Osmanlıların bu aşka izin vermeyeceğinin farkında ancak duygularına engel olamıyor.Αλλά η αγάπη που νιώθουν δε θα το επιτρέψει.
İki sayının farkının alınması işlemidir.Η αφαίρεση βρίσκει τη διαφορά δύο αριθμών.
Yaralanmanın ciddiyetinin farkında varmadı, sadece bir bandaj sardı ve çalışmaya devam etti.Δεν προκάλεσε ζημιά στην πόλη, αλλά έλαβε μόνο ένα χρηματικό ποσό, όρισε μια φρουρά και έφυγε.
Leningrad'da olduğunun farkında değildir.Λέγεται ότι βρέθηκε στη Βεγγάζη.
Hidrostatik basıncın sıvının ağırlığına değil yükselti farkına bağlı olduğunu kanıtlamıştır.Αυτό σε αντιδιαστολή με την υδροστατική πίεση που εξαρτάται από την βαρύτητα.
ABD’deki diyabet hastalarının %20’sinin bu hastalığa sahip olduğunun farkında olmadığı tahmin edilmektedir.Man vurderer, at 20% af diabetikerne i USA, ikke er klar over, at de har sygdommen.
Bart'ın okuldaki başarısı düşüktür ve kendisi de bunun farkındadır, bir keresinde "Ben aptalım tamam mı?Bart gør det dårligt i skolen og er godt klar over det og erklærede engang: "Jeg er dum, okay?
Bu esnada, arkada ve farkında olmadan televizyonda bir Bart Simpson balonu kısa bir sürede gözükür.I mellemtiden, bagved og ukendt for ham, viser tv'et kort en Bart Simpson ballon.
Vakıf, HIV/AIDS ile ilgili konularda farkındalığın artması için çalıştı.Kollektionen er designet til at gøre opmærksom på problemerne med hiv/aids.
"Birçok kişiye borçlu olduğumun farkındayım."Jeg herser meget med folk.
Ancak Ruslar IX Kolordunun 17. ve 28. bölümler ile de Muş için ilerlemekte olduğunun farkında değildi.De var ikke klar over, at det 9. osmanniske korps sammen med 17. og 28. division også var på vej mod Muş.
Hitler ertesi gün Fegelein'ın ortadan kaybolduğunun farkına vardı.Hitler lagde næste dag mærke til, at Fegelein var forsvundet, og sendte en gruppe fra SS for at hente ham.
Vücudunun ve hareketlerinin uyumunun farkındadır.Man har kontrol over sin krop og dens bevægelser.
Holokost döneminde durumun farklı olduğunun farkına çok geç vardılar.”.På Nellcôte var tingene meget anderledes, og det tog mig lang tid at forstå hvorfor ” .
Leningrad'da olduğunun farkında değildir.Den er ikke kendt fra Langeland.
Niye farkına varmamışım şiirinin peki?Hvorfor ser det juridiske sprog ud som det gør?
Ekolojik farkındalık ve duyarlılığın topluma yayılması.Fremme viden om økologi og bæredygtighed.
Çeşitli duygusal durumlar öz farkındalık ile pekiştirilir.Store beslutninger træffes med følelserne.
Olayın farkına varan polis tarafından tutuklandı ve bir yıl hapis cezası verildi.Han blev fundet skyldig i en sag, og blev dømt til et år i fængsel.
François küçümsendiğinin farkında bile değildir.Men Morten undervurderer ikke seg selv.
Elverum'daki gelişimi nedeniyle, bazı Avrupa kulüpleri onun farkında oldu.Med utviklingen Gullerud hadde i Elverum ble flere europeiske klubber oppmerksom på strekspilleren.
Danny farkında olmadan adamı oğlunun önünde öldürür, sonra bu şaşkınlıkla ordan kaçarken yaralanır.Danny dreper ved et uhell mannen foran øynene på mannens barn, før han blir skadd under flukten.
Bu durum bir bozukluğun farkında olunmasının eksikliği olan anosognoziden kaynaklanabilir.Dette kan være forvirrende fordi vi oppdager at noe er galt.
Mişima bu değişimin oldukça erken farkına varmıştı."Du maa se til at faa dette forandret siden engang.»
Ben bir tür "şeyler üstü"yüm, neler olduğunun tamamen farkındayım.Og jeg er veldig entusiastisk over hva vi gjør, så...
Ancak sonra yaptığı yanlışın farkına varar.Men det ser ut til at de misforstår ham.
Bunu doğru olması için, bizim farkında olmadığımız bir bölümünün olması gerekir.For at noe skal være sant, må man skille med det som ikke er sant.
Hamlet arkadaşlarını sıcak bir şekilde karşılar ama hemen kendisine karşı olduklarının farkına varır.Hamlet ønsker sine venner varmt velkommen, men oppfatter raskt at de har blitt sendt ut for å spionere på ham.
Buffy nihayet kendine gelir ve içine düştüğü durumun farkına varır.Firefly kommer ned og lurer på hva som har skjedd.
Bu durumun farkında olan İngilizler muhtemel bir savaşı engellemek için çaba harcadılar.Tyskerne gjennomførte kraftige forholdsregler for å forhindre den truende katastrofen.
Etkisine hız farkının büyüklüğü kapanma hızı denir.Størrelsen til hastighetsvektoren kalles farten.
Ancak yanımızdan hiç oralı olmayıp geçer giderse problem duyum algı farkına işaret ediyor olabilir.Dersom andre sender samtidig kan det bli problem med å høre meldinger til seg.
Parti bunun farkına varacak ve 1951 Eylülünde özeleştiri yapacaktır.Drømmen har en moderne setting og handlingen finner sted i 1915.
Gayatri'ye ibadet edenler kararlı ve dindarane şekilde öz-farkındalığa ulaşırlar.Selain itu, bagi mereka yang merantau ke Jawa, mereka lebih mudah diterima.
"Birçok kişiye borçlu olduğumun farkındayım.Masih harus banyak belajar ke banyak orang".
4- Siyasal gerçekçilik, siyasal eylemin moral öneminin farkındadır.Realisme politik sadar akan pentingnya tindakan politik secara moral.
Süje, çoğu zaman içinde bulunduğu durumun farkına varamaz.Penderita sering tidak ingat apa yang terjadi selama waktu ini.
Ana madde: Öz farkındalık Bir canlının kendisine yönelik farkındalığını ifade etmektedir.Dao yang sesungguhnya hanya dapat dipahami dengan melalui kesadaran rohani manusia.
Gamow tarafından verilen seminere katılımından sonra Max Born tünelin genelliliğinin farkına vardı.Setelah menghadiri sebuah seminarnya Gamow, Max Born mengakui adanya penerowongan mekanika kuantum.
Sensör ve motor sinirlerin işlevlerinin farkını belirlemiş ve bunları beyne bağlamıştır.Ia kemudian membedakan antara fungsi saraf sensorik dan motorik, dan menghubungkannya ke otak.
Hiçbiri, bu genç ve güzel kadının ne kadar tehlikeli olduğunun farkında değil.Tapi, tidak banyak yang menyadari betapa hebatnya perempuan.
Çünkü kendisi hiçbir şey bilmediğinin farkındadır.Dan oleh karena keributan itu ia tidak dapat mengetahui apakah yang sebenarnya terjadi.
Bu sırada kendisi de yaşamın güzelliklerinin farkına varır.Di sanalah ia belajar mengenai kecantikan.
Eğer kot farkına bakarsak bunu anlayabiliriz.Meskipun tanpa pamit, mereka bisa mengerti.
Gray'in garip özelliklerinden biri de farkında olmandan üstündeki kıyafetleri çıkarmasıdır.Gray juga mewarisi kebiasaan aneh yaitu menanggalkan pakaian secara tidak sadar dari Ur.
Bunun üzerine, uzmanlar Ukraynalı uzmanların hem nicel hem de nitel potansiyelinin farkına varmıştır.Selain itu, para ahli mengakui baik kuantitatif dan kualitatif dari potensi ahli dari Ukraina.
Her şeyin farkındadır ama ağrı sızı hissetmez.Penyakit tersebut membuatnya menderita namun orang lain tidak dapat merasakannya.
Zengi şehri kuşatan bir ordu olmadığının farkında olarak bütün şehrin çevresini sardı.Zengi mengepung seluruh kota, menyadari bahwa tidak ada pasukan yang mempertahankannya.
Aradaki büyük güç farkına rağmen Crispus kesin bir zafer kazanmıştır.Meskipun kapal jumlah, Krispus memenangkan pertempuran tersebut.
Gandalf bunun farkındadır fakat o zamanlar bu onu sadece eğlendirmiştir.Squidward merasa terganggu, tetapi akhirnya dia bergabung.
Ama ikisi de bunun farkında değildir.Sayangnya Sisi tidak menyadarinya.
Ayrıca kendisinin sadece varlığının farkında olduğu sürece var olduğunu söylüyor.Ia bahkan meragukan keberadaan dirinya sendiri.
Roma Senatosu birden tehlikenin farkına vardı.Para Paus Roma memang sadar akan situasi ini.
Delil olarak da eserle yazarın diğer yapıtları arasındaki kalite farkını göstermiştir.Pembangunan yang dicatat dalam prasasti-prasasti peninggalannya antara lain.
Ekolojik farkındalık ve duyarlılığın topluma yayılması."Mengukur Kadar Kesadaran dan Toleransi Masyarakat".
Jim hiçbir şeyin farkında değildir.Jim pun menyadari satu hal.
Gorbaçov bu durumu "Her şeyi biz kendi başımıza yapıyoruz Halkımız yaptıklarımızın farkında.Bahkan, pemimpin Uni Soviet Mikhail Gorbachev, menyatakan "Kami melakukan semuanya di sini sendiri.
Yay kinetiği fillerin hareketinin diğer hayvanlardan farkını açıklayabilir.Kinetika yang seperti pegas merupakan perbedaan antara pergerakan gajah dengan hewan lain.
Kemal farkında olmadan mafyanın eline düşmüştür.Setelah menang, Kemal memberanikan diri nembak Raisya.
Mariana bu durumun az çok farkındadır ve elinden geldiğince engel olmaktadır.Reina pun mengetahui masalah tersebut dan tetap tenang dalam menyikapinya.