Rommel, SD'lerin evini gözetlediğinin farkındaydı.Он был удивлён, узнав, что Дом охраняет Профе.
Birleşik ısı ve güç ısı farkından yararlanarak, şehrin sularını ısıtan enerji sistemidir.Выработанная станцией электрическая и тепловая энергия идёт на покрытие нужд города.
Hakiki imana çok az istek duyulur, ama çok zayıftır ki bunun güç bela farkındalığındadır.Подросток чувствует себя всемогущим, отчего уверен только в своей правоте.
Aslında ne söylediğinin farkında değildi.Доподлинно неизвестно, чем она в действительности занималась.
Çünkü bu işe giriştiğimizde nasıl bir şeyin içinde olduğumuzun farkında değildik.Во время войны я не понимал, что происходит.
Birisi tarafından izlendiğinin farkına varır.Появляется навязчивое ощущение, что за ними кто-то наблюдает.
Sarah Selanik’e dönene kadar bu hayalinin farkında değildi.لم تستوعب سارة حلمها هذا إلى أن عادت إلى سالونيك.
Yaş farkına rağmen, birbirlerine aşık oldular.بالرغم من فارق السن، وقع الاثنان في الحب.
Hastalığa yakalananların çoğu fakirdir ve çoğu da hastalığın kendilerine bulaştığının farkında değildir.وقد كان أغلب المصابين بالدّاء من الفقراء، وأغلبهم لم يدرك حتى إصابته بالعدوى.
Öykü : Zamanın Farkında, İstanbul: İletişim Yayınları, 2011.القصة : حينما تدرك الوقت ، إسطنبول ، الاتصالات ، 2011.
Bu farkında olmama durumu genellikle inkar veya herhangi bir biçimde tedaviye direnmeye sebep olur.قلة الوعي عادةً ما يؤدي إلى احدى أشكال الرفض و المقاومة لأي شكل من المساعدة أو العلاج.
ABD’deki diyabet hastalarının %20’sinin bu hastalığa sahip olduğunun farkında olmadığı tahmin edilmektedir.تشير التقديرات إلى أن 20% من الأشخاص المصابين بداء السكري في الولايات المتحدة لا يعرفون أنهم مصابون به.
Kullanıcılar bu değişikliklerin farkında olmazlar.شك المراقبون في هذه التغييرات.
Bu esnada, arkada ve farkında olmadan televizyonda bir Bart Simpson balonu kısa bir sürede gözükür.وفي هذه الأثناء فقد ظهر بالون بارت سيمبسون في التليفزيون لفترة قصيرة وذلك بدون علمه ومن وراءه.
Adamın bu farkındalığı palmiye ağacıyla başlar.هذه الشجرة تبدأ في طلوع الثمر مع مطلع نخلة النغال.
O da Mûsâ'yı, onlar farkına varmadan uzaktan gözledi.د- إليه ابتهل موسى لرؤيته ولعمارته وعدم خرابه.
Sizi mutlu eden eşyalarınızı farkına varmak, düzenleme bence budur."ستقابلين رجلا يوما ما يجعلك سعيدة".
(Zaman farkından dolayı, Trudeau öldüğünde Sidney'de 29 Eylül'dü).(من قبيل المصادفة، وُلد كينيدي في نفس اليوم الذي وُلدت فيه مايا بالضبط).
Vakıf, HIV/AIDS ile ilgili konularda farkındalığın artması için çalıştı.أثارت مبوي قلقاً كبيراً حول فيروس نقص المناعة البشرية / الإيدز.
Gücün biraz daha farkında ve daha mantıklı bir durumdadır.مما يجعله أكثر وعيا بقوته وبالتالى يكون أكثر هدوءا وتعبيرا.
Verimlilik yalnızca sıcak ve soğuk termal rezervuarlar arasındaki sıcaklık farkına bağlıdır.تعتمد هذه الكفاءة على فرق درجات الحرارة بين الخزان الحراري الساخن والبارد.
Farkındalık: Farkındalık bilinçli olarak dikkatimizi o anki deneyimlerimize yoğunlaştırmamızdır.لذلك علينا أن نكون سعداء أنه يبشّرنا بصورة غاية في الذكاء.
Bu gün zaman farkından dolayı Avrupa’da Kara Cuma olarak bilinmektedir.يشار إلى هذا اليوم في أستراليا بالثلاثاء الأسود وذلك بسبب فرق التوقيت.
Çok beceriklidir ama yaptığı güzellikleri farkına varmadan yapar.نعم، انه يبدو وسيم، ولكن ما تتذكره هو الإخلاص في أدائه.
Devranın usul usul değiştiğinin farkına vardım.اعلم انهم اختلفوا في وجود الحركة.
Bu safhalar farkında olma, ilgi, değerlendirme, deneme ve benimsemedir.المهم الطريق بحد ذاتها، واكتشافنا لأنفسنا من خلال السفر والمغامرة والسعي.
Koza içinde uyuyan balık bunun farkına varmaz.فالعلم في تنام لايعرف مداه.
Volkanik yay ve ada yayları arasındaki farkın gerekli olup olmadığı hakkında bazı görüş ayrılıkları vardır.هناك بعض الجدل حول جدوى التمييز بين أقواس الجزر والأقواس البركانية.
Diplomatik tanımada, devletler ve onların yönetimlerinin tanınması arasındaki farkın altı çizilmelidir.يجب التمييز بين الاعتراف الدبلوماسي والاعتراف الرسمي بالدول وحكوماتها.
Farkındalığı uygulamak demek şimdiki zamanda yaşamaktır.إدراك شعوري إدراك الزمن اللحاق بالزمن.
Yerel otoriteler olayların farkına varınca 1881 yılında kardeşler Missouri’ye dönmek zorunda kaldılar.وفي عام 1881 انتقل الأخوان من جديد إلى برلين.
Öğrenciler ifadelerinde şunları dile getirdi: "Suç unsuru içeren şekilde davrandığımızın farkında değildik.لقد وصلَ لنا عن طريق وسائل الإعلام لا غير ونؤكدُ لكم أنه لم يتم استشارتنا في مضمون ما تناوله البغداي.»
Uygulamaların, sürüş, yürüme, koşu veya uyku gibi kullanıcının yaşadığı hareketin farkında olmasını sağlarlar.هذا يسمح للتطبيقات أن تدرك وتتعرف على حركة الجسم الحالية, مثل القيادة, المشي, الركض, النوم.
Yaralanmanın ciddiyetinin farkında varmadı, sadece bir bandaj sardı ve çalışmaya devam etti.فغير جرح اللحاظ يندمل سمعت بالوصل ثم همت به ...
Birçok bilgisayar kullanıcısı kendi bilgisayarlarının botlar ile enfekte olduğunun farkında değildir.Muitos usuários de computador não sabem que o seu computador está infectado com bots.
Ancak, ışık hızı bu aynı alanların farkında olmamızı engeller.No entanto, a velocidade da luz nos impede de estar ciente dessas outras áreas idênticas.
ABD’deki diyabet hastalarının %20’sinin bu hastalığa sahip olduğunun farkında olmadığı tahmin edilmektedir.Estima-se que 20% das pessoas afectadas com diabetes nos Estados Unidos não saibam que têm a doença.
Hamlet arkadaşlarını sıcak bir şekilde karşılar ama hemen kendisine karşı olduklarının farkına varır.Hamlet recebe os companheiros calorosamente, todavia logo discerne que eles estão contra ele.
Artık tek kurtuluş yolunun batıya doğru dağları aşmak olduğunun farkına varmışlardı.Agora era evidente que a única saída era subir as montanhas a oeste.
Stewie, Janet'in kendisiyle sırf Stewie onunla kurabiyelerini paylaştığı için oynadığının farkına varır.Stewie percebe que Janet somente brincou com ele porque deu biscoitos a ela.
Danny farkında olmadan adamı oğlunun önünde öldürür, sonra bu şaşkınlıkla ordan kaçarken yaralanır.Danny involuntariamente mata-o na frente de seu jovem filho, que então é ferido durante a fuga.
Sarah Selanik’e dönene kadar bu hayalinin farkında değildi.Sarah não ia realizar este sonho até seu regresso a Salónica.
Bulgarlar, Konstantinopolis'i ele geçirebilmek için bir donanmaya ihtiyaç duyduklarının farkındaydılar.O czar estava ciente de que precisava de uma marinha para conquistar Constantinopla.
Yaş farkına rağmen, birbirlerine aşık oldular.Apesar da diferença de idade, os dois se apaixonaram.
Ressam olarak gelişimi yavaş olmuştu ve kendi sınırlarının farkındaydı.Sua evolução como artista foi lenta, uma vez que tinha consciência de suas limitações como pintor.
Ancak sonra yaptığı yanlışın farkına varar.Mais tarde, percebeu o erro que cometera.
Sizi mutlu eden eşyalarınızı farkına varmak, düzenleme bence budur."Identificar as coisas que te fazem feliz: esse é o trabalho de arrumar."
Jim hiçbir şeyin farkında değildir.Ben não estava entendendo absolutamente nada.
Leningrad'da olduğunun farkında değildir.Morreu em Leningrado.
Aslında ne söylediğinin farkında değildi.Ele não sabia o que dizia.
Ama ikisi de bunun farkında değildir.Mas nenhum dos dois sabem.
Aradaki farkın sebebi yük hem pozitif hem negatif değer alabilirken, kütle sadece pozitif değer alabilir.Como existem cargas positivas e negativas, a densidade pode tomar também valores negativos.
Kişi bu düşünce, dürtü ve düşlemlerin kendi beyninin bir ürünü olduğunun farkındadır.Mal sabe a sonhadora e valente, Luna, que esse passado também é seu.
Hayal kurmayı çok sever ve genellikle farkında olmadan hayal dünyasına dalar.Ela gosta de escrever histórias e por isso ela tem uma imaginação sobre-ativo.
Katniss bundan sonrasının çok daha zor olduğunun farkına çok sonra varacaktır.Katniss se torna ainda mais determinada a matar Snow depois disso.
Bu da oyunun diğer oyunlara olan farkını göz ününe koyar.Mas existem algumas coisas que o diferenciam dos outros jogos de plataforma.
Tam o sırada Larry, öldürmesi gereken kişinin aslında Lois olduğunun farkına varır.Só então, Larry reconhece Lois como a pessoa que ele, supostamente, iria bater.
"Birçok kişiye borçlu olduğumun farkındayım."Estou trabalhando com um monte de gente.
Defkhan Varmadın Farkına Feat.Desculpem a Nossa Falha.
Yanılabilirlik, yanılıyor olabileceğinizi ve bunun farkına varamayabileceğinizi kabullenmektir bir nevi.Ele pode acertar, errar ou admitir não saber.