Ama onları putlaştırma tehlikesinin de farkındayım.Dar sunt conştientă de pericolul de a le transforma într-un fetiş.
Ama onları putlaştırma tehlikesinin de farkındayım.De tudatában vagyok a fetisizálás veszélyeinek is.
Ama onları putlaştırma tehlikesinin de farkındayım.Jestem jednak świadoma niebezpieczeństwa ich fetyszyzowania.
Ama onları putlaştırma tehlikesinin de farkındayım.Maar ik ben mij ook bewust van het gevaar om er fetisjen van te maken.
Ama onları putlaştırma tehlikesinin de farkındayım.Mais je suis également consciente du danger de les fétichiser.
Ama onları putlaştırma tehlikesinin de farkındayım.Mas estou igualmente consciente do perigo de os fetichizar.
Ama onları putlaştırma tehlikesinin de farkındayım.Ma sono anche cosciente del pericolo che c'è nel farli diventare un feticcio.
Ama onları putlaştırma tehlikesinin de farkındayım.Men jag är också medveten om faran att dyrka dem.
Ama onları putlaştırma tehlikesinin de farkındayım.Nhưng tôi cũng ý thức được đến hiểm nguy của việc tôn thờ chúng.
Ama onları putlaştırma tehlikesinin de farkındayım.Pero también estoy atenta al peligro de que se conviertan en un fetiche.
Ama onları putlaştırma tehlikesinin de farkındayım.Přesto si uvědomuju nebezpečí fetišizace příběhů.
Ama onları putlaştırma tehlikesinin de farkındayım.Tapi saya juga sadar akan bahayanya jika, kita mendewakan buku.
Ama onları putlaştırma tehlikesinin de farkındayım.Έχω, όμως, και επίγνωση ότι υπάρχει κίνδυνος να τα φετιχοποιώ.
Ama onları putlaştırma tehlikesinin de farkındayım.Але я також усвідомлюю небезпеку надмірного захоплення книжками.
Ama onları putlaştırma tehlikesinin de farkındayım.Но ми е известна и опасността от превръщането им във фетиш.
Ama onları putlaştırma tehlikesinin de farkındayım.Но я так же прекрасно знаю об опаности их идеализации.
Ama onları putlaştırma tehlikesinin de farkındayım.אך בו בעת אני ערה לסכנה של אהבה עיוורת שלהם.
Ama onları putlaştırma tehlikesinin de farkındayım.إلا أنني أدرك خطورة تَصْنيمِهَا (الكتب).
Ama onları putlaştırma tehlikesinin de farkındayım.그치만 전 또한 책의 물신(物神)화가 지닌 위험도 알고 있어요.
Ama onları putlaştırma tehlikesinin de farkındayım.詩人のルーミーが シャムセ タブリーズに会ったとき
Ama öykünün içine girdikçe, göz ardı edemediğim iki büyük çevresel sorunun farkına vardım.Ale im bardziej się angażowałem, tym bardziej narzucały się kwestie ekologiczne.
Ama öykünün içine girdikçe, göz ardı edemediğim iki büyük çevresel sorunun farkına vardım.그러나 이 이야기에 점점 더 관여하게 되면서, 무시할 수 없는 두가지 심각한 환경 문제가 있음을 깨달았습니다.
Ama öykünün içine girdikçe, göz ardı edemediğim iki büyük çevresel sorunun farkına vardım.Ko pa sem se v zgodbo bolj poglobil, sem ugotovil, da moram opozoriti na dve veliki okoljski vprašanji.
Ama öykünün içine girdikçe, göz ardı edemediğim iki büyük çevresel sorunun farkına vardım.Так як я більше зацікавився цією історією, то побачив 2 великі природні проблеми, які я не міг ігнорувати.
Ama öykünün içine girdikçe, göz ardı edemediğim iki büyük çevresel sorunun farkına vardım.אבל ככל שנעשיתי יותר מעורב בכתבה, הבנתי שקיימות שתי סוגיות סביבתיות גדולות אשר לא יכולתי להתעלם.
Ama öykünün içine girdikçe, göz ardı edemediğim iki büyük çevresel sorunun farkına vardım.無視できない二つの大きな環境問題に気付きました。 一つは、生まれて8〜15日のアザラシが
Ama sana stilini daha "farkında" yapacağımı söylemiştim.Aber ich sagte, ich würde deinen Stil bewusster machen.
Ama sana stilini daha "farkında" yapacağımı söylemiştim.Но я сказал, что хотел бы сделать твой стиль более осознанным.
Ama sonra başka bir durumun farkına vardım.Aber dann habe ich mit der Erforschung einer Alternative begonnen.
Ama sonra başka bir durumun farkına vardım.Ale wtedy zacząłem badać inną alternatywę.
Ama sonra başka bir durumun farkına vardım.Dar apoi am început să explorez altă alternativă.
Ama sonra başka bir durumun farkına vardım.De aztán egy másik lehetőség feltárásába fogtam.
Ama sonra başka bir durumun farkına vardım.하지만 저는 다른 이론에 관심을 갖기 시작했지요.
Ama sonra başka bir durumun farkına vardım.Mais j'ai commencé ensuite à explorer une autre alternative.
Ama sonra başka bir durumun farkına vardım.Ma poi cominciai a esplorare un'altra alternativa.
Ama sonra başka bir durumun farkına vardım.Men så begyndte jeg at udforske andre alternativer.
Ama sonra başka bir durumun farkına vardım.Pero luego empecé a explorar otra alternativa.
Ama sonra başka bir durumun farkına vardım.Tot ik een ander alternatief begon te verkennen.
Ama sonra başka bir durumun farkına vardım.Но след това започнах да изследвам друга възможност.
Ama sonra başka bir durumun farkına vardım.אבל אז התחלתי לחקור חלופה אחרת.
Ama sonra başka bir durumun farkına vardım.و لكن و بدأت أستكشف بديلا آخر
Ama sonra başka bir durumun farkına vardım.この理論ではビッグバンは物事の始まりではない という立場を取ります
Ama tüm açıklamalar, farklılıklar ve algı; farkındalıkta ortaya çıkıyor.Mas todas as descrições, diferenças e percepções surgem na consciência.
Ama tüm açıklamalar, farklılıklar ve algı; farkındalıkta ortaya çıkıyor.Men alla beskrivningar och skillnader och uppfattningar uppenbaras i medvetandet.
Ama tüm açıklamalar, farklılıklar ve algı; farkındalıkta ortaya çıkıyor.Nem a cselekvés állapota, hanem a teljes tudatosság állapota. Ugyanakkor a tudatot nem lehet igazán leírni.
Ama tüm açıklamalar, farklılıklar ve algı; farkındalıkta ortaya çıkıyor.Pero todas las descripciones y diferencias y percepciones aparecen en la conciencia.
Ancak biz 1 metrenin 100 santim olduğunu biliyoruz. Her 1 metre başına 100 santim düştüğünün farkındayız.Ora sappiamo che 1 iarda è uguale a 36 pollici cioè ci sono 36 pollici in ogni iarda.
Ancak, bu durumla ilgili farkına vardığımız bir sorun var:Das Problem:
Ancak, bu durumla ilgili farkına vardığımız bir sorun var:그런데 많은 연구를 통해 알아낸 문제점은
Ancak, bu durumla ilgili farkına vardığımız bir sorun var:Pero el problema que detectamos,
Ancak, bu durumla ilgili farkına vardığımız bir sorun var:לאיזה סוג של שירותי בריאות הם צריכים לפנות?
Ancak, bu durumla ilgili farkına vardığımız bir sorun var:ولكن المشكلة في ذلك أن أدركنا
Ancak, bu durumla ilgili farkına vardığımız bir sorun var:彼女たちは人々に医療制度や
Ancak çevresel bilginin sahip olduğu bütün potansiyelin henüz farkına varmaya başladık.Alamme kuitenkin vasta hiljalleen ymmärtää ympäristötiedossa piilevän valtavan potentiaalin.
Ancak çevresel bilginin sahip olduğu bütün potansiyelin henüz farkına varmaya başladık.Ändå har vi bara börjat förverkliga miljöinformationens fulla potential.
Ancak çevresel bilginin sahip olduğu bütün potansiyelin henüz farkına varmaya başladık.Až teraz si však začíname uvedomovať úplný potenciál environmentálnych informácií.
Ancak çevresel bilginin sahip olduğu bütün potansiyelin henüz farkına varmaya başladık.Die EUA strebt an, die Technik, insbesondere das Internet, in neue Richtungen zu lenken.
Ancak çevresel bilginin sahip olduğu bütün potansiyelin henüz farkına varmaya başladık.Ennek ellenére még csak most kezdjük teljes mértékben kihasználni a környezeti információk lehetőségeit.
Ancak çevresel bilginin sahip olduğu bütün potansiyelin henüz farkına varmaya başladık.Maar we zijn nog maar net begonnen het volledige potentieel van milieu-informatie te bevatten.
Ancak çevresel bilginin sahip olduğu bütün potansiyelin henüz farkına varmaya başladık.Pero todavía nos estamos empezando a dar cuenta del enorme potencial de la información medioambiental.