Bilincin farkında olmadığımız alanı.A felfedező kiléte nem ismert.
Çatışmalar başlayana kadar her iki taraf da birbirinin hazırlıklarının ve hesaplarının farkında değildi.A csata kezdetéig egyik fél sem volt tisztában a másik terveivel.
Isı farkı seneden seneye değişir.Az egyik különbség a jövő időnél van.
Friedrich Hund, 1927'de çift kuyu potansiyelinin zemin durumunu incelediği zaman tünelin ilk farkına varandır.Friedrich Hund említette meg először az alagúthatást 1927-ben.
Gece ile gündüz arasında sıcaklık farkı fazladır.Az éjszaka és a nappal között nagy a hőingadozás.
Birinci ile üçüncü arasında sadece 31 saniyelik bir zaman farkı vardı.Érdekesség, hogy az első és az utolsó gól között mindössze 33 perc telt el.
Bu 4 farktan birinin artması, 5. farkın da artmasına neden olacaktır.Négyet a síknak csak egyféle egybevágósága generálja, az ötödik ezekből összetett.
Ekolojik farkındalık ve duyarlılığın topluma yayılması.A társadalomlélektan lelkifurdalása és lekiismerete.
İkili arasındaki müsabakanın sonunda Akgül karşılaşmayı puan farkıyla kaybetti.Kettejük gyümölcsöző kapcsolata tette lehetővé, hogy végre komolyan vegyék őket.
"Birçok kişiye borçlu olduğumun farkındayım.Sok ember megélhetése múlik rajtam.
Bu durumun farkında olan İngilizler muhtemel bir savaşı engellemek için çaba harcadılar.A britek igyekeztek lebeszélni a mexikóiakat egy esetleges háborúról.
M1025 serisinden farkı bu araçlarda vinç bulunmasıdır.Az 5735 m2-es tégla alakú tér a Lipótvárosban található.
Yazları günlük sıcaklık farkı çok fazladır.Nyáron párás forróság a jellemző.
Ancak sonra yaptığı yanlışın farkına varar.Később rájön, hogy hibát követ el.
Örneğin: Ƶar ve Zar farkı.Ilyen például a sakk és a go.
Ayrıca şunları da söyledi: " Benim için pek farkı yok.Hozzátette: "Ez egy másféle dolog lesz nekem.
Farkına bile varmadı.Alig vették észre.
Bu anlamıyla ATT'nin soyutlama (abstraction) yapma özelliğinin de farkında olmak gerekir.Elegendő tehát a Z invertálhatóságát belátni.
Bana ne yaptığımın farkında olmadığımı söylüyorlar.Nem hiszem, hogy felfogtam, mit is csináltam.
Yani gerilim farkı hâlâ DC kaynağın gerilimine eşittir.Ezután a porlasztás mechanizmusa megegyezik a DC porlasztáséval.
Yıllık sıcaklık farkı çok azdır.A hőmérséklet évi ingadozása csekély.
Jim hiçbir şeyin farkında değildir.Giovannista ei tiedetä juuri mitään.
Modern yazarlar ayrıca, Siyahın aradaki farkı giderici belli avantajlara sahip olduğunu da savunmaktadır.Modernien teoreetikkojen mukaan myös mustalla on tietynlaisia etuja.
Yıllık sıcaklık farkı fazladır.Sadanta vaihtelee vuoden mittaan lämpötilaa enemmän.
Bu arada Suat Yalaz farkına varmadan Paris'e yerleşmiş oldu.Kun yö saapui Pariisiin Mikset sä tuu!
Birisi tarafından izlendiğinin farkına varır.Miehet tajuavat, että heitä tarkkaillaan.
Herhangi bir zamanda faz farkı sabit olacaktır.Suhteen purkautuminen on mahdollista jokaisessa vaiheessa.
Çalışanların neyi başardıklarının farkındalığının olmaması önemliydi.Perämies ei ollut tietoinen siitä, mihin he olivat törmänneet.
Holokost döneminde durumun farklı olduğunun farkına çok geç vardılar.”.Olisin halunnut nähdä, miten Hollywood sekoaa siihen aikaan.»
2007 Fransa genel seçimleri'nde milletvekili olsa da az bir oy farkıyla seçimleri kaybetmiştir.Vuoden 2007 eduskuntavaaleissa Lintilän äänimäärä heikkeni jonkin verran.
Gücü yönlendirdiğinin farkında olmaz.Ei tiedetä, miten hän nousi valtaan.
Klasik tenis kurallarından tek farkı tenis topunun 1 defa yerine 2 defa sekebilmesine izin verilmesidir.Muista tenniksen lajeista poiketen sekanelinpelissä pelataan vain kaksi täyttä erää.
Eşeylerde görünüş farkı yoktur.Siitä ei erota kuvioita.
Doğruluk ve kesinlik arasındaki farkı anlatmak için bir hedef benzetmesi yapılabilir.Korrespondenssiteoreetikko voi tehdä myös jaon totuuden ja totuudenkaltaisuuden välillä.
Erkeklerle kadınlar arasında belirgin boy farkı yoktur.Eroa miesten ja naisten välillä ei juurikaan ole.
Bu isteğe verilecek cevap her zaman üç maddenin farkında olmaktır.Allokointi edellyttää aina vastaamista seuraaviin kolmeen kysymykseen.
Önemli bir ajan olduğunun kendisi de farkındadır.Hän myös ymmärsi olevansa tärkeä osa ryhmää.
İki istasyon arası yükseklik farkı ise 476 metredir.Keskimääräinen kahden aseman välimatka on 776 m.
Bu, farkında olmadan gerilemeye sebep verir.Tämä kannustaa olemaan käymättä heidän kimppuunsa.
Ben bir tür "şeyler üstü"yüm, neler olduğunun tamamen farkındayım.Sinnemäki lakonaikaisesta työstä: "Hyvin valitettavaa" Yle Uutiset.
Yalnız penjing'in bir farkı vardır.Quintessoneja on erilaisia.
Acıbadem kurabiyesinden en temel farkı içinde badem bulunmamasıdır.Istumista tulee välttää pahimman kivun aikana.
Burada da transcinsel hareketler ve interseksüelliğin farkına varılmıştır.Tutkimuksissa on havaittu myös intersukupuolista ja transsukupuolista käyttäytymistä.
Yıllık sıcaklık farkı çok azdır.Lämpötilan vaihtelu vuoden aikana on pieni.
Tohru, onigirinin bir meyve olmadığının farkına vardı: onun adı asla çağrılmayacaktı.Elenan mukaan hän ei koskaan käytä meikkiä, koskei tarvitse sitä.
Ancak o bunu farkındadır.Hän tietää asiasta."
Evde hayat akar gider ama kimse olanların ve olabileceklerin farkında değildir.Se aistii selvästi kuka on tervetullut pihalle ja kuka ei.
Britanya kanala ilk başlarda karşı çıksa da açıldıktan sonra stratejik değerinin kısa sürede farkına vardı.Οι Βρετανοί αρχικά αντιτέθηκαν στη διώρυγα, αλλά μόλις άνοιξε, η στρατηγική της αξία γρήγορα αναγνωρίστηκε.
Yaş farkına rağmen, birbirlerine aşık oldular.Παρόλη όμως τη διαφορά ηλικίας ανάμεσά τους, ερωτεύτηκαν.
Ancak o bunu farkındadır.Απλά να το ξέρει.
Hastalığa yakalananların çoğu fakirdir ve çoğu da hastalığın kendilerine bulaştığının farkında değildir.Οι περισσότεροι άνθρωποι που νοσούν είναι φτωχοί και δεν συνειδητοποιούν ότι είναι μολυσμένοι.
Ama ikisi de bunun farkında değildir.Το γεγονός αυτό όμως το γνωρίζουν μόνο εκείνες οι δυο.
UTC'e göre saat farkı +0300 (MSK)/+0400 (MSD).Τα αρχικά του στο UTC είναι +0300 (MSK)/+0400 (MSD).
Hayal ve gerçek arasındaki farkı bilebilirim.Τα έργα του κινούνται μεταξύ πραγματικότητας και φαντασίας.
Gorbaçov bu durumu "Her şeyi biz kendi başımıza yapıyoruz Halkımız yaptıklarımızın farkında.Όπως παρατήρησε ο Γκορμπατσώφ: «Κάνουμε ακόμα τα πάντα μόνοι μας .
Çünkü kendisi hiçbir şey bilmediğinin farkındadır.Εμείς είδαμε μόνο πως δεν κατάλαβε τίποτα.
Hipertansif olan ancak bunun önemli olduğunun farkında olmayan insanların sayısı.Είναι σημαντικός ο αριθμός των ανθρώπων οι οποίοι είναι υπερτασικοί αλλά δεν το γνωρίζουν.
Ancak sonra yaptığı yanlışın farkına varar.Σύντομα αντιλαμβάνεται το λάθος της.
Bir gece, ansızın keşfettiği bir gerçekle hayatının sonsuza dek değişeceğinin farkında değildir.Ώσπου ένα τυχαίο γεγονός θα αλλάξει τη ζωή της για πάντα.
Ekibin içinde polis olduğunun farkına varırlar.Ισχυρίζονται ότι είναι της αστυνομίας.