Ana içeriğe geç
Sözlük

farkı ile cümle

farkı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Yaş farkına rağmen, birbirlerine aşık oldular.Pomimo różnicy wieku zakochali się w sobie.
ABD’deki diyabet hastalarının %20’sinin bu hastalığa sahip olduğunun farkında olmadığı tahmin edilmektedir.Szacuje się, że 20% cukrzyków w Stanach Zjednoczonych nie zdaje sobie sprawy z obecności choroby.
Timaeus fiziksel dünya ile sonsuz dünya arasındaki farkı açıklayarak başlar.Timajos zaczyna swój wywód od rozróżnienia pomiędzy światem fizycznym i wiecznym.
(Farkında Değil misiniz!)Did You Know? (ang.).
Ama ikisi de bunun farkında değildir.Obaj nic nie pamiętają.
İki farkılı fünye kullanılabilir.Dozwolone jest używanie dwóch klocków hamulcowych.
Böylece artık kim olduğunun farkına varmış olur.Ale już wiedziałem, kim chcę być. .
Ancak o bunu farkındadır.Tylko Ona to wie”.
Niye farkına varmamışım şiirinin peki?Dlaczego go nie zauważyliśmy?
Ayrıca şunları da söyledi: " Benim için pek farkı yok.Powiedziała także: "To będzie wyglądać zupełnie inaczej.
O sırada Stauffenberg'in dışarıya çıktığının kimse farkına varamadı.Kiedy nikt nie patrzył Giselle uciekła.
Dolunay, Ay ile Güneş'in jeosentrik zahir (ekliptik) boylamlarının farkı 180 derece olduğunda gerçekleşir.Dokładniej, pełnia występuje wtedy, gdy długości ekliptyczne Słońca i Księżyca różnią się o 180 stopni .
Bu safhalar farkında olma, ilgi, değerlendirme, deneme ve benimsemedir.Ale żeby nie było wątpliwości- to jest moja ocena, moje powody i moje uczucia.
Aslında ne söylediğinin farkında değildi.Nie wiedział bowiem, co mówi.
İnsanlar bunun farkında değildir çünkü uyutulmuşlardır.Ludzie w tym stanie mają wrażenie, że jeszcze nie śpią.
Antrenörü ise farkında olmadan farklı bir kimyasal verdiğini söyledi.Za pomocą przemian chemicznych wyodrębnili nowy, nieznany dotąd pierwiastek chemiczny.
Hasta ayrıca bu etkenlerin birbirleriyle olan ilişkilerinin da farkında olmalıdır.Pacjenci różnią się też między sobą świadomością swojego zachowania.
Çevrelerinin farkında değil gibi görünüyorlardı.Nie potrafią dostosowywać się do otoczenia.
Isı farkı seneden seneye değişir.Ubarwienie jest zmienne w zależności od pory roku.
Tek farkı ise Hej, Slováci'nin biraz daha yavaş olmasıdır.Nieco mniej popularnym, choć prostszym językiem jest Corewars.
Bu sırada kendisi de yaşamın güzelliklerinin farkına varır.On sam też poznaje historię jej życia.
Çevresindeki dünyanın daha çok farkına varmaya ve bir şair olarak olgunlaşmaya başladı.Sam otaczający człowieka świat miał się zmienić w poemat.
Fakat bütün aile fertleri 3 canavarla yaşamanın sanıldığı gibi kolay olmadığının farkında.Bitwa jest o tyle ciekawa, że każde z 3 potworów nie wie z kim ma walczyć.
Bu isteğe verilecek cevap her zaman üç maddenin farkında olmaktır.Cechą rozpoznawczą całego rodzaju jest zawsze trójnerwowa nasada liści.
Bu basınç farkı sonucunda rüzgâr doğar.Zróżnicowanie ciśnienia jest przyczyną powstawania wiatru.
Genç dövüşçülere para ödenmesindeki yozlaşmışlığın farkına varmadan önce yedi kere dövüşmüştür.Podczas ligowych potyczek Platko tylko siedmiokrotnie wybiegł na plac gry.
Kara Kartallar ligde sadece bir puan farkı ile kaybetti.Rangersi uniknęli spadku, gdyż zadecydował o tym tylko jeden punkt różnicy.
Kurulumun Ubuntu'dan farkı bulunmamaktadır.Mint nie jest forkiem Ubuntu.
Bu enerji farkı Stokes Kayması olarak adlandırılır.Powoduje to dryft, nazywany dryftem Stokesa.
Theo, Vincent'ın sorun yaşadığının farkına vardı.Vincent okazał jednak zrozumienie sytuacji, w jakiej znalazł się Theo.
Bireyin benliğinin farkında olması olarak kısaca tanımlanabilecek Öz farkındalık iki uçta tanımlanmaktadır.Zanegowanie bytu może więc być rozumiane dwojako.
Kadın ve erkeklerin öz sunumları arasındaki farkı anlamaya yönelik çalışmalar da yapılmıştır.Świadomie zaciera różnicę między kobietą a mężczyzną.
Vakıf, HIV/AIDS ile ilgili konularda farkındalığın artması için çalıştı.Prowadzi działalność charytatywną w walce z HIV i AIDS.
Sadece yaş farkı yüzünden onu kabul etmez.Nie został przyjęty ze względu na wiek.
Birinci ile üçüncü arasında sadece 31 saniyelik bir zaman farkı vardı.W pierwszym i drugim odcinku czas trwania wynosił 60 sekund.
Fakat Elwood insanların ona deli gözüyle baktığının farkında değildir.Violet nie chce uznać kobiety za niepoczytalną.
Farey, yüzeydeki hareketler arasındaki farkı tespit eder.Dione wykazuje ciekawe zróżnicowanie powierzchni.
Eminim ne olduğunun farkındaydı ama görmemiş gibi davranıyordu.Grał jak szedł, ale wiedział, gdzie idzie.
Bunu doğru olması için, bizim farkında olmadığımız bir bölümünün olması gerekir.Do tego bowiem potrzebny byłby rozum, którego nie mają.
Günlük hayatımızın içinde farkına bile varmadığımız görüntü çokluğu içinde yaşamaktayız.Zdałem sobie sprawę, że dalej w moim życiu, nie będzie go tak wiele, jak gdy widziałem go na co dzień.
(Farkında Değil misiniz!)(Vet du det?).
Hastalığa yakalananların çoğu fakirdir ve çoğu da hastalığın kendilerine bulaştığının farkında değildir.De flesta som har sjukdomen är fattiga och de flesta som är smittade vet inte om det.
ABD’deki diyabet hastalarının %20’sinin bu hastalığa sahip olduğunun farkında olmadığı tahmin edilmektedir.Det beräknas att 20 procent av alla diabetiker i USA är omedvetna om sin sjukdom.
O sırada Stauffenberg'in dışarıya çıktığının kimse farkına varamadı.Därefter smög sig Stauffenberg ut, vilket ingen observerade.
İkincisi gaz ve sıvı arasındaki farkın yok olduğu kritik noktada biter.Bortom den kritiska punkten upphör även skillnaden mellan vätska och gas.
Dang hastalığı ve chikungunya arasındaki farkı belirlemek güçtür.Det kan vara svårt att skilja mellan denguefeber och chikungunya.
Her iki taraf aralarındaki ortak düşmanlıklarının farkındaydı.Bägge parter var väl medvetna om sambandet mellan dessa fenomen.
Vakıf, HIV/AIDS ile ilgili konularda farkındalığın artması için çalıştı.Hon deltog också i debatten omkring HIV och AIDS.
Robin bunun farkındadır çünkü yaralanmıştır.Robin blev sårad och trillade av.
Verimlilik yalnızca sıcak ve soğuk termal rezervuarlar arasındaki sıcaklık farkına bağlıdır.Carnotverkningsgraden beror enbart av skillnaden i temperatur mellan den varma och kalla reservoaren.
Böylece açık ve kapalı sistem farkı betimleniyordu.Det är viktigt att göra skillnad på slutna och isolerade system.
Bu değerin günümüzdeki geçerli değerden farkı, yalnızca yüzde bir oranındadır.Detta skiljer sig bara 1% från det nu gällande värdet.
Mütercimin tercümandan farkı, tercümanın sözlü çeviri, mütercimin ise yazılı çeviri yapmasıdır.Indirekt översättning, eller sekundäröversättning, är en översättning av en översättning.
Kadın ve erkeklerin öz sunumları arasındaki farkı anlamaya yönelik çalışmalar da yapılmıştır.Det finns även skillnader mellan män och kvinnor i hur ofta man söker.
Gece ve gündüz ısı farkı yaz aylarında oldukça yüksektir.Skillnaden mellan dag och natt temperaturen är ganska hög under sommarperioder.
Yıllık sıcaklık farkı çok azdır.Färgtemperaturen varierar inte mycket.
Tipik bir çöl ikliminin egemen olduğu kentte gece-gündüz sıcaklık farkı çok yüksektir.I öknar får man ett klimat där temperaturskillnaden mellan dag och natt är stor.
Çünkü kendisi hiçbir şey bilmediğinin farkındadır.Presidenten själv har hävdat att han inte kände till något.
Kimse bu adamın ileride neler yapacağını farkında değildi.Ingen visste vad som väntade dem på andra sidan.
Eğer kot farkına bakarsak bunu anlayabiliriz.När vi har lyckats förenkla något, upplever vi att vi har förstått det.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod