İnsanlar, hiç farkında değillerken o kıyamet ansızın başlarına gelivermesini mi bekliyorlar?They await but the Hour: that it should come upon them of a sudden, while they perceive not.
Aksine onlar diridir fakat siz farkında değilsiniz.Nay, they are living, but ye perceive not.
Aslında kendilerinden başkasını kandırmıyorlar. Ama farkında değiller.And they plot not but against themselves, and they perceive not.
Onlar, farkında değilken, Saatin kendilerine ansızın gelmesini mi bekliyorlar?They await but the Hour: that it should come upon them of a sudden, while they perceive not.
Oysa sadece kendilerini saptırıyorlar; fakat farkında değiller.But they shall not lead astray anyone except themselves, and they perceive not.
Yuvalarınıza girin, Süleyman'ın ordusu farkına varmadan sizi ezmesin" dedi.Enter your dwellings, lest Sulaiman (Solomon) and his hosts crush you, while they perceive not."
Aranızdaki lütufkârlık farkını unutmayın.And do not forget liberality between yourselves.
Yuvalarınıza girin ki, Süeyman ve orduları farkında olmayarak sizi ezmesinler."Enter your dwellings, lest Sulaiman (Solomon) and his hosts crush you, while they perceive not."
Oysa onlar sadece kendilerini saptırırlar da farkına bile varmazlar.But they shall not lead astray anyone except themselves, and they perceive not.
Yuvalarınıza girin; Süleyman ve ordusu farkına varmadan sizi ezmesin! dedi.Enter your dwellings, lest Sulaiman (Solomon) and his hosts crush you, while they perceive not."
Yuvalarınıza girin; Süleyman ve ordusu farkına varmadan sizi ezmesin!" dedi.Enter your dwellings, lest Sulaiman (Solomon) and his hosts crush you, while they perceive not."
Halbuki onlar sadece kendilerini saptırırlar da bunun farkına bile varmazlar.But they shall not lead astray anyone except themselves, and they perceive not.
Korkarım ki siz farkında olmadan, onu kurt yer.” dedi.I fear lest a wolf should devour him, while you are careless of him."
Onlar sadece kendilerini saptırıyor. Farkında bile değiller.But they shall not lead astray anyone except themselves, and they perceive not.
Çünkü siz birbirinizdensiniz, birbirinizden farkınız yoktur.You are one of another.
Ama farkında değiller.But they court their own ruin, although they do not realize it.
Böylece belki ailelerine döndüklerinde, bunun farkına varıp yine gelirler.”Feeling grateful for this generosity, they might be inclined to return to him.
Allah yolunda öldürülenlere, "ölüler" demeyin; hayır, onlar diridirler, ama siz farkında olmazsınız.Do not call those who were slain in Allah’s way ‘dead.’ No, they are living, but you are not aware.
Allah yolunda öldürülenlere "Ölüler" demeyin, zira onlar diridirler, fakat siz farkında değilsiniz.Do not call those who were slain in Allah’s way ‘dead.’ No, they are living, but you are not aware.
Musa'nın ablasına: "Onu izle" dedi. O da, kimse farkına varmadan, Musa'yı uzaktan gözetledi.She said to his sister: 'Follow him' And she watched him from a distance, but they were unaware.
Öldürmeyin onu, bize yararı olabilir, yahut onu çocuk ediniriz." Onlar işin farkında olmuyorlardı.Do not slay him, perhaps he may benefit us, or we will take him for our son' But they were unaware.
Gerçekte ise onlar öz benliklerinden başkasını aldatmıyorlar. Ne var ki, bunun farkında olamıyorlar.However, they have deceived no one but themselves, a fact of which they are not aware.
Fakat azap kendilerine, hiç farkında olmadıkları bir yerden geldi.Thus, the torment struck them and they did not even realize where it came from.
Halbuki onlar ancak kendilerini aldatırlar ve bunun farkında değillerdir.However, they have deceived no one but themselves, a fact of which they are not aware.
Biz de kendileri farkında olmadan, onların planlarını altüst ettik.Consider the result of their plot.
Halbuki sırf kendilerini aldatırlar da farkına varmazlar.However, they have deceived no one but themselves, a fact of which they are not aware.
Kendilerinden başkasını aldatamazlar da farkında değiller. [58,18]However, they have deceived no one but themselves, a fact of which they are not aware.
Halbuki kendi kendilerini aldatıyorlar. Farkında bile değiller.However, they have deceived no one but themselves, a fact of which they are not aware.
Farkında bile değiller.However, they do not realize it.
Onlarsa işin farkında olmuyorlardı.And they knew not.
Bir önceki sürüm ile farkını gösterDiff to previous revision
Önceki ile FarkıDifference To Previous
Farkılık arkaplanı:Differing background:
Zaman & farkı: minurtesTime & offset:
IMSUB () işlevi, x+yi biçimindeki karmaşık sayıların farkını gönderir.The IMSUB() returns the difference of several complex numbers of form x+yi.
Kızgın insanlar sizi şüphelendiriyor, farkındayım, ne kadar duygusal olduğumuzu biliyorsunuz.Appearing angry makes one suspicious, I know, and you know how emotional we are.
Peru'daki Dahiyane Sosyal Medya Kampanyası İnsan Kaçakçılığına Karşı Farkındalık YaratıyorPeru's Clever Social Media Campaign Raises Awareness About Human Trafficking · Global Voices
Örneğin, fakültemizdeki dekanın kayın validelerden farkı yok.For example, a dean of our faculty is no better than any mothers-in-law.
WA: Hikayelerin farkındalık yarattıını düşünüyorum.WA: I think through the stories it brings awareness.
Farkındalık yaratıp insanları daha derine bakmaya itebiliyor.It can bring awareness and make people look into it further.
Bu taktik mevzubahis konularda halkın farkındalığını artırmak adına çıkarıldı.This tactic bought democrats time to raise public awareness of the issues at stake.
Ancak, hükümetin Afganistan'daki fiili durumun farkında olmadığının görüldüğünü de ekledi.But the government seems unaware of the actual situation in Afghanistan, he added.
Böylece, onların arasında görünür bir farkındalık hissi oluşmuş oldu." dedi.So, there's a feeling of visible awareness among them," said Ovesea.
Fakat geçiş sürecini yaşayan tüm devletler, söz konusu sürecin finansal yararlarının farkına vardı.But all states that have passed through transition did recognise financial benefits in the process.
Neden 2003, 2004, 2005 veya 2006'da bunun farkında değilllerdi?" diye sordu.Were they aware of it in 2003, 2004, 2005, 2006?" SNS party official Aleksandar Vucic asked.
Hükümetin mesleki birimlerinde, kadın-erkek farkı %1'in altına kadar inmiş durumda.In the government's professional departments, the male-female gap has narrowed to less than 1%.
Gruevski müsteşara Makedonya'nın yapması gereken ev ödevinin farkında olduğuna dair güvence verdi.Gruevski assured him that Macedonia was aware of the homework it needs to do.
Kostunica, "İşbirliğinin AB ile yaptığımız müzakereleri büyük ölçüde etkileyeceğinin farkındayız."We are aware that co-operation will strongly affect our negotiations with the EU.
Proje 2002 yılında merkezi İstanbul'da bulunan Kültürel Farkındalık Vakfı tarafından başlatılmıştı.The project was launched in 2002 by the Istanbul-based Cultural Awareness Foundation.
Büyük Avrupa festivallerini görmüştüm ve gidilecek yolun bu olduğunun farkına vardım.I had experienced the large European festivals and realised it was the way to go.
Cooper: Teknik ve siyasi arasındaki farkı anlamıyorum.Cooper: I do not understand this distinction between technical and political.
Brüksel'de konuşan Ban, "Bu paketin bütün tarafları tatmin edemeyebileceğinin farkındayım."I am aware that this package maybe will not satisfy all sides.
Hepimiz ulusumuzu savunmak istiyoruz ve burada yaş farkı gözetilmiyor." dedi.We all want to defend our nation and there is no age difference," says Dimitrijevic.
Uzmanlar endişe verici ekonomik belirtilerin bir süredir farkındaydılar.Experts have been noticing worrisome economic symptoms.
Yetkililer bu riskin farkında ve önlem alıyorlar," dedi.The authorities are aware of this risk and are taking measures," he said.
Sanatçı, "Hala kazandığımın tam olarak farkına varmış değilim."I'm still not fully aware that we won.
Mağdurlar ancak binlerce avro kaybettikten sonra suçun farkına varıyorlar.The victims became aware of the crime only after they lost several thousand euros.
Hırvat yetkililer bu şartın yerine getirilmesinin aciliyetinin farkında.Croatian authorities have acknowledged the urgency of meeting this condition.
Krasniki, müdürlerin atanmasındaki farkı da eleştirdi.Krasniqi also criticises the difference in appointing directors.
Santiç, İsviçre frangıyla kredi alanların risklerin aşağı yukarı farkında olduklarını belirtti.He said that people who took the loans in Swiss francs were more or less aware of the risks.