Tom sorunun tamamen farkındadır.Tom is well aware of the problem.
Tom tamamen problemin farkında.Tom is fully aware of the problem.
Tom tehlikenin farkındadır.Tom is aware of the danger.
Tom sorunun farkında gibi görünmüyor.Tom doesn't seem to be aware of the problem.
Tom ne kadar şanslı olduğunun farkında değil.Tom doesn't realize how lucky he is.
Tom, doğru ve yanlış arasındaki farkı bilmiyor.Tom doesn't know the difference between right and wrong.
Tom, İspanyol şarabı ve Şili şarabı arasındaki farkı söyleyemez.Tom can't tell the difference between Spanish wine and Chilean wine.
Tom Mary'nin ona baktığının farkında oldu.Tom became aware that Mary was staring at him.
Tom, Mary'nin John'un kız arkadaşı olduğunun farkında olmalı.Tom must be aware that Mary is John's girlfriend.
İşleri berbat ettiğimin farkındayım.I realize I messed up.
Tom durumun ciddiyetinin farkında değildi.Tom wasn't aware of the gravity of the situation.
Tom kendi gücünün farkında değil.Tom doesn't know his own strength.
Tom bu iki tuz markası arasındaki farkı tadabileceğini iddia ediyor.Tom claims that he can taste the difference between these two brands of salt.
Tom kesinlikle Mary'nin hastanede olduğunun farkında.Tom certainly is aware that Mary is in the hospital.
Tom kesinlikle dün burada ne olduğunun farkında.Tom certainly is aware of what happened here yesterday.
Tom, pahalı şarap ve ucuz şarap arasındaki farkı söyleyemez.Tom can't tell the difference between expensive wine and cheap wine.
Tom pahalı şarap ve ucuz şarap arasındaki farkı tadamaz.Tom can't taste the difference between expensive wine and cheap wine.
Başkan tamamen durumun farkında.The president is fully aware of the situation.
Bütün farkı yaratan Güneş'tir.Sun makes all the difference.
Birinin beni izliyor olduğunun farkında değildim.I wasn't aware that someone was watching me.
İnsanlar onlar arasındaki farkı kolaylıkla söyleyebilirler.People can easily tell the difference between them.
Doğru ve yanlış arasındaki farkı biliyor musun?Do you know the difference between right and wrong?
O, benim gizli planımın farkındadır.She is aware of my secret plan.
Ben bunun perşembe olduğunun farkındayım.I am aware this is Thursday.
Farkı söyler misin?Can you tell the difference?
Farkı söyleyebilir misin?Can you tell the difference?
O, hatalarının farkındadır.He's aware of his own faults.
O kadar kötü hissettiğinin farkında değildim.I wasn't aware that you were feeling that bad.
Tom gök bilimi ve yıldız bilimi arasındaki farkı bilmiyor.Tom doesn't know the difference between astronomy and astrology.
O, güzelliğinin farkında.She is aware of her beauty.
Farkı anlıyor musun?Do you understand the difference?
ABD'de tuvalet ve banyonun aynı mekanda olduğunun farkında değildim.I wasn't aware that the toilet and the bath are in the same room in the United States.
Birçok kişi "loose" ve "lose" arasındaki farkı bilmiyor gibi görünüyor.It seems that many people don't know the difference between "loose" and "lose".
Birçok insan "then" ve "than" arasındaki farkı bilmiyor gibi görünüyor.It seems that many people don't know the difference between "then" and "than".
Birçok insan "their" ve "they're" arasındaki farkı bilmiyor gibi görünüyor.It seems that many people don't know the difference between "their" and "they're".
O, babam ve benim aramdaki bir anlaşmazlığın farkındaymış gibi görünmüyor.He doesn't seem to be aware of the conflict between my father and me.
Bunun farkında değildim.I was not aware of this.
Neden bunun farkında değildim?Why was I not aware of this?
O güzelliğinin farkında değil.She's unaware of her beauty.
Tom Tanrı ile şeytan arasındaki farkı bilmiyor.Tom doesn't know the difference between God and the Devil.
Tom'un senden hoşlanmadığının farkında mısın?Are you aware that Tom doesn't like you?
Tom, Irak ve İran arasındaki farkı bilmiyor.Tom doesn't know the difference between Iraq and Iran.
Tom bir fabl ve bir masal arasındaki farkı bilmiyor.Tom doesn't know the difference between a fable and a fairytale.
Reçine ve özsu arasındaki farkın ne olduğunu her zaman merak ediyorum.I'm always wondering what the difference is between resin and sap.
Çoğu insan farkı söyleyemez.Most people can't tell the difference.
Tom bir katot ve anot arasındaki farkı anlamıyor.Tom doesn't understand the difference between a cathode and an anode.
O iyi ve kötü arasındaki farkı nasıl söyleyeceğini bilmiyor.She doesn't know how to tell the difference between good and evil.
Er geç farkına varacak.He will notice sooner or later.
"Tom ve Mary boşanmayı planlıyorlar." "Ben bunun farkında değildim.""Tom and Mary are planning to get divorced." "I wasn't aware of that."
Tom ne olduğunun farkında değil.Tom is unaware of what has happened.
Seni bu kadar özleyeceğimin hiç farkına varmamıştım.I never realized how much I would miss you.
Ben burada yeni olduğumun farkındayım ama bir önerim var.I realize I'm new here, but I have a suggestion.
Tom bir elmas ve bir zümrüt arasındaki farkı bilmiyor.Tom does not know the difference between a diamond and an emerald.
Onun farkındayım.I do notice it.
Gerçek ve yalanlar arasındaki farkı söylemek zor.It's hard to tell the difference between the truth and lies.
Tom zorda olduğunun farkına vardı.Tom realized he was in trouble.
Tom sıkıntıda olduğunun farkına vardı.Tom realized he was in trouble.
Sanki kızım onun gerçek annesi olmadığımın biraz farkında gibi görünüyor.It seems as if my daughter is faintly aware that I'm not her real mother.
Hadi farkı bölelim.Let's split the difference.
Tom'u incitmek isteyecek birinin farkında mısın?Are you aware of anyone who would want to harm Tom?