Ana içeriğe geç
Sözlük

farkın ile cümle

farkın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
(Farkında Değil misiniz!)(Vet du det?).
Hastalığa yakalananların çoğu fakirdir ve çoğu da hastalığın kendilerine bulaştığının farkında değildir.De flesta som har sjukdomen är fattiga och de flesta som är smittade vet inte om det.
ABD’deki diyabet hastalarının %20’sinin bu hastalığa sahip olduğunun farkında olmadığı tahmin edilmektedir.Det beräknas att 20 procent av alla diabetiker i USA är omedvetna om sin sjukdom.
O sırada Stauffenberg'in dışarıya çıktığının kimse farkına varamadı.Därefter smög sig Stauffenberg ut, vilket ingen observerade.
İkincisi gaz ve sıvı arasındaki farkın yok olduğu kritik noktada biter.Bortom den kritiska punkten upphör även skillnaden mellan vätska och gas.
Her iki taraf aralarındaki ortak düşmanlıklarının farkındaydı.Bägge parter var väl medvetna om sambandet mellan dessa fenomen.
Vakıf, HIV/AIDS ile ilgili konularda farkındalığın artması için çalıştı.Hon deltog också i debatten omkring HIV och AIDS.
Robin bunun farkındadır çünkü yaralanmıştır.Robin blev sårad och trillade av.
Verimlilik yalnızca sıcak ve soğuk termal rezervuarlar arasındaki sıcaklık farkına bağlıdır.Carnotverkningsgraden beror enbart av skillnaden i temperatur mellan den varma och kalla reservoaren.
Çünkü kendisi hiçbir şey bilmediğinin farkındadır.Presidenten själv har hävdat att han inte kände till något.
Kimse bu adamın ileride neler yapacağını farkında değildi.Ingen visste vad som väntade dem på andra sidan.
Eğer kot farkına bakarsak bunu anlayabiliriz.När vi har lyckats förenkla något, upplever vi att vi har förstått det.
Jim hiçbir şeyin farkında değildir.Inget är känt om Paul.
Her şeyin farkındadır ama ağrı sızı hissetmez.Symtomen är att ögonen blir röda, men man känner ingen smärta.
İki sayının farkının alınması işlemidir.Det finns två sätt att numrera dem.
Açıktır ki, gerilim farkının oluşmadığı bir devreden akım geçmez.Därför är det viktigt att det inte finns ett lövverk som hindrar spridningen.
Kullanıcılar bu değişikliklerin farkında olmazlar.Användarna märker ingen skillnad.
Böylece artık kim olduğunun farkına varmış olur.Då får hon reda på vem hon egentligen är.
Bu sırada kendisi de yaşamın güzelliklerinin farkına varır.Samtidigt berättar han om kvinnorna i hans liv.
Kardeşler büyük bir olaya bulaştıklarının farkına varırlar ve Narnia'ya yardım etmekte karar kılarlar.De beger sig tillbaka och kommer överens om att berätta att Narnia verkligen finns.
"Birçok kişiye borçlu olduğumun farkındayım.Він захопив уяву багатьох людей".
ABD’deki diyabet hastalarının %20’sinin bu hastalığa sahip olduğunun farkında olmadığı tahmin edilmektedir.За оцінками, 20% населення США, хворого на діабет, не підозрюють про свою хворобу.
(Farkında Değil misiniz!)(Ти знаєш?)
4- Siyasal gerçekçilik, siyasal eylemin moral öneminin farkındadır.Четвертий принцип стверджує, що політичний реалізм визнає моральне значення політичної дії.
Birisi tarafından izlendiğinin farkına varır.Раптом вона бачить, що хтось спостерігає за нею.
Ama ikisi de bunun farkında değildir.Але дві з них досі невідомо де.
Böylece artık kim olduğunun farkına varmış olur.Інакше ми б знали, хто він.
Leningrad'da olduğunun farkında değildir.Жив у Ленінграді.
Ancak o bunu farkındadır.Але він теж це розуміє.
Meditasyon düşüncesiz farkındalık konumudur.Вітчизняна медицина вважає мене безнадійною.
Her zaman farkında olunanın ise unutulması mümkün değildir.Випробувавши один раз, людина не може цього забути.
Roma Senatosu birden tehlikenin farkına vardı.Римський командувач занадто пізно зрозумів задум ворогів.
Kullanıcı bu işlemin farkında olmaz.Комерційне використання не відоме цього виду.
Birleşik ısı ve güç ısı farkından yararlanarak, şehrin sularını ısıtan enerji sistemidir.Електрику та тепло в місто постачає одна електростанція.
Çünkü kendisi hiçbir şey bilmediğinin farkındadır.Як наслідок, він твердив, що він нічого не знає.
Ancak kendisinden sonra ormanda hiçbir şeyin değişmediğini farkına varır.І лише Ліса відчуває, що тут щось не так.
Eğer kot farkına bakarsak bunu anlayabiliriz.Але придивившись уважніше, можна помітити різницю.
Her şeyin farkındadır ama ağrı sızı hissetmez.Стан важкий, але лікарі не вважають його безнадійним.
Alex, kendi saatini bulmuştur ancak farkında değildir.Сер Алекс поставився до мене, як до сина, і я ніколи не забуду той момент.
Yaş farkına rağmen, birbirlerine aşık oldular.І хоч навколо війна, вони закохуються одне в одного.
ABD’deki diyabet hastalarının %20’sinin bu hastalığa sahip olduğunun farkında olmadığı tahmin edilmektedir.Odhaduje se, že 20 % osob s diabetem ve Spojených státech si není vědomo, že touto chorobou trpí.
Hiçbiri, bu genç ve güzel kadının ne kadar tehlikeli olduğunun farkında değil.Nikdo z nich však neví, jak nebezpečná může žena být.
Ancak o bunu farkındadır.Ten si je toho zřetelně vědom.
Çünkü kendisi hiçbir şey bilmediğinin farkındadır.Přiznává si, že nic neví.
Artık kaybolduklarının farkında olan grup, sadece güneye doğru gitmeye karar verir.Tentokrát jsou už opravdu ztraceni, a tak se rozhodnou jít jednoduše na jih.
İnsanlar bunun farkında değildir çünkü uyutulmuşlardır.Ale nikdo to neslyšel, ani ti dva kloučci, protože tvrdě spali.
O, belki de Germanik halkların Keltlerden farkını ayırt eden ilk Akdenizli olmuştur.Pýtheás byl patrně prvním člověkem ze Středomoří, který odlišil Germány od Keltů.
Böylece artık kim olduğunun farkına varmış olur.Teprve potom poznala, kdo to vlastně byl.
Fakat, Perowne, şanslı bir insan olduğunun farkında değildir.Gustav Znamená to, že ve skutečnosti nejsi šťastný?
Babası ise, Brautigan’ın ölüm haberi duyulana kadar onun babası olduğunun farkında değildi.Ten sám zjistil, že má syna, až po Brautiganově smrti.
Bu durumun farkında olan İngilizler muhtemel bir savaşı engellemek için çaba harcadılar.Bůh je mi svědkem, že jsme zkusili všechno, co bylo možné, abychom zamezili novou ofensivu.
Defkhan Varmadın Farkına Feat.Snaž se pochopit příčinu neúspěchu.
Kullanıcılar bu değişikliklerin farkında olmazlar.Ekonomové nemají pro tyto změny konkrétní vysvětlení.
Gücün biraz daha farkında ve daha mantıklı bir durumdadır.Má více temperamentu a je vyrovnanější a o něco tvrdší v povaze.
2007 NCAA Turnuvası dvam ettiği sırada, rastgele doping testlerinden birinde durumun farkına varıldı.V sezóně 2007 ukončila podruhé tenisovou dráhu v souvislosti s pozitivním testem na kokain.
Vakıf, HIV/AIDS ile ilgili konularda farkındalığın artması için çalıştı.Organizace se aktivně podílejí v osvětě na HIV/AIDS problematice a pochodů proti AIDS.
Söyleşilerindeki tarzı nedeniyle, lafı fazla uzattığı ve kendisinin farkında olduğu söylendi.Podle svých slov moc dobře ví, o koho se jedná, a moc ji to mrzí.
(Farkında Değil misiniz!)(Slyšeli jste?).
Kişilerin genç yaşta evlenmelerinde sorun görülmezken yüksek yaş farkına karşı çıkılmaktaydı.Manželství zůstalo, vzhledem k vyššímu věku, bezdětné.
Hayatını mahvettiğimin farkındayım ve ben olmazsam, rahatça çalışabileceğini de biliyorum.Știu că îți stric viața, că fără mine vei putea lucra.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod