Sıcaklık farkı fazladır.Теглото също е различно.
Test ediciler sadece yazılımın ne olduğunun, yaptığı şeyin farkındadırlar, nasıl yaptığının değil.Тестващият е наясно само с това, което програмата е трябвало да направи, а не как го прави.
Farkına bile varmadı.Даже не забелязаха.
Yaş farkına rağmen, birbirlerine aşık oldular.Въпреки разликата в годините им, двамата се влюбват безумно.
"Birçok kişiye borçlu olduğumun farkındayım.За много хора той е обиден.
Leningrad'da olduğunun farkında değildir.Семейството му остава в Ленинград.
Böylece artık kim olduğunun farkına varmış olur.От този момент тя осъзнава какъв всъщност е той.
Gazeteci Megan artık yaptığı hatanın farkına varmıştır.Скоро научава, че Меган е изчезнала.
Hayal ve gerçek arasındaki farkı bilebilirim.Преплитане на реалност и въображение.
Ayrıca şunları da söyledi: " Benim için pek farkı yok.Тогава той им казал: “Не е добро това нещо.
"Time", zamanın biz farkına varmadan ne kadar hızlı geçtiğini anlatmaktadır.DSJ: Ами ... не знам заради скоростта, с която се движи.
Hayal kurmayı çok sever ve genellikle farkında olmadan hayal dünyasına dalar.Тя обича да пише и има живо въображение, което често я отвежда до поредното приключение!
Burada vasıfsız ve kısmen vasıflı insanların gönüllü farkında olmadan oluşan birlikteliği vardır.Важно е да се отбележи и концепцията за доброволни и относително недоброволни членове.
Bu yağın diğer yağlardan farkı, ışık kaynağının oluşturduğu ısıda buharlaşmamasıdır.Друг способ е избягването на консумация на месо, което на момента е извадено от източника на топлина.
Şarkı neredeyse orijinali ile aynıydı, tek farkı başlangıcın daha uzun olmasıydı.Но песента е със съвсем различно значение от това, което хората биха възприели в началото.
Çoğu kültürde erkekler ve kadınlar, giyimdeki cinsiyet farkından dolayı farklı türde giysiler giyerler.В повечето култури съществуват разлики в облеклото за мъже и жени.
Kadın hareketinin birikimlerinin farkında ve bu mirası sürdürmede ısrar eder.Неговата съпруга разбира за връзката и настоява за прекъсването ѝ.
Otomobil tutkusunun farkına burada vardı.Особено внимание се обръщало на боядисването на колата.
Ancak endüktif ve kapasitif devrelerde faz farkına göre reaktif güç oluşur.При индуктивно и капацитивно натоварване, възниква реакция, която е по оста на индуктора.
Tehlikenin farkında olmayabilir.Може да не е наясно с опасността.
UTC'e göre saat farkı +0300 (MSK)/+0400 (MSD).UTC joj je +0300 (MSK)/+0400 (MSD).
Eğik düzlem, iki ucu arasında yükseklik farkı bulunan yüzey.Recipročna mjerna jedinica od oma (otpora) je simens (vodljivost).
Kullanıcı bu işlemin farkında olmaz.Meštar ne zna kako s tim izaći na kraj.
ABD’deki diyabet hastalarının %20’sinin bu hastalığa sahip olduğunun farkında olmadığı tahmin edilmektedir.Procjenjuje se da 20% oboljelih u Sjedinjenim Američkim Državama uopće ne zna da ima šećernu bolest.
Eğer kot farkına bakarsak bunu anlayabiliriz.Ako je to previše za njih, razumijem to.
Buna uluslararası fiyat farkılaştırması denir.Nagradu dodjeljuje međunarodni žiri.
Ama ikisi de bunun farkında değildir.Ipak, njih dvije sumnjaju u to.
En büyük farkı tahinin ya çok az kullanılması ya da hiç kullanılmamasıdır.Ostatak se gotovo uopće ne koristi, ili se koristi vrlo slabo.
M1025 serisinden farkı bu araçlarda vinç bulunmasıdır.E60 M5 je imao i karavansku inačicu napravljenu u 1025 primjeraka.
Fakat, saçmanın geriletilebileceğinin farkındadır."Zdrav razum" ovdje može zavarati.
(Farkında Değil misiniz!)(DM) Da li znate?
Aslında ne söylediğinin farkında değildi.A ona, posve sigurno, zna što govori.
Eşeylerde görünüş farkı yoktur.U našem nasljednom pravu ne postoji razlika.
Rumence ve Ulahçanın arasında en büyük farkı söz varlığıdır.Najveća je uzvisina između Vlašića i Manjače.
Yalnız penjing'in bir farkı vardır.Razlozi za piercing su različiti.
Böylece artık kim olduğunun farkına varmış olur.Krije od nje tko je zapravo.
Ulahça Rumence'ye çok benzerdir, ve her iki dilin arasında en büyük farkı sözlerinde.Grb je veoma sličan rumunjskome, što se može objasniti velikom povezanošću dvaju zemalja.
Voltaj, yani elektriksel potansiyel farkı, elektrik akımının dirençten geçebilme kabiliyetidir.Razliku električnog potencijala možemo zamisliti kao sposobnost pomicanja električnog naboja kroz otpor.
Mevsim değişirken gündüz ve gece arasında çok büyük bir sıcaklık farkı vardır.Središnji Iran ima veliku temperaturnu razliku između noći i dana.
Doğu-Batı mesafesi çok az olsa da bu iki uç arasında çok fazla rakım farkı oluşur.U većini dijelova oceana postoji malo razmjene zimeđu ta dva sloja.
Gövde ve kaide arasındaki çap farkı çok azdır.Trenje između šeširića i šiljka mora biti što manje.
Ekibin içinde polis olduğunun farkına varırlar.Sa svojim pandurima nalazio se u postaji u Ulogu.
Sadece yaş farkı yüzünden onu kabul etmez.Miluje len jeho napriek vekovému rozdielu.
Ancak, ışık hızı bu aynı alanların farkında olmamızı engeller.Rýchlosť svetla nám bráni v tom, aby sme zistili a zaznamenali tieto identické oblasti.
Ancak sonra yaptığı yanlışın farkına varar.Neskôr si ale uvedomil svoj omyl.
Yalnız bir nitelik farkı vardır.Len s jedným rozdielom.
Yıllık sıcaklık farkı fazladır.Letné teploty sa prakticky nelíšia.
İntifada Filistin sorununa uluslararası farkındalık sağladı .Palestínska otázka dala medzinárodnému terorizmu rozhodujúci impulz.
En önemli farkı daha yüksek itici kuvvet aralığında olan motorların kullanılmasıdır.Jediný výraznejší rozdiel bol v použitých motoroch.
Gandalf bunun farkındadır fakat o zamanlar bu onu sadece eğlendirmiştir.Ten smeruje za Kathryn, prizná prehru, ktorá sa na tom len dobre bavila.
Bu etki tarafından oluşturulan gerilim, kelvin farkı başına birkaç mikrovolttur.Vzniknutý prúd je rádovo niekoľko mikrovoltov na kelvin.
Bu basınç farkı taşıma kuvvetini meydana getirir.Rozdiel tlaku vyvolá dopredný pohyb.
Fakat, saçmanın geriletilebileceğinin farkındadır.Je však zrejmé, že si jeho nezmyselnosť dobre uvedomoval.
Eşeylerde görünüş farkı yoktur.Na rovníku by nebola žiadna odchýlka.
UTC'e göre saat farkı +1000.Podľa IUCN je ale súčasné tempo vymierania 1000-krát až 10.000-krát vyššie.
Theo, Vincent'ın sorun yaşadığının farkına vardı.George hneď vedel, že s ňou ešte budú problémy.
Bu kadarlık farkın tesadüfen ortaya çıkmış olması olasılığı çok küçüktür.Pravdepodobnosť, že by k záblesku došlo tak blízko je ale veľmi malá.
Aşkın tarafında yer tutan Murat aslında kendi duygularının farkında değildir, tıpkı Duygu gibi.Prekvapený Simplicius si jeho vplyvom uvedomí, že on vlastne ani nevie čo je to láska.
Bu piramit diğer piramitlere göre olan farkı merdivenli olmasıdır.Nie je vylúčené, že sa vyskytovali podobné pyramídy aj inde.
Tersine bir elektron daha düşük enerji seviyesine indiğinde enerji farkı kadar foton yayar.Pri prechode elektrónu z vyššej energetickej hladiny na nižšiu sa rozdiel vyžiari vo forme energie.