyız.세상 또한 우리가 먹는 식품과 다르지 않음을 깨달을 필요가 있습니다.
Aynı zamanda bu dünyanın da ne yediğimizle ilintili olduğunun farkına varmalıyız.Musimy sobie uświadomić, że świat wygląda tak jak wygląda nasza żywność.
Aynı zamanda bu dünyanın da ne yediğimizle ilintili olduğunun farkına varmalıyız.Nous devons nous rendre compte que le monde est aussi ce que nous mangeons.
Aynı zamanda bu dünyanın da ne yediğimizle ilintili olduğunun farkına varmalıyız.Precisamos de perceber que o mundo também é o que comemos.
Aynı zamanda bu dünyanın da ne yediğimizle ilintili olduğunun farkına varmalıyız.Rá kell jöjjünk, hogy a világ is az, amit eszünk.
Aynı zamanda bu dünyanın da ne yediğimizle ilintili olduğunun farkına varmalıyız.Trebuie să înţelegem că lumea este şi ceea ce mâncăm.
Aynı zamanda bu dünyanın da ne yediğimizle ilintili olduğunun farkına varmalıyız.Và ta cần chấp nhận rằng thế giới cũng là thực phẩm.
Aynı zamanda bu dünyanın da ne yediğimizle ilintili olduğunun farkına varmalıyız.Vi bliver nødt til at indse, at verden også er hvad vi spiser.
Aynı zamanda bu dünyanın da ne yediğimizle ilintili olduğunun farkına varmalıyız.We moeten ons beseffen dat de wereld ook is wat we eten.
Aynı zamanda bu dünyanın da ne yediğimizle ilintili olduğunun farkına varmalıyız.Wir müssen verstehen, dass die Welt auch das ist, was wir essen.
Aynı zamanda bu dünyanın da ne yediğimizle ilintili olduğunun farkına varmalıyız.Πρέπει να κατανοήσουμε πως και ο κόσμος είναι ό,τι τρώμε.
Aynı zamanda bu dünyanın da ne yediğimizle ilintili olduğunun farkına varmalıyız.Нам необходимо осознать, что мир - это тоже то, что мы едим.
Aynı zamanda bu dünyanın da ne yediğimizle ilintili olduğunun farkına varmalıyız.Нам потрібно визнати, що світ - це також те, що ми їмо.
Aynı zamanda bu dünyanın da ne yediğimizle ilintili olduğunun farkına varmalıyız.Нужно е да осъзнаем, че светът също е онова, което ядем.
Aynı zamanda bu dünyanın da ne yediğimizle ilintili olduğunun farkına varmalıyız.עלינו להבין שהעולם הוא גם מה שאנחנו אוכלים.
Aynı zamanda bu dünyanın da ne yediğimizle ilintili olduğunun farkına varmalıyız.علينا أن نعترف بأن العالم أيضاً هو ما يأكله.
Aynı zamanda bu dünyanın da ne yediğimizle ilintili olduğunun farkına varmalıyız.この考え方を受け入れれば
Aynı zamanda, gönüllülük işinde kalacağım, bu beni hepsinin en büyük farkındalığına sürüklüyor.Ale také, zůstanu u dobrovolnictví, které mě vede k největšímu zření ze všech.
Aynı zamanda, gönüllülük işinde kalacağım, bu beni hepsinin en büyük farkındalığına sürüklüyor.A po druhé, myslím, že zostanem dobrovoľníčkou. Čo ma priviedlo k mojej najväčšej myšlienke.
Aynı zamanda, gönüllülük işinde kalacağım, bu beni hepsinin en büyük farkındalığına sürüklüyor.Dar intenţionez de asemenea să continui cu voluntariatul, fapt ce mă conduce la cea mai mare revelaţie.
Aynı zamanda, gönüllülük işinde kalacağım, bu beni hepsinin en büyük farkındalığına sürüklüyor.Đồng thời dự định gắn bó với việc tình nguyện, điều đưa tôi đến sự tái hiện lớn nhất.
Aynı zamanda, gönüllülük işinde kalacağım, bu beni hepsinin en büyük farkındalığına sürüklüyor.És emellett, maradok az önkéntes munka mellett, ami a legnagyobb felismeréshez vezet mindezekután.
Aynı zamanda, gönüllülük işinde kalacağım, bu beni hepsinin en büyük farkındalığına sürüklüyor.Jednak jednocześnie pozostanę przy wolontariacie. To prowadzi do mojego największego objawienia.
Aynı zamanda, gönüllülük işinde kalacağım, bu beni hepsinin en büyük farkındalığına sürüklüyor.그리고, 또한 계속해서 자원봉사 활동을 할 겁니다. 그 봉사활동이 저를 가장 큰 깨닮음으로 이끌어주었으니까요.
Aynı zamanda, gönüllülük işinde kalacağım, bu beni hepsinin en büyük farkındalığına sürüklüyor.Maar bovendien zal ik dat vrijwilligerswerk blijven doen. En dat brengt me bij de grootste openbaring.
Aynı zamanda, gönüllülük işinde kalacağım, bu beni hepsinin en büyük farkındalığına sürüklüyor.Mais surtout, je pense continuer le volontariat, qui m'a permis de réaliser quelque chose de bien plus grand.
Aynı zamanda, gönüllülük işinde kalacağım, bu beni hepsinin en büyük farkındalığına sürüklüyor.Men også fordi jeg agter at fortsætte som frivillig, hvilket leder mig til den største åbenbaring af dem alle.
Aynı zamanda, gönüllülük işinde kalacağım, bu beni hepsinin en büyük farkındalığına sürüklüyor.Pero además, pretendo seguir trabajando como voluntaria, lo cual me lleva a la principal revelación:
Aynı zamanda, gönüllülük işinde kalacağım, bu beni hepsinin en büyük farkındalığına sürüklüyor.Tapi juga, Saya berniat untuk tetap pada kerja sukarela saya, yang mana menuntun saya ke pencerahan terbesar.
Aynı zamanda, gönüllülük işinde kalacağım, bu beni hepsinin en büyük farkındalığına sürüklüyor.А во-вторых, я собираюсь и дальше быть добровольцем, что наводит меня на мысль о главной истине
Aynı zamanda, gönüllülük işinde kalacağım, bu beni hepsinin en büyük farkındalığına sürüklüyor.А по-друге, я збираюсь і далі бути добровольцем, що наводить мене на думку про головну істину:
Aynı zamanda, gönüllülük işinde kalacağım, bu beni hepsinin en büyük farkındalığına sürüklüyor.Но също така смятам да продължа с доброволната помощ, което всъщност ме доведе до най-голямото прозрение.
Aynı zamanda, gönüllülük işinde kalacağım, bu beni hepsinin en büyük farkındalığına sürüklüyor.אבל מלבד זאת, אני מתכוונת להמשיך להתנדב, מה שבעצם מוביל אותי להתגלות הגדולה מכולן.
Aynı zamanda, gönüllülük işinde kalacağım, bu beni hepsinin en büyük farkındalığına sürüklüyor.وأيضًا: لأني سأستمر في العمل التطوعي. والذي قادني-في الحقيقة- إلى هذه الفكرة الرائعة.
Aynı zamanda, gönüllülük işinde kalacağım, bu beni hepsinin en büyük farkındalığına sürüklüyor.ボランティアも続けていくつもりです カナダ人がシステムをいかさまする時には
Aynı zamanda sosyal etkileşimi de sağlar; diğerlerini anlamak ve kişisel farkındalık gibi.A társadalmi részvételünkben, mások megértésében, és az önismeret terén is szerepet játszik.
Aynı zamanda sosyal etkileşimi de sağlar; diğerlerini anlamak ve kişisel farkındalık gibi.Det är också inblandat i socialt samspel, i att förstå andra människor, och i självmedvetenhet.
Aynı zamanda sosyal etkileşimi de sağlar; diğerlerini anlamak ve kişisel farkındalık gibi.E de asemenea implicat în interacțiile sociale, în înțelegerea altor oameni și în conștiința de sine.
Aynı zamanda sosyal etkileşimi de sağlar; diğerlerini anlamak ve kişisel farkındalık gibi.Er ist auch bei sozialer Interaktion, beim Einfühlungsvermögen und beim Selbstbewusstsein beteiligt.
Aynı zamanda sosyal etkileşimi de sağlar; diğerlerini anlamak ve kişisel farkındalık gibi.Het is ook betrokken bij sociale interactie, het begrijpen van andere mensen, en bij zelfbewustzijn.
Aynı zamanda sosyal etkileşimi de sağlar; diğerlerini anlamak ve kişisel farkındalık gibi.Il est aussi impliqué dans l'interaction sociale, le fait de comprendre les autres, et la conscience de soi.
Aynı zamanda sosyal etkileşimi de sağlar; diğerlerini anlamak ve kişisel farkındalık gibi.Jest też zaangażowana w interakcje społeczne, rozumienie innych i samoświadomość.
Aynı zamanda sosyal etkileşimi de sağlar; diğerlerini anlamak ve kişisel farkındalık gibi.전두엽 피질은 다른 사람을 이해하고 스스로를 인식하는 사회작용에도 관여합니다.
Aynı zamanda sosyal etkileşimi de sağlar; diğerlerini anlamak ve kişisel farkındalık gibi.Nó cũng tham gia vào các tương tác xã hội, hiểu biết về người khác, và tự nhận thức về bản thân.
Aynı zamanda sosyal etkileşimi de sağlar; diğerlerini anlamak ve kişisel farkındalık gibi.Podílí se také na společenské interakci, porozumění druhým lidem a sebeuvědomování.
Aynı zamanda sosyal etkileşimi de sağlar; diğerlerini anlamak ve kişisel farkındalık gibi.Si occupa anche dell'interazione sociale, di capire le altre persone e dell'autoconsapevolezza.