Güzel şeylerin farkı nedir?Vad är det då för skillnad mellan olika beskrivningar?
Cinsel ilişkilerde yaş farkı Gey pornografisi Cinsel yönelim Genel Hart, Jack.Åldersskillnader i sexuella relationer Sexköpslagen ^ Motyl, Jacqueline.
Kenya v Tanzanya Tanzanya v Kenya Tanzanya Gol Farkıyla Kazandı.Gränsen till Kenya och Tanzania går delvis genom Victoriasjön.
Jim hiçbir şeyin farkında değildir.Inget är känt om Paul.
Her şeyin farkındadır ama ağrı sızı hissetmez.Symtomen är att ögonen blir röda, men man känner ingen smärta.
İki sayının farkının alınması işlemidir.Det finns två sätt att numrera dem.
Açıktır ki, gerilim farkının oluşmadığı bir devreden akım geçmez.Därför är det viktigt att det inte finns ett lövverk som hindrar spridningen.
Kullanıcılar bu değişikliklerin farkında olmazlar.Användarna märker ingen skillnad.
Böylece artık kim olduğunun farkına varmış olur.Då får hon reda på vem hon egentligen är.
Bu sırada kendisi de yaşamın güzelliklerinin farkına varır.Samtidigt berättar han om kvinnorna i hans liv.
Kardeşler büyük bir olaya bulaştıklarının farkına varırlar ve Narnia'ya yardım etmekte karar kılarlar.De beger sig tillbaka och kommer överens om att berätta att Narnia verkligen finns.
Uluslararası Saat Farkı HesaplamaUnion Differens Mängdteori
"Birçok kişiye borçlu olduğumun farkındayım.Він захопив уяву багатьох людей".
ABD’deki diyabet hastalarının %20’sinin bu hastalığa sahip olduğunun farkında olmadığı tahmin edilmektedir.За оцінками, 20% населення США, хворого на діабет, не підозрюють про свою хворобу.
(Farkında Değil misiniz!)(Ти знаєш?)
4- Siyasal gerçekçilik, siyasal eylemin moral öneminin farkındadır.Четвертий принцип стверджує, що політичний реалізм визнає моральне значення політичної дії.
Birisi tarafından izlendiğinin farkına varır.Раптом вона бачить, що хтось спостерігає за нею.
Ama ikisi de bunun farkında değildir.Але дві з них досі невідомо де.
Aralarında üslup farkı vardır.Між ними суттєві різночитання.
Kırmızı devlerden farkı çok yüksek sıcaklığa sahip olmalarıdır.Блакитний карлики від червоних карликів відрізняються вищою температурою поверхні.
Kriptonit taşının Kripton gezegeninde normal bir taştan farkı yoktur.Криптоніт — іншопланетний камінь з Криптону.
Böylece açık ve kapalı sistem farkı betimleniyordu.За цією ознакою розрізняють відкриті й закриті системи.
Böylece artık kim olduğunun farkına varmış olur.Інакше ми б знали, хто він.
Leningrad'da olduğunun farkında değildir.Жив у Ленінграді.
Kullanım farkı buradan kaynaklanmaktadır.У Колисковій використано різновид цього.
Ancak o bunu farkındadır.Але він теж це розуміє.
Meditasyon düşüncesiz farkındalık konumudur.Вітчизняна медицина вважає мене безнадійною.
Her zaman farkında olunanın ise unutulması mümkün değildir.Випробувавши один раз, людина не може цього забути.
Yani ekvatorla kutuplar arasındaki sıcaklık farkıdır.Це призводить до різниці температур між полюсами і екватором.
Roma Senatosu birden tehlikenin farkına vardı.Римський командувач занадто пізно зрозумів задум ворогів.
Gece gündüz sıcaklık farkı çoktur.До того ж температура повітря вдень і вночі сильно відрізняється.
Kullanıcı bu işlemin farkında olmaz.Комерційне використання не відоме цього виду.
Birleşik ısı ve güç ısı farkından yararlanarak, şehrin sularını ısıtan enerji sistemidir.Електрику та тепло в місто постачає одна електростанція.
Çünkü kendisi hiçbir şey bilmediğinin farkındadır.Як наслідок, він твердив, що він нічого не знає.
Bu değerin günümüzdeki geçerli değerden farkı, yalnızca yüzde bir oranındadır.Сучасне значення елементарного заряду відрізняється на 1%.
Ancak kendisinden sonra ormanda hiçbir şeyin değişmediğini farkına varır.І лише Ліса відчуває, що тут щось не так.
Eğer kot farkına bakarsak bunu anlayabiliriz.Але придивившись уважніше, можна помітити різницю.
Her şeyin farkındadır ama ağrı sızı hissetmez.Стан важкий, але лікарі не вважають його безнадійним.
Kadın ve erkeklerin öz sunumları arasındaki farkı anlamaya yönelik çalışmalar da yapılmıştır.Між чоловіками та жінками спостерігається також деяка різниця у вираженності різних сторін інтелекту.
Kadın-erkek farkı yoktur.Самці й самиці не відрізняються.
Çoğu ülkede, bilgisayar bilimleri eğitiminde önemli bir cinsiyet farkı vardır.Багато чого ще потрібно зробити щодо гендерної рівноваги в науці.
Alex, kendi saatini bulmuştur ancak farkında değildir.Сер Алекс поставився до мене, як до сина, і я ніколи не забуду той момент.
Hayal ve gerçek arasındaki farkı bilebilirim.Переплетення подій реальності і вигадки.
Yaş farkına rağmen, birbirlerine aşık oldular.І хоч навколо війна, вони закохуються одне в одного.
Farkı göreceksin.Ти побачиш різницю.
Bir Amerikalı ve bir Kanadalı arasındaki farkı söyleyebilir misin?Ти можеш відрізнити американця від канадця?
Tom, Çingene ve Macar arasındaki farkı bilmiyor.Том не розуміє різниці між циганом та угорцем.
Farkı fark ettim.Я помітив різницю.
Yazılış farkıyla bu filmin adı da "Tovarich"ti.З різницею в написанні цей фільм називався «Товарич».
ABD’deki diyabet hastalarının %20’sinin bu hastalığa sahip olduğunun farkında olmadığı tahmin edilmektedir.Odhaduje se, že 20 % osob s diabetem ve Spojených státech si není vědomo, že touto chorobou trpí.
Hiçbiri, bu genç ve güzel kadının ne kadar tehlikeli olduğunun farkında değil.Nikdo z nich však neví, jak nebezpečná může žena být.
Ancak o bunu farkındadır.Ten si je toho zřetelně vědom.
Hayal ve gerçek arasındaki farkı bilebilirim.Nauka mezi snem a skutečností.
Çünkü kendisi hiçbir şey bilmediğinin farkındadır.Přiznává si, že nic neví.
Dang hastalığı ve chikungunya arasındaki farkı belirlemek güçtür.Může být obtížné odlišit horečku dengue a nemoc chikungunya.
Artık kaybolduklarının farkında olan grup, sadece güneye doğru gitmeye karar verir.Tentokrát jsou už opravdu ztraceni, a tak se rozhodnou jít jednoduše na jih.
İnsanlar bunun farkında değildir çünkü uyutulmuşlardır.Ale nikdo to neslyšel, ani ti dva kloučci, protože tvrdě spali.
O, belki de Germanik halkların Keltlerden farkını ayırt eden ilk Akdenizli olmuştur.Pýtheás byl patrně prvním člověkem ze Středomoří, který odlišil Germány od Keltů.
Böylece artık kim olduğunun farkına varmış olur.Teprve potom poznala, kdo to vlastně byl.
Fakat, Perowne, şanslı bir insan olduğunun farkında değildir.Gustav Znamená to, že ve skutečnosti nejsi šťastný?