Ana içeriğe geç
Sözlük

farkı ile cümle

farkı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
O keskin bir ağrının farkındaydı.He was aware of a sharp pain.
İzlendiğinin farkındaydı.He was aware of being watched.
O tehlikenin farkındaydı.He was aware of the danger.
O, tehlikenin farkında olmalı.He must be aware of the danger.
O buradaki varlığımın farkında değildi.He was not conscious of my presence here.
O benim varlığımın farkındaydı fakat benimle selamlaşmadı.He was aware of my presence but he did not greet me.
O, duygularımın farkında gibi görünüyor.He seems to be aware of my feelings.
Kazanın sebebi olduğunun tamamen farkındadır.He fully realizes that he was the cause of the accident.
O, durumun farkında değildi.He was unaware of the situation.
O, hatasının farkındaydı.He was conscious of his mistake.
Hatasının farkında değil gibi görünüyor.He seems to be unaware of his mistake.
Kötü davranışlarının farkında değil.He is unconscious of his bad manners.
O, doğru ile yanlış arasındaki farkı bilmiyor.He doesn't know the difference between right and wrong.
Onun varlığının farkındaydı.He was conscious of her presence.
Onlar beni uyarıncaya kadar tehlikenin farkında değildim.I was not aware of the danger until they warned me.
Onlar arasında kuşak farkı var.There is a generation gap between them.
Onlar gerçeğin farkında gibi görünüyorlar.They seem to be conscious of the fact.
Onlar zorlukların farkındalar.They are aware of the difficulties.
Onun yokluğunun farkında değildim.I was not aware of her absence.
Hiç kimse onun edebi yeteneğinin farkında değil.No one was aware of her literary talent.
O, kapıyı açıncaya kadar soğuğun farkına varmadı.She hadn't noticed the cold until she opened the door.
Hatasının farkında değildi.She was unconscious of her mistake.
O, tehlikenin farkında olmayabilir.She may not be aware of the danger.
Farkında olmadan tam yanımdan geçti.She passed right by me without noticing.
O günahının farkında değil.She is unconscious of her sin.
O, güzelliğinin farkında değil.She is not aware of her beauty.
O, onun gözlerinin farkındaydı.She was aware of his eyes.
O, onların ona karşı olan düşmanca duygularının farkındaydı.She was aware of their hostile feelings toward her.
Babam ve benim aramdaki anlaşmazlığın farkında değil gibi görünüyor.He seems not to be aware of the conflict between my father and me.
Onlar aniden odanın arkasındaki bir gürültünün farkındaydılar.They were suddenly aware of a noise in the back of the room.
Annesi hastalığının farkında değil.Her mother is not aware of her illness.
Zamanın farkında değildik.We weren't aware of the time.
Kolumu ısıran bir sivrisineğin farkında olmadım.I was not aware of a mosquito biting my arm.
İnsanlar, bunun farkında olsun veya olmasın, sürekli mutluluk ararlar.Human beings, whether they realise it or not, continually seek happiness.
Onun geçmiş yaşamı ile ilgili bir şeyin farkında mısınız?Are you aware of anything concerning his past life?
Ben senin başarısız olduğunun farkındayım.I'm aware that you failed.
Ancak baş oyuncu kendi hatalarının farkında.However the protagonist is aware of his own mistakes.
O sağ ve sol arasındaki farkı bilmiyor.He does not know the difference between right and left.
O, ebeveynlerinin onu izlediğinin farkındaydı.She was aware of her parents' eyes.
O, anne ve babasının onu seyrettiğinin farkında oldu.She became aware that her parents were watching her.
O, sonunda hatalarının farkında oldu.At last, he became aware of his own mistakes.
Bu iki fotoğraf arasındaki farkı buldun mu?Did you find the difference between these two photos?
Farkında değildim.I wasn't aware.
Ne kadar şanslı olduğunun farkında değilsin.You don't realize how lucky you are.
Eğer onu ağabeyi ile karşılaştırırsanız, farkı göreceksiniz.If you compare him with his older brother, you'll see the difference.
Farkı çok kolay görebilirsin.You can see the difference very easily.
Farkı çok kolay bir şekilde görebileceksin.You'll be able to see the difference very easily.
Farkında olmadan ona tamda bilmek istediğini anlattı.Unwittingly, he told her exactly what she wanted to know.
Mucizeler meydana gelir, sadece biz olayların akışı içerisinde onların farkına varmayız.Miracles do exist, but we just don't notice them in the flow of events.
Benim heyecanım yüzünden, zamanın farkında değildim.In my excitement, I wasn't aware of time.
Onların arasındaki farkı söyleyemem.I can't tell the difference between them.
Çıkıştaki akış hızı, çıkış kapakçığının etrafındaki basınç farkıyla orantılıdır.The exit flowrate is proportional to the pressure difference around the exit valve.
Farkı neydi?What was the difference?
Saatin farkında mısın, Aşkım?Are you aware of the time, Love?
Fransızların "simetri" ve "asimetri" arasındaki farkı işitmediklerini biliyor musunuz?Do you know that the French do not hear the difference between "symmetry" and "asymmetry"?
Neyi ve ne kadar çok yediğimizin farkında olma iyi sağlık için gereklidir.Being aware of what and how much we eat is essential to good health.
Bu projeye kattığın çabanın farkındayım ve onu gerçekten taktir ediyorum.I realize the effort you have put into this project and I really appreciate it.
Bu proje için sarf ettiğin çabanın farkındayım ve bunu takdir ediyorum.I realize the effort you have put into this project and I really appreciate it.
Gürültü ve ses arasındaki farkı kim çevirebilir?Who can translate the difference between noise and sound?
Tom zorlukların farkında idi.Tom was aware of the difficulties.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod