Anıların tohumları, bilgiler, bütün bunlar, sen bunların farkındasın.És amikor azt mondom, hogy a legeslegmélyebb igazségod, nem úgy értem, hogy rétegek alá van temetve.
Anıların tohumları, bilgiler, bütün bunlar, sen bunların farkındasın.I semi della memoria, le informazioni, tutto questo, siete a conoscenza di essi.
Anıların tohumları, bilgiler, bütün bunlar, sen bunların farkındasın.Las semillas de memoria, la información, de todo esto, tu eres consciente de ellos.
Anıların tohumları, bilgiler, bütün bunlar, sen bunların farkındasın.les germes de la mémoire, de l'information, tout cela, tu en es consciente.
Anıların tohumları, bilgiler, bütün bunlar, sen bunların farkındasın.Vzpomínek, informací - všeho toho - jste si toho vědomi.
Anında, sadece Farkındalığın kendisi olmanın alanında, her şey biraz yavaşlamaya başlayacak.En onmiddellijk, in deze ruimte van alleen maar Gewaarzijn zelf, begint alles wat te vertragen.
Anında, sadece Farkındalığın kendisi olmanın alanında, her şey biraz yavaşlamaya başlayacak.És máris, ebben a 'pusztán a Tudatként levés' terében minden egy kicsit kezd lelassulni.
Anında, sadece Farkındalığın kendisi olmanın alanında, her şey biraz yavaşlamaya başlayacak.Inmediatamente en este espacio de sólo ser la Conciencia misma, todo comienza a calmarse un poco.
Anında, sadece Farkındalığın kendisi olmanın alanında, her şey biraz yavaşlamaya başlayacak.Natychmiast w tej przestrzeni bycia samą Świadomością, wszystko zaczyna trochę zwalniać.
Anında, sadece Farkındalığın kendisi olmanın alanında, her şey biraz yavaşlamaya başlayacak.Si imediat, in acest spatiu in care esti Constienta insasi, totul incepe sa incetineasca putin.
Anında, sadece Farkındalığın kendisi olmanın alanında, her şey biraz yavaşlamaya başlayacak.Сразу же в этом пространстве пребывания самим Осознаванием, все начинает слегка замедляться.
Anlatılamayana karşı anlaşılan. Siz de farkındasınızdır ki çoğu zaman her şeyi anlamak isteriz.설명할 수 없음 vs 이해하기. 우리는 너무 자주 모든 것을 이해하려 합니다.
Anlatılamayana karşı anlaşılan. Siz de farkındasınızdır ki çoğu zaman her şeyi anlamak isteriz.הלא-מוסבר לעומת המובן. אנחנו יותר מדי רוצים להבין הכל.
Anlatılamayana karşı anlaşılan. Siz de farkındasınızdır ki çoğu zaman her şeyi anlamak isteriz.الغير قابل للتفسير في مقابل المفهوم. تعلمون؟ كثيرا ما نريد أن نفهم كل شيء
Anlatılamayana karşı anlaşılan. Siz de farkındasınızdır ki çoğu zaman her şeyi anlamak isteriz.しかし建築は言葉で表される言語ではありません
Anlatmak zorundayım, olayların farkına varacak kimse yoktu.Devo raccontarla, perché non c'era nessuno che facesse due più due.
Anlatmak zorundayım, olayların farkına varacak kimse yoktu.El kell mondanom, mert nem volt senki, aki rájött volna, mennyi a kettő meg kettő.
Anlatmak zorundayım, olayların farkına varacak kimse yoktu.Ich muss sie erzählen, weil es keinen gab, der zwei und zwei zusammenzählte.
Anlatmak zorundayım, olayların farkına varacak kimse yoktu.Ik moet het vertellen omdat niemand doorhad wat dit betekende.
Anlatmak zorundayım, olayların farkına varacak kimse yoktu.Je dois la raconter, parce qu'il n'y avait personne pour additionner deux et deux.
Anlatmak zorundayım, olayların farkına varacak kimse yoktu.아무도 이야기를 하려하지 않기에 전 이야기를 해야만 합니다.
Anlatmak zorundayım, olayların farkına varacak kimse yoktu.Muszę, bo nikt inny nie skojarzył tych faktów.
Anlatmak zorundayım, olayların farkına varacak kimse yoktu.Tengo que contarla, porque no ha habido nadie que sume dos y dos.
Anlatmak zorundayım, olayların farkına varacak kimse yoktu.Tôi phải kể ra, bởi vì không một ai có thể giải quyết vấn đề này.
Anlatmak zorundayım, olayların farkına varacak kimse yoktu.Trebuie s-o spun, pentru ca n-a avut cine să pună lucrurile cap la cap.
Anlatmak zorundayım, olayların farkına varacak kimse yoktu.Πρέπει να την πω, γιατί δεν υπήρχε κανείς να βάλει τα πράγματα στη θέση τους.
Anlatmak zorundayım, olayların farkına varacak kimse yoktu.Трябва, защото нямаше нито един, който да събере две и две.
Anlatmak zorundayım, olayların farkına varacak kimse yoktu.Я должен, потому что никто не соображал, что к чему.
Anlatmak zorundayım, olayların farkına varacak kimse yoktu.אני חייב, כי אף אחד אחר לא יקשר בין הדברים.
Anlatmak zorundayım, olayların farkına varacak kimse yoktu.كان لابد أن أحكيها لأنه لا يوجد شخص لوضع الاثنين مع بعض.
Anlatmak zorundayım, olayların farkına varacak kimse yoktu.なぜそうなったのかを理解してもらえないから 私は徐々に気付き始めました
"Anne iki kez kırmızı ışıkta geçtiğinin farkında mısın?" diye sormuş."엄마, 지금 엄마가 빨간불을 두개 지나친 거 아세요?"
"Anne iki kez kırmızı ışıkta geçtiğinin farkında mısın?" diye sormuş."Mãe, reparaste que passaste dois sinais vermelhos?"
"Anne iki kez kırmızı ışıkta geçtiğinin farkında mısın?" diye sormuş."Mama, ist dir eigentlich bewusst, dass du schon durch zwei rote Ampeln gefahren bist?"
"Anne iki kez kırmızı ışıkta geçtiğinin farkında mısın?" diye sormuş."Maman, tu te rends compte que tu viens de brûler deux feux rouges?"
"Anne iki kez kırmızı ışıkta geçtiğinin farkında mısın?" diye sormuş."Mamă, știi că tocmai ai trecut de 2 ori pe roșu?"
"Anne iki kez kırmızı ışıkta geçtiğinin farkında mısın?" diye sormuş."Mamá, ¿te diste cuenta que cruzaste dos luces rojas?"
"Anne iki kez kırmızı ışıkta geçtiğinin farkında mısın?" diye sormuş."Mamma, vet du att du just körde förbi två rödljus?"
"Anne iki kez kırmızı ışıkta geçtiğinin farkında mısın?" diye sormuş."Mamo, czy jesteś świadoma że przejachałaś na czerwonym dwa razy?"
"Anne iki kez kırmızı ışıkta geçtiğinin farkında mısın?" diye sormuş."Mam, zag je dat je net door twee rode stoplichten reed?"
"Anne iki kez kırmızı ışıkta geçtiğinin farkında mısın?" diye sormuş."Mẹ ơi, mẹ có thấy là mẹ vừa mới vượt hai đèn đỏ không?"
"Anne iki kez kırmızı ışıkta geçtiğinin farkında mısın?" diye sormuş."Mor, er du klar over, at du lige har kørt over for rødt to gange?"
"Anne iki kez kırmızı ışıkta geçtiğinin farkında mısın?" diye sormuş. Ve anne cevap vermiş:"Mamma, ti sei accorta di essere appena passata con due semafori rossi?" e la madre dice, "Oh!
"Anne iki kez kırmızı ışıkta geçtiğinin farkında mısın?" diye sormuş."Ω, οδηγώ;" (Γέλια)
"Anne iki kez kırmızı ışıkta geçtiğinin farkında mısın?" diye sormuş."Мамо, знаеш ли, че току-що премина на два червени светофара?"
"Anne iki kez kırmızı ışıkta geçtiğinin farkında mısın?" diye sormuş."Мам, ты заметила, что уже два раза проехала на красный свет?"
"Anne iki kez kırmızı ışıkta geçtiğinin farkında mısın?" diye sormuş."אמא, את מודעת לזה שהרגע עברת על פני שני רמזורים אדומים?"
"Anne iki kez kırmızı ışıkta geçtiğinin farkında mısın?" diye sormuş."أمي ، هل أدركت انك عبرت للتو مرتين خلال الأشارة الحمراء ؟"
Annem hep şöyle derdi, uyanık olmalısın, aklından geçen ile bedeninin farkında olmalısın.제 어머니가 항상 제게 "너는 자신을 잘 관찰해야만 한다, 네 몸과 마음에 무슨 일이 일어나고 있는지 알아야 한다" 라고 말씀하셨습니다.
Annem hep şöyle derdi, uyanık olmalısın, aklından geçen ile bedeninin farkında olmalısın.Ma mère m'a toujours dit : " Tu dois être observatrice, savoir ce qui se passe dans ton corps et ton esprit. "
Annem hep şöyle derdi, uyanık olmalısın, aklından geçen ile bedeninin farkında olmalısın.Mia madre mi diceva sempre:
Annem hep şöyle derdi, uyanık olmalısın, aklından geçen ile bedeninin farkında olmalısın.Mijn moeder zei altijd: "Je moet weten wat er speelt in geest en lichaam."
Annem hep şöyle derdi, uyanık olmalısın, aklından geçen ile bedeninin farkında olmalısın.Moja matka zawsze mawiała, że trzeba być spostrzegawczym, znać swoje ciało i umysł.
Annem hep şöyle derdi, uyanık olmalısın, aklından geçen ile bedeninin farkında olmalısın.Майка ми винаги ми казваше: "Трябва да бъдеш наблюдателна, да знаеш какво става в ума и твоето тяло."
Annem hep şöyle derdi, uyanık olmalısın, aklından geçen ile bedeninin farkında olmalısın.גם כן. אימי תמיד אמרה לי, "עליך להיות מסוגלת להבחין, לדעת מה מתרחש בנפשך וגופך."
Annem hep şöyle derdi, uyanık olmalısın, aklından geçen ile bedeninin farkında olmalısın.لطالما اخبرتني امي ينبغي أن تكوني يقظة، تعرفي مالذي يدور في عقلك وجسدك
Annem hep şöyle derdi, uyanık olmalısın, aklından geçen ile bedeninin farkında olmalısın.私の母はいつも私にこう言いました 「注意深く観察して自分の精神と体に 何が起きているか知る必要がある」
An ve an nefesinizin hislerinin farkında kalınPermaneçam conscientes da sensação da vossa respiração, em cada momento.
An ve an nefesinizin hislerinin farkında kalınPermanezcan concentrados en la sensación de su respiración, momento a momento.
An ve an nefesinizin hislerinin farkında kalınRimanete consapevoli della percezione del vostro respiro, momento per momento.