Ana içeriğe geç
Sözlük

farkı ile cümle

farkı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
"Birçok kişiye borçlu olduğumun farkındayım."Estou trabalhando com um monte de gente.
SATA'nın paralel ATA'dan en belirgin farkı güç ve veri kablolarıdır.Os conectores e cabos são as partes mais visíveis da diferença entre SATA e o drives Parallel ATA.
Defkhan Varmadın Farkına Feat.Desculpem a Nossa Falha.
Yanılabilirlik, yanılıyor olabileceğinizi ve bunun farkına varamayabileceğinizi kabullenmektir bir nevi.Ele pode acertar, errar ou admitir não saber.
Morrissey'le tanıştıktan sonra şarkının cinayetlerinin kökenine inmeye çalıştığının farkına varmıştır.Após o encontro com Morrissey, ele aceitou que a canção era uma exposição sincera sobre o impacto do crime.
Holokost döneminde durumun farklı olduğunun farkına çok geç vardılar.”.Em Nellcôte as coisas eram muito diferentes e levei um tempo para entender o porquê."
CTP genel başkanlığına 1995 yılında Özker Özgür'e karşı aday oldu, az bir oy farkıyla başkanlığı kaybetti.Em 1996 disputou a presidência nacional do PMDB perdendo por apenas um voto.
Doğuda yaz ile kış arasındaki ısı farkı, denize yakınlıktan dolayı görece düşüktür.O inverno é ameno devido à proximidade do mar.
Görünümü dışında normal zombilerden farkı yoktur.Não tem características tão marcante além dos olhos verdes.
Gol farkının eşit olması durumunda ise deplasman golleri kuralı dikkate alınmaktaydı.Em caso se igualdade em pontos, a regra do gol marcado como visitante entraria em consideração.
Niye farkına varmamışım şiirinin peki?Sabe por que não nos deram o Nobel?
Timaeus fiziksel dünya ile sonsuz dünya arasındaki farkı açıklayarak başlar.Timaeus begint met een onderscheid te maken tussen de fysieke wereld en de eeuwige wereld.
Hiçbiri, bu genç ve güzel kadının ne kadar tehlikeli olduğunun farkında değil.Hij bewondert hoe zoiets moois zo gevaarlijk kan zijn.
Ancak aralarındaki yaş farkı, Nuri'nin evliliği ve toplum baskısı, önlerinde büyük bir engeldir.De soera waarschuwt tegen ongelovigheid en benoemt ook onder andere de vrouwen van Nuh en Loet.
Böylece artık kim olduğunun farkına varmış olur.Op dat moment realiseert hij zich wie ze is.
Aslında ne söylediğinin farkında değildi.Ik heb niet helemaal begrepen wat u zegt.
Ama ikisi de bunun farkında değildir.Ze snappen er allebei niets van.
O da Mûsâ'yı, onlar farkına varmadan uzaktan gözledi.Als Mozes God van aangezicht tot aangezicht zou zien zou hij sterven.
Ayrıca aralarında sınıf farkı vardı.Altijd was er dat klassenverschil.
Çevrelerinin farkında değil gibi görünüyorlardı.Het niet meer herkennen van je omgeving.
Roma Senatosu birden tehlikenin farkına vardı.De Romeinse autoriteiten waren zich bewust van dit gevaar.
Hayal ve gerçek arasındaki farkı bilebilirim.In: Tussen droom en werkelijkheid.
Niye farkına varmamışım şiirinin peki?Waarom kon hij de boodschap niet zelf doorgeven?
Vakıf, HIV/AIDS ile ilgili konularda farkındalığın artması için çalıştı.Ook ondernam ze activiteiten om de bewustwording van hiv/aids te vergroten.
Bu değerin günümüzdeki geçerli değerden farkı, yalnızca yüzde bir oranındadır.Zijn waarde van miljoen km wijkt slechts 2% af van de huidige.
Kadın-erkek farkı yoktur.Mannetje en vrouwtje verschillen niet.
Bu single'ın habercisi olduğu albü Farkın Bu ise 7 Temmuz 2011'de çıktı.Wish I could is een single van Miss Montreal die uitkwam op 1 juli 2011.
Ayrıca şunları da söyledi: " Benim için pek farkı yok.En ik zei, 'Het maakt mij niet uit.
HOMO ve LUMO arasındaki enerji farkıHOMO–LUMO boşluğu olarak adlandırılır.Het energieverschil tussen HOMO en LUMO is dan de band gap.
Eminim ne olduğunun farkındaydı ama görmemiş gibi davranıyordu.Hij wist zeker dat het zo is, maar hij ziet niks.
(Farkında Değil misiniz!)Men kende dat immers niet?
Bu iki durum arasında küçük te olsa bir enerji farkı vardır.Het energieverschil tussen beide toestanden is evenwel klein.
Ancak kendisinden sonra ormanda hiçbir şeyin değişmediğini farkına varır.Wanneer ze later in haar kasteel komt blijkt dat ze niet is veranderd.
Şarkı neredeyse orijinali ile aynıydı, tek farkı başlangıcın daha uzun olmasıydı.Het nummer is precies hetzelfde als het origineel, alleen het begin is iets korter.
"Birçok kişiye borçlu olduğumun farkındayım.'Gehoor geven aan velen.
Doğruluk ve kesinlik arasındaki farkı anlatmak için bir hedef benzetmesi yapılabilir.Hierbij wordt onderscheid gemaakt tussen juistheid en precisie.
Sam hiçbir şeyin farkında değilken Dean bunun bir şaka olduğunu düşünüyordur.Pas dan maakt Mr. Voice bekend dat het maar een grapje is.
Bunlar faz farkının varlığına işarettir.Dit ten teken van hun verbondenheid.
Çünkü kendisi hiçbir şey bilmediğinin farkındadır.Ze vertelt hem van niets te weten.
Ölüden Mektuplar Sana Yöneldim Farkında Mısın?Begrijpt u deze rechten zoals ze u zijn medegedeeld?"
Belirli bir sosyal çevre içine girmiştir ve o an sadece bunun farkındadır.De kennis is al in hem in een sluimertoestand, maar hij is zich er alleen nog niet van bewust.
Farkına bile varmadı.Hij begreep er niets van.
Yalnız bir nitelik farkı vardır.Er is maar één differentieel nodig.
Birisi tarafından izlendiğinin farkına varır.Hij merkt dat hij wordt opgewacht.
Kadın ve erkeklerin öz sunumları arasındaki farkı anlamaya yönelik çalışmalar da yapılmıştır.Bovendien wilde men af van het onderscheid dat gemaakt werd tussen mannen en vrouwen.
Bu yenilikler pilotun durumsal farkındalığını ve görev performansını arttıracaktır.Door de beeldschermen zal het situationeel bewustzijn en de efficiëntie van piloten toenemen.
Rusya zaman farkı dolayısıyla 9 Mayıs'ta kutlamaktadır.In de voormalige Oostbloklanden wordt vanwege het tijdsverschil 9 mei als Dag van de Overwinning gevierd.
ABD’deki diyabet hastalarının %20’sinin bu hastalığa sahip olduğunun farkında olmadığı tahmin edilmektedir.Ongeveer 50% van de mensen met diabetes weet niet dat ze lijden aan de ziekte.
Diğer köpeklerden bir farkı da bu köpeklerin ter bezleri olmasıdır.Dat komt mede door het feit dat ze dezelfde hondjes hebben.
Isı farkı seneden seneye değişir.Het tijdstip verschilt van jaar tot jaar.
Bu isteğe verilecek cevap her zaman üç maddenin farkında olmaktır.Bij deze peilingen konden de ondervraagden telkens drie kandidaten noemen.
Kara Kartallar ligde sadece bir puan farkı ile kaybetti.De eilandengroep verloor met slechts een doelpunt verschil.
Aradaki erkek farkı 1’dir.Precies een verschil van 1.
Kullanıcılar bu değişikliklerin farkında olmazlar.Deze veranderingen worden door het publiek echter niet waargenomen.
Helyum basıncı farkı bu boşluklarda motorun otomatik kapanmasına sebep olur.Het wegvallen van de heliumdruk in deze ruimte resulteert in het automatisch uitschakelen van de motor.
Ne yaptığının farkında mısın?Besef je wat je gedaan hebt?
Birçok yazar Türkçenin zenginliğinin farkında bile değil.Heel veel schrijvers zijn zich zelfs niet bewust van de rijkdom van de Turkse taal.
Ne yaptığının farkında değildi.Hij wist echt niet wat hij deed.
Hayatını mahvettiğimin farkındayım ve ben olmazsam, rahatça çalışabileceğini de biliyorum.Wiem, że niszczę twoje życie, że beze mnie mógłbyś pracować.
Danny farkında olmadan adamı oğlunun önünde öldürür, sonra bu şaşkınlıkla ordan kaçarken yaralanır.Danny nieświadomie zabija go w obecności jego syna, następnie zostaje ranny podczas ucieczki.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod