Hayal ve gerçek arasındaki farkı bilebilirim.بين الحقيقة والخيال.
Bu gün zaman farkından dolayı Avrupa’da Kara Cuma olarak bilinmektedir.يشار إلى هذا اليوم في أستراليا بالثلاثاء الأسود وذلك بسبب فرق التوقيت.
Çok beceriklidir ama yaptığı güzellikleri farkına varmadan yapar.نعم، انه يبدو وسيم، ولكن ما تتذكره هو الإخلاص في أدائه.
Devranın usul usul değiştiğinin farkına vardım.اعلم انهم اختلفوا في وجود الحركة.
Bu safhalar farkında olma, ilgi, değerlendirme, deneme ve benimsemedir.المهم الطريق بحد ذاتها، واكتشافنا لأنفسنا من خلال السفر والمغامرة والسعي.
İki farkılı fünye kullanılabilir.ويمكن استخدام نوعين من الأنابيب.
Bu basınç farkı sonucunda rüzgâr doğar.بالعلم أن فرق الضغط المناخي بين نقطتين هو الذي يولد الريح.
UTC'e göre saat farkı +1000.وقد وجد رومر أنه يساوي 1000 ثانية .
Koza içinde uyuyan balık bunun farkına varmaz.فالعلم في تنام لايعرف مداه.
Volkanik yay ve ada yayları arasındaki farkın gerekli olup olmadığı hakkında bazı görüş ayrılıkları vardır.هناك بعض الجدل حول جدوى التمييز بين أقواس الجزر والأقواس البركانية.
(Tükçede normal A sesi ile farkı ortadan kalkmıştır).(يمكن أن تلاحظ هذا الاختلاف بينما تعدّل نبرة صوتك).
Diplomatik tanımada, devletler ve onların yönetimlerinin tanınması arasındaki farkın altı çizilmelidir.يجب التمييز بين الاعتراف الدبلوماسي والاعتراف الرسمي بالدول وحكوماتها.
Farkındalığı uygulamak demek şimdiki zamanda yaşamaktır.إدراك شعوري إدراك الزمن اللحاق بالزمن.
15 Şubat 1973'te yapılan ikinci toplantıda üç oy farkıyla kabul edildi.تم إجراء استفتاء حول الأسئلة الثلاثة الأخرى في 7 فبراير 2015.
Yerel otoriteler olayların farkına varınca 1881 yılında kardeşler Missouri’ye dönmek zorunda kaldılar.وفي عام 1881 انتقل الأخوان من جديد إلى برلين.
Rumence ve Ulahçanın arasında en büyük farkı söz varlığıdır.الاختلاف الرئيسي ما بين المسبحة والحمص هو القوام.
Öğrenciler ifadelerinde şunları dile getirdi: "Suç unsuru içeren şekilde davrandığımızın farkında değildik.لقد وصلَ لنا عن طريق وسائل الإعلام لا غير ونؤكدُ لكم أنه لم يتم استشارتنا في مضمون ما تناوله البغداي.»
Uygulamaların, sürüş, yürüme, koşu veya uyku gibi kullanıcının yaşadığı hareketin farkında olmasını sağlarlar.هذا يسمح للتطبيقات أن تدرك وتتعرف على حركة الجسم الحالية, مثل القيادة, المشي, الركض, النوم.
Yaralanmanın ciddiyetinin farkında varmadı, sadece bir bandaj sardı ve çalışmaya devam etti.فغير جرح اللحاظ يندمل سمعت بالوصل ثم همت به ...
Onların arasındaki farkı söyleyemem.لا أستطيع ان اقول الفرق بينهم
Birçok bilgisayar kullanıcısı kendi bilgisayarlarının botlar ile enfekte olduğunun farkında değildir.Muitos usuários de computador não sabem que o seu computador está infectado com bots.
Ay'ın en belirgin yönü parlak ve karanlık bölgeleri arasındaki kontrast farkıdır.O aspecto distinto da Lua é o contraste entre as zonas claras e escuras.
Timaeus fiziksel dünya ile sonsuz dünya arasındaki farkı açıklayarak başlar.Timeu começa com uma distinção entre o mundo físico e o mundo eterno.
Ancak, ışık hızı bu aynı alanların farkında olmamızı engeller.No entanto, a velocidade da luz nos impede de estar ciente dessas outras áreas idênticas.
ABD’deki diyabet hastalarının %20’sinin bu hastalığa sahip olduğunun farkında olmadığı tahmin edilmektedir.Estima-se que 20% das pessoas afectadas com diabetes nos Estados Unidos não saibam que têm a doença.
Hamlet arkadaşlarını sıcak bir şekilde karşılar ama hemen kendisine karşı olduklarının farkına varır.Hamlet recebe os companheiros calorosamente, todavia logo discerne que eles estão contra ele.
Artık tek kurtuluş yolunun batıya doğru dağları aşmak olduğunun farkına varmışlardı.Agora era evidente que a única saída era subir as montanhas a oeste.
UTC'e göre saat farkı +0300 (MSK)/+0400 (MSD).Seu padrão UTC é +0300 (MSK)/+0400 (MSD).
Stewie, Janet'in kendisiyle sırf Stewie onunla kurabiyelerini paylaştığı için oynadığının farkına varır.Stewie percebe que Janet somente brincou com ele porque deu biscoitos a ela.
Danny farkında olmadan adamı oğlunun önünde öldürür, sonra bu şaşkınlıkla ordan kaçarken yaralanır.Danny involuntariamente mata-o na frente de seu jovem filho, que então é ferido durante a fuga.
Sarah Selanik’e dönene kadar bu hayalinin farkında değildi.Sarah não ia realizar este sonho até seu regresso a Salónica.
Bulgarlar, Konstantinopolis'i ele geçirebilmek için bir donanmaya ihtiyaç duyduklarının farkındaydılar.O czar estava ciente de que precisava de uma marinha para conquistar Constantinopla.
Modern yazarlar ayrıca, Siyahın aradaki farkı giderici belli avantajlara sahip olduğunu da savunmaktadır.Escritores modernos também acreditam que as pretas possuem certas vantagens.
Yaş farkına rağmen, birbirlerine aşık oldular.Apesar da diferença de idade, os dois se apaixonaram.
Farkı yazım şekilleri Peru'da hâlâ yüksek derecede tartışmalı durumdadır.As diferentes ortografias são controversas no Peru.
Ressam olarak gelişimi yavaş olmuştu ve kendi sınırlarının farkındaydı.Sua evolução como artista foi lenta, uma vez que tinha consciência de suas limitações como pintor.
Ancak sonra yaptığı yanlışın farkına varar.Mais tarde, percebeu o erro que cometera.
Sizi mutlu eden eşyalarınızı farkına varmak, düzenleme bence budur."Identificar as coisas que te fazem feliz: esse é o trabalho de arrumar."
UTC'ye göre saat farkı +0700 (KRAT)/+0800 (KRAST).Sua hora com relação ao UTC é +0700 (KRAT) / +0800 (KRAST).
İki atom arasındaki elektronegatiflik farkı ne kadar büyükse bağ da o kadar iyoniktir.Quanto maior a diferença na eletronegatividade entre dois átomos mais iônica se torna a ligação.
Mahalleden farkı yoktur.Para a população não existe diferença.
Jim hiçbir şeyin farkında değildir.Ben não estava entendendo absolutamente nada.
Leningrad'da olduğunun farkında değildir.Morreu em Leningrado.
Aslında ne söylediğinin farkında değildi.Ele não sabia o que dizia.
Ama ikisi de bunun farkında değildir.Mas nenhum dos dois sabem.
Hayal ve gerçek arasındaki farkı bilebilirim.O Casamento entre o sonho e a realidade.
Bu modeller aradaki farkı vurgulamak için 1973.5 olarak kodlanmıştır.Estes automóveis são comumente referidos como modelos 1973.5.
Gece ile gündüz arasındaki sıcaklık farkı çok fazladır.As temperaturas variam muito entre o dia e a noite.
HOMO ve LUMO arasındaki enerji farkıHOMO–LUMO boşluğu olarak adlandırılır.A diferença de energia entre o HOMO e LUMO é considerada como a energia da banda proibida.
Hobbes ve Locke farkı birçok makaleye konu olmuştur.É grande a diferença entre Hobbes e Locke no modo como esses três componentes são entendidos.
Aradaki farkın sebebi yük hem pozitif hem negatif değer alabilirken, kütle sadece pozitif değer alabilir.Como existem cargas positivas e negativas, a densidade pode tomar também valores negativos.
Kişi bu düşünce, dürtü ve düşlemlerin kendi beyninin bir ürünü olduğunun farkındadır.Mal sabe a sonhadora e valente, Luna, que esse passado também é seu.
Hayal kurmayı çok sever ve genellikle farkında olmadan hayal dünyasına dalar.Ela gosta de escrever histórias e por isso ela tem uma imaginação sobre-ativo.
Cena, saniye farkıyla kafesten dışarı çıkıp maçı kazandı ve bunun ardından Vince McMahon, Laurinaitis'i kovdu.Cena venceu a luta, e com o resultado, Vince McMahon despediu Laurinaitis.
Katniss bundan sonrasının çok daha zor olduğunun farkına çok sonra varacaktır.Katniss se torna ainda mais determinada a matar Snow depois disso.
Sosyalizmden en önemli farkı budur.Esta é considerada a principal característica do socialismo.
Bu da oyunun diğer oyunlara olan farkını göz ününe koyar.Mas existem algumas coisas que o diferenciam dos outros jogos de plataforma.
Örneğin Danua ve Çivava köpek cinslerinin arasındaki cüsse farkı yapay seçilimin bir sonucudur.As diferenças entre a raça Chihuahua e Dogue alemão resultam de selecção artificial.
Tam o sırada Larry, öldürmesi gereken kişinin aslında Lois olduğunun farkına varır.Só então, Larry reconhece Lois como a pessoa que ele, supostamente, iria bater.
Ayrıca şunları da söyledi: " Benim için pek farkı yok.Ainda segundo ela, ele assumia, "pois não faria muita diferença".