Birçok kişi devletler ve hükümetler arasındaki farkı hemen anlayamıyor.Many people do not immediately understand the difference between states and governments.
Tom bir şehir ve bir köy arasındaki farkı bilmiyor.Tom doesn't know the difference between a city and a village.
Buenos Aires ve New Jersey arasında iki saatlik bir zaman farkı var.There's a two hour time difference between Buenos Aires and New Jersey.
Ben onun farkındayım.I realize that.
Tom farkına varmayacak.Tom won't find out.
Farkı ödeyeceğiz.We'll pay the difference.
O, iyi ve kötü arasındaki farkı bilmez.He doesn't know the difference between good and evil.
Etrafta olduğumun farkındaydı ama beni selamlamaya gelmedi.He was aware that I was around, but didn't come to greet me.
Tehlikenin gayet farkındayım.I'm very much aware of the danger.
Ben hiçbir farkın farkına varmam.I don't notice any difference.
Ben farkı görmüyorum.I don't see the difference.
Tom farkına varmış gibi görünmüyordu.Tom didn't seem to notice.
Tom ucuz şarap ve pahalı şarap arasındaki farkı açıklayamıyor.Tom can't explain the difference between cheap wine and expensive wine.
Hepimizin sonuçların farkında olduğunu düşünüyorum.I think we're all aware of the consequences.
Yaptığım her tercihin bir sonucu olduğunun farkındayım.I'm aware that every choice I make has a consequence.
Tom'un farkı söyleyemeyeceğinden eminim.I bet Tom can't tell the difference.
Çok geç olduğunun farkına varmadım.I didn't realize it was so late.
Ben farkı görmekte başarısız oluyorum.I fail to see the difference.
Ben farkı göremiyorum.I can't see the difference.
Onların bağımsız işlerinin farkında mısın?Are you aware of their indie work?
Bebekler iyi ve kötünün farkında değildirler.Infants are not conscious of good and evil.
O farkında olmadan Tom'un arka kapısında sızdım.I just snuck in Tom's back door without him noticing.
Doğru ile yanlış arasındaki farkı biliyorum.I know the difference between right and wrong.
Farkı biliyorum.I know the difference.
Neler çektiğinin farkındayım.I know what you're going through.
Buna inanmanın zor olduğunu farkındayım.I realize it's hard to believe.
Muhtemelen çok geç olduğunun farkındayım.I realize it's probably too late.
Kazanamıyacağımın farkına vardım.I realized I couldn't win.
Tom'un Mary'nin ne yaptığının farkında olmadığından kuşkulanıyorum.I suspect that Tom is unaware of what Mary has done.
Tom eksikliklerinin farkında.Tom is aware of his shortcomings.
Tom ofiste olanların iyice farkında.Tom is well aware of what is going on at the office.
Benim bir farkındalık meditasyonu uygulamam var.I have a mindfulness meditation practice.
Orada Fransızca konuşamayan tek kişi olacağının farkında olduğundan eminim.I'm sure you're aware that you'll be the only one there who can't speak French.
Tom'un mali durumunun hayli farkındayım.I'm well aware of Tom's financial situation.
Onların hepsinin olanların farkında olduklarından eminim.I'm sure they're all aware of what happened.
Tom farkı bilmezdi.Tom wouldn't have known the difference.
Tom'un olanların farkında olduğundan eminim.I'm sure Tom is aware of what happened.
Tom'un farkı farkedip etmediğini merak ediyorum.I wonder if Tom noticed the difference.
Tom'un eksikliklerinin oldukça farkındayım.I'm well aware of Tom's shortcomings.
Burada neyin söz konusu olduğunun farkındayım.I'm aware of what is at stake here.
Burada neyin tehlikede olduğunun farkındayım.I'm aware of what is at stake here.
Daha önce bitirdiğinin farkındayım.I'm aware you've already finished.
Sorumluluklarımın farkındayım.I'm aware of my responsibilities.
Onu Tom'un yaptığının farkında değildim.I wasn't aware Tom had done that.
Durumun oldukça farkındayım.I'm well aware of the situation.
İlgili risklerin farkındayım.I'm aware of the risks involved.
Tom'un onun farkında olduğundan eminim.I'm sure Tom is aware of that.
Neyin tehlikede olduğunun farkındayım.I'm aware of what is at stake.
Zorlukların farkındayım.I'm aware of the difficulties.
O olasılığın farkındayım.I'm aware of that possibility.
Hala bunun farkında değildim.I wasn't even conscious of it.
Gerçeğin tamamıyla farkındayım.I'm fully aware of that fact.
Olasılığın farkındayım.I'm aware of the possibility.
Ben sorunun farkında değildim.I was unaware of the problem.
Gerçeklerin oldukça farkındayım.I'm well aware of the facts.
Onun öneminin farkındayım.I'm aware of its importance.
Riskin oldukça farkındayım.I'm well aware of the risk.
Sorunlarının farkındayım.I'm aware of your problems.
Durumun farkındayım.I'm aware of the situation.
Farkı biliyor musun?Do you know the difference?