Ana içeriğe geç
Sözlük

farkın ile cümle

farkın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
İki sayının farkının alınması işlemidir.Pilihan yang dapat diambil adalah menambah 2 angka.
Farkına varır ki Abstergo günümüzün Tapınak Şövalyeleri organizasyonudur.Anh biết được rằng Abstergo chính là tổ chức Hiệp sĩ dòng Đền thời hiện đại.
Voldemort hayatı boyunca Taşın diğer büyülü güçlerinin farkında olmamıştır.Voldemort vẫn không biết đặc tính pháp thuật của viên đá ấy trong suốt cuộc đời của hắn.
O sırada Stauffenberg'in dışarıya çıktığının kimse farkına varamadı.Dường như không ai để ý khi Stauffenberg lẻn ra ngoài.
Hastalığa yakalananların çoğu fakirdir ve çoğu da hastalığın kendilerine bulaştığının farkında değildir.Đa số người mắc bệnh là nghèo và không biết mình mắc bệnh.
ABD’deki diyabet hastalarının %20’sinin bu hastalığa sahip olduğunun farkında olmadığı tahmin edilmektedir.Người ta ước tính rằng 20% người bị bệnh tiểu đường ở Hoa Kỳ không nhận ra rằng họ mắc bệnh.
IV. Aleksios sözlerini tutmanın zor olduğunun farkına vardı.Alexios IV nhận ra rằng lời hứa của ông là rất khó giữ.
"Birçok kişiye borçlu olduğumun farkındayım.Tôi quyên tiền cho rất nhiều người.
4- Siyasal gerçekçilik, siyasal eylemin moral öneminin farkındadır.Chủ nghĩa hiện thực chính trị hiểu được sự quan trọng về đạo đức của hành động chính trị.
Robin bunun farkındadır çünkü yaralanmıştır.Điều này khiến Carl khóc vì bị tổn thương.
Tam o sırada Larry, öldürmesi gereken kişinin aslında Lois olduğunun farkına varır.Tony đã nhận ra rằng Rick chính là kẻ đã giết Lou.
Bekarlar Günü Bekarlar Farkındalık Günü ^ a b Phelan, Sarah (February 11–18, 2004).Truy cập ngày 14 tháng 4 năm 2014. ^ Phelan, Sarah (February 11–18, 2004).
Birisi tarafından izlendiğinin farkına varır.Cô phát hiện anh đang nhìn một cô gái khác.
Çünkü kendisi hiçbir şey bilmediğinin farkındadır.Điều đó cho thấy rõ ràng rằng họ không hiểu gì cả.
Önemli bir ajan olduğunun kendisi de farkındadır.Thế là ông trở thành nhân vật quan trọng.
Rommel, SD'lerin evini gözetlediğinin farkındaydı.Bây giờ, Rommel nhận thấy nhân viên SS đang rình rập quanh nhà ông.
Bunlar faz farkının varlığına işarettir.Điều này cho thấy sự khác nhau về định dạng.
Artık tek kurtuluş yolunun batıya doğru dağları aşmak olduğunun farkına varmışlardı.Bây giờ rõ ràng là chỉ có thể leo qua dãy núi về phía tây.
Bu, farkında olmadan gerilemeye sebep verir.Do đó ông tự tin có thể đánh địch mà không bị đáp trả.
Onun yakında olduğunun farkına varınca, sadece bildiğin duaları okumak gerekir.Khi trưởng thành, bà biết được mình mắc chứng khó đọc.
Eğer kot farkına bakarsak bunu anlayabiliriz.Nếu điều này nghe có vẻ dễ, hãy thử đi.
Keamy kötü bir karakterdir ve kendisi de bunun farkındadır."Messi có cá tính của riêng anh ta và tôi cũng vậy.
Çünkü bu işe giriştiğimizde nasıl bir şeyin içinde olduğumuzun farkında değildik.Vẫn chưa biết rõ làm thế nào mà trong thời điểm ấy Cho có thể vào tòa nhà.
Masum ve melankolik bir görünüşü vardır, yaptığının farkında değildir sanki.Một kết thúc bất ngờ và không như mong đợi của người xem.
Ses çıkarmayanların, görmezden gelenlerin de farkındayız.徒人(あだびと)でありながら徒人(あだびと)とは別なる理(ことわり)を知る者よ。
Sarah Selanik’e dönene kadar bu hayalinin farkında değildi.サラは彼女がテッサロニキに戻るまではこの夢を実現できなかった。
Ama ikisi de bunun farkında değildir.もちろん二人はそのことを知らない。
Guth bu modelin sorunsal olduğunun farkına vardı çünkü model düzgün ısınmıyordu.グースは、このモデルは適正に再加熱しないため問題があることを認識した。
Birisi tarafından izlendiğinin farkına varır.そこで、何者かにつけられていることに気付く。
İlk olarak, (herhangi) ana ilkeleri ihlal ettiğimin farkında değilim.珠光以前の所持者と銘の由来ははっきりしていない。
Kendi hastalığının ilerlediğinin farkındadır.彼は自分の病気を誇張している。
"Birçok kişiye borçlu olduğumun farkındayım.「たくさんの人が一人の人を非難している。
Çünkü kendisi hiçbir şey bilmediğinin farkındadır.彼女は何も知らず何も意識してゐないのである。
(Farkında Değil misiniz!)(見ていて)気付きません?
Gamow tarafından verilen seminere katılımından sonra Max Born tünelin genelliliğinin farkına vardı.ガモフによるセミナーに参加後、マックス・ボルンはトンネリングの一般性を認識した。
Uykudayken ne yaptığını unutan diğer insanlar gibi bunlar da uyanıkken ne yaptıklarının farkında değiller."寝る時は目が開いてしまうらしく他者からは寝ているのか起きているのかわからない。
Leningrad'da olduğunun farkında değildir.レニングラードで没する。
Böylece artık kim olduğunun farkına varmış olur.やがて、彼はついに自分自身が何者であるかを見出すこととなる。
Farkındalık yaratmak ve toplum hizmetinde sosyal görevi yerine getirmek için Yönetişim Merkezi.治理センターは意識を高め、社会サービスの中で社会役割を実行します。
Eğer kot farkına bakarsak bunu anlayabiliriz.わかりにくいと思ったら、無視しても良い。
Sizi mutlu eden eşyalarınızı farkına varmak, düzenleme bence budur."どうしてあげれば喜ばれるかを心得ていて、楽しそうに進んでお世話していました」と述懐している。
Test ediciler sadece yazılımın ne olduğunun, yaptığı şeyin farkındadırlar, nasıl yaptığının değil.芸術家を自称するが、彼の作品は何が描いてあるのか、また何を作ったのか全く分からない。
Otomobil tutkusunun farkına burada vardı.クールな情熱を持つクルマという意味。
Kullanıcılar bu değişikliklerin farkında olmazlar.雌にはこのような変化は見られない。
Williamson, yalan söylediğinin sadece gerçek hırsız tarafından bilinebileceğinin farkına varır.盗賊団員 ♂ リンコが盗賊団を抜けた事を知らずにいたため、騙されてしまった。
Özellikle ikizlerin eve gelişi ile omuzlarına daha büyük bir sorumluluk yüklendiğini farkındadır.現在は妻とともに双子の面倒を見ながら、自宅の増改築に執心している。
Yani Sokrates kendi cehaletinin farkında olmak gibi insani bilgeliğe sahiptir.ソクラテスは自身の無知の知によって他者よりも賢明になったと信じた。
Onun yakında olduğunun farkına varınca, sadece bildiğin duaları okumak gerekir.『御文』を拝読する時は、調声人のみ拝読する。
Çünkü bu işe giriştiğimizde nasıl bir şeyin içinde olduğumuzun farkında değildik.このため、何を意図してこれに参加したのかは不明である。
Manipüle edilen kişi, genellikle gerçekte ne olduğunun farkında değildir.神出鬼没であり、普段はどこに住んでいるかは不明。
Fakat Bilo biraz saf olduğu için bunun farkına varmaz.しかし本人は鈍感なため、全くそのことに気がついていない。
Bu arada Suat Yalaz farkına varmadan Paris'e yerleşmiş oldu.そう、ピートが気付かないうちに引っ越すことにしたのだ。
Bu single'ın habercisi olduğu albü Farkın Bu ise 7 Temmuz 2011'de çıktı.これにちなんでシングルの発売日も7月7日である。
Vakıf, HIV/AIDS ile ilgili konularda farkındalığın artması için çalıştı.厚生省側はエイズ研究班の目的を、エイズについての実状を把握し対策を立てることにあると考えていた。
Erkekler de kadının çıplaklığının farkında değil gibidirler.女性の裸に興味は無いらしい。
Ben bir tür "şeyler üstü"yüm, neler olduğunun tamamen farkındayım.ただし、その大本になる「こと」(事)が何であるかということには、さまざまな見解がある。
O, benim gizli planımın farkındadır.彼女は私の秘密の計画に気づいている。
Tehlikenin farkında olmayabilir.彼女は危険に気付いていないかもしれない。
O da Mûsâ'yı, onlar farkına varmadan uzaktan gözledi.“因着信,”摩西繼續保持堅定,“如同看見那不能看見的主”。
Yerel otoriteler olayların farkına varınca 1881 yılında kardeşler Missouri’ye dönmek zorunda kaldılar.当局开始怀疑他们,1881年兄弟两不得不返回密苏里。
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod