Ana içeriğe geç
Sözlük

farkı ile cümle

farkı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Babası ise, Brautigan’ın ölüm haberi duyulana kadar onun babası olduğunun farkında değildi.Ten sám zjistil, že má syna, až po Brautiganově smrti.
Bu durumun farkında olan İngilizler muhtemel bir savaşı engellemek için çaba harcadılar.Bůh je mi svědkem, že jsme zkusili všechno, co bylo možné, abychom zamezili novou ofensivu.
Defkhan Varmadın Farkına Feat.Snaž se pochopit příčinu neúspěchu.
Ancak aradaki yaş farkı sebebiyle ilişkileri uzun sürmez.Vztah však kvůli vzájemnému neporozumění dlouho netrvá.
Farkı Tespit Etme: Bir ekranda resimler verme.Konkrétní problémy: Neodkazovat na obrázky dle čísla.
Kullanıcılar bu değişikliklerin farkında olmazlar.Ekonomové nemají pro tyto změny konkrétní vysvětlení.
Bu elemanlardan farkı duyma ve görme yoluyla iletilmesidir.Rozlišujeme zážitek vhledu a vhled jako takový.
Yazın bile geceleri şiddetli rüzgarlar vardır.(Vadide bulunduğu için) Gece gündüz sıcaklık farkı yüksektir.Během letních měsíců je nejlépe lovit navečer, přes den pak za mírného deště, když ještě není voda kalná.
Ordinal Fayda Teorisinden temel farkı, faydanın ölçülebilir olduğu varsayımına dayanmasıdır.Kardinalistická teorie měření užitku předpokládá, že užitek je přímo měřitelný.
Gücün biraz daha farkında ve daha mantıklı bir durumdadır.Má více temperamentu a je vyrovnanější a o něco tvrdší v povaze.
Su-27'den başlıca farkı, Su-33'ün uçak gemileri tarafından kullanılmak üzere tasarlanmış olmasıdır.Ve srovnání se Su-27 byla zásadně přepracovaná avionika letounu.
Bugünkü Japonya Bayrağı'na oldukça bezneyen bayrağın bundan tek farkı, zemin renginin yeşil olmasıdır.Současná vlajka je podobná japonské vlajce, avšak místo bílého pozadí má pozadí zelené.
2007 NCAA Turnuvası dvam ettiği sırada, rastgele doping testlerinden birinde durumun farkına varıldı.V sezóně 2007 ukončila podruhé tenisovou dráhu v souvislosti s pozitivním testem na kokain.
Vakıf, HIV/AIDS ile ilgili konularda farkındalığın artması için çalıştı.Organizace se aktivně podílejí v osvětě na HIV/AIDS problematice a pochodů proti AIDS.
Diğer köpeklerden bir farkı da bu köpeklerin ter bezleri olmasıdır.Tato psovitá šelma se od ostatních psů liší i jídelníčkem.
Sonra bu farkı SQ.Tím se naopak zabývá QC.
Söyleşilerindeki tarzı nedeniyle, lafı fazla uzattığı ve kendisinin farkında olduğu söylendi.Podle svých slov moc dobře ví, o koho se jedná, a moc ji to mrzí.
(Farkında Değil misiniz!)(Slyšeli jste?).
Gece -gündüz sıcaklık farkı azdır.Teploty mezi dnem a nocí nejsou příliš rozdílné.
Yorum Farkı II, Linet'in 2015 yılında yayınlanan albümü.Almanach II navazuje na výstavu asociace Detail z roku 2015.
Kişilerin genç yaşta evlenmelerinde sorun görülmezken yüksek yaş farkına karşı çıkılmaktaydı.Manželství zůstalo, vzhledem k vyššímu věku, bezdětné.
Hayatını mahvettiğimin farkındayım ve ben olmazsam, rahatça çalışabileceğini de biliyorum.Știu că îți stric viața, că fără mine vei putea lucra.
ABD’deki diyabet hastalarının %20’sinin bu hastalığa sahip olduğunun farkında olmadığı tahmin edilmektedir.Se estimează că 20% din populația Statelor Unite suferă de diabet fără a fi conștientă de acest fapt.
Hastalığa yakalananların çoğu fakirdir ve çoğu da hastalığın kendilerine bulaştığının farkında değildir.Majoritatea celor bolnavi provin din medii sărace și cei mai mulți nu realizează faptul că sunt infectați.
Gamow tarafından verilen seminere katılımından sonra Max Born tünelin genelliliğinin farkına vardı.După participarea la un seminar de a lui Gamow, Max Born a recunoscut generalitatea acestui efect.
Dang hastalığı ve chikungunya arasındaki farkı belirlemek güçtür.Nu există diferențe semnificative între febra denga și febra chikungunya.
Yıllar sonra Raj annesinin evden uzaklaşmasından sorumlu olan adamın Jagga olduğunun farkına varır.Câțiva ani mai târziu, Raj își dă seama că Jagga este omul responsabil pentru alungarea mamei sale.
Jimmy liseden beri hayatının aynı devam ettiğinin farkındadır.Jimmy își dă seama că viața lui a rămas în mare parte aceeași, după ce a absolvit liceul.
Yay kinetiği fillerin hareketinin diğer hayvanlardan farkını açıklayabilir.Cinetica similară unui resort ar putea să explice diferența dintre mișcarea elefanților și a altor animale.
UTC ye olan zaman farkı +0400 (SAMT)/+0500 (SAMST).Diferența fața de UTC este de +0400 (SAMT)/+0500 (SAMST).
Kendi deyişiyle, farkına varmıştı ki: “Meyve Sepeti’nde, bir Onigiri için hiç oda yoktu”.El a mărturisit că nu a luat nicio măsură pentru a îngriji răniții; el a răspuns: „Categoric, nu.
UTC'e göre saat farkı +0500 (YEKT)/+0600 (YEKST).Diferența față de UTC este de +0500 (YEKT)/+0600 (YEKST).
UTC saat farkı +0600 (NOVT)/+0700 (NOVST).Diferența față de UTC este de +0600 (NOVT)/+0700 (NOVST).
Güzel şeylerin farkı nedir?Cu ce difera cele doua situatii?
Bana ne yaptığımın farkında olmadığımı söylüyorlar.Eu am avut mereu impresia că nu-și dau seama ce fac.
O sırada Stauffenberg'in dışarıya çıktığının kimse farkına varamadı.Nimeni nu se aștepta la evoluția pe care o va avea Steinitz.
Her zaman farkında olunanın ise unutulması mümkün değildir.Și adevărul fiind ceea ce este, nu poate fi niciodată distrus.
Medya Farkındalık Ağı bulgularını "Çok başarılı bir film için tekrar izleme oranı yaklaşık %5'tir.Media Awareness Network a spus că, „Rata de repetare a vizionării unui blockbuster este de aproximativ 5%.
Gol farkının eşit olması durumunda ise deplasman golleri kuralı dikkate alınmaktaydı.Dacă după prelungiri scorul era tot egal, se aplica regula golului de aur.
UTC'e göre saat farkı +0300 (MSK)/+0400 (MSD).Difereanța față de UTC +0300 (MSK)/+0400 (MSD).
(Tükçede normal A sesi ile farkı ortadan kalkmıştır).(Niciodată nu fugiți în ploaie, cu șosete în picioare.)
Bu sırada kendisi de yaşamın güzelliklerinin farkına varır.Sperăm că va descoperi adevărata sa frumusețe în interior.
Ambliyopi her iki gözün test edilmesiyle ve iki göz arasında görme farkının bulunmasıyla teşhis edilir.Sunetul perceput este, de asemenea, evaluat din analiza ambelor semnale ale urechilor.
Çünkü Almanya yüzünden ileride ceza alabileceklerini farkındaydılar.Aflase că urma să fie arestat în Germania.
Doğruluk ve kesinlik arasındaki farkı anlatmak için bir hedef benzetmesi yapılabilir.Trebuie făcută deosebirea între validitatea argumentării și corectitudinea concluziei.
UTC'ye göre saat farkı +0900 (YAKT)/+1000 (YAKST).Diferența față de UTC este de +0900 (YAKT)/+1000 (YAKST).
Yaz ile kış, gece ile gündüz arasında büyük ısı farkı vardır.Zi de iarnă, o noapte decisivă 2.
Tabaka oluşmasının sebebi kullanılan malzemelerin göreli yoğunluk farkıdır.S-a pus accent deosebit pe calitatea materialelor utilizate.
Bu basınç farkı sayesinde kanat yukarı doğru yükselir.Odată cu mărirea unghiului de incidență crește și presiunea pe velă.
Normal A sesi ile farkı ortadan kalkmıştır.Cel mai ușor se deosebește după sunete.
Yazın bile geceleri şiddetli rüzgarlar vardır.(Vadide bulunduğu için) Gece gündüz sıcaklık farkı yüksektir.Natt (éjszaka) és Anar (a másik) lánya, féltestvérei anyai (Natt) ágon Aud és Dag (nappal).
HOMO ve LUMO arasındaki enerji farkıHOMO–LUMO boşluğu olarak adlandırılır.A HOMO és LUMO közötti energiakülönbséget HOMO–LUMO távolságnak is nevezik (HOMO–LUMO gap).
Ancak o bunu farkındadır.Ennek tudatában is volt.
Hamlet arkadaşlarını sıcak bir şekilde karşılar ama hemen kendisine karşı olduklarının farkına varır.Hamlet szívélyesen fogadja barátait, de hamar rájön, hogy nagybátyja áll a háttérben.
Ben bir tür "şeyler üstü"yüm, neler olduğunun tamamen farkındayım.Ő: Igen, tövig rágtam a körmöm, hogy mi van veled.
Yıllar arasinda farklı bir sıcaklik farkı görülmez.A két évszak között nincs nagy hőmérsékleti különbség.
1957 yılında, bu ödülü 1 oy farkı ile Albert Camus'ya kaptırdı.1957-ben irodalmi Nobel-díjra jelölték, de egy szavazattal elmaradt Albert Camus mögött.
Ama Needy bir sorun olduğunun farkındadır.Lynette tudja, hogy baj van.
François küçümsendiğinin farkında bile değildir.Miki sem büszke önmagára.
(Farkında Değil misiniz!)(Fogalma sincs?).
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod