Ana içeriğe geç
Sözlük

farkı ile cümle

farkı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Eğer bir şeyi anlamıyorsanız, onun içeriğinin farkında olmamanızdandır.If you don't understand something, it's because you aren't aware of its context.
Onun seni ne kadar çok sevdiğinin farkında mısın?Are you aware of how much she loves you?
Umarım farkı görecek kadar beynin vardır.I hope you have brains enough to see the difference.
Her ne zaman yurtdışına gitsem saat farkı ve ishalden rahatsız olurum.Whenever I go abroad, I suffer from jet lag and diarrhea.
Hafif bir düşünce farkımız vardı.We had a slight difference of opinion.
Ben farkına varmadan önce karanlık oldu.It became dark before I knew it.
Okinawa'nın Çin'e Honshu'dan daha yakın olduğunun farkında mısın?Are you aware that Okinawa is closer to China than to Honshu?
Yetenek farkını onlara gösterdim.I showed them the difference of ability.
Her geçen gün daha fazla insan sigaranın zararlarının farkına varıyor.More and more people are becoming aware of the dangers of smoking.
Sürücüler trafik kurallarının farkında olmalı.Drivers should be aware of the traffic rules.
Zaten onun farkındaydı.Already he was aware of it.
Onlar arasında bir dakika farkı vardı.There was a minute difference between them.
Fizikçi, nükleer füzyonun potansiyel tehlikesinin farkındaydı.The physicist was aware of the potential danger of nuclear fusion.
Farkı görebiliyor musun?Can you see the difference?
İkisini dikkatlice karşılaştır ve farkı göreceksin.Compare the two carefully, and you will see the difference.
İyi yürekliliğinin oldukça farkındayım.I'm quite aware of your kindness.
Bu iki resim arasındaki farkı söyleyebilir misin?Can you tell the difference between these two pictures?
Farkı göreceksin.You will see the difference.
Bir Amerikalı ve bir Kanadalı arasındaki farkı söyleyebilir misin?Can you tell the difference between an American and a Canadian?
Senin bu kadar hasta olduğunun farkında değildim.I wasn't aware that you were so ill.
Oraya ister taksiyle gidin, ister yayan gidin, fazla bir farkı yoktur.It will make little difference whether you go there by taxi or on foot.
Sağlığınızı kaybedinceye kadar onun değerinin farkına varmazsınız.It is not until you have lost your health that you realize its value.
Bana siyah çay ve yeşil çay arasındaki farkı tanımlayabilir misin?Can you describe to me the difference between black tea and green tea?
Bir çocuk bile farkı farkederdi.Even a child would notice the difference.
Orada hiç kimse varlığımın farkında değildi.Nobody was conscious of my presence there.
Biz ne olup bittiğinin farkındaydık.We were alive to what was going on.
Biz ne olduğunun farkındaydık.We were alive to what was going on.
Durumun önemli olduğunun tam olarak farkındayız.We are fully aware of the importance of the situation.
Durumun öneminin tam olarak farkındayım.We are fully aware of the importance of the situation.
Pasif içiciliğin tehlikelerinin daha çok farkına varıyoruzWe are becoming very aware of the dangers of secondhand smoke.
Tanıklık etmek için onun isteksizliğinin farkına vardık.We noticed his reluctance to testify.
Bana bakan adamın farkında değildim.I was not conscious of a man looking at me.
Hilenin farkında değildim.I was not aware of the trick.
Ben tehlikenin farkındaydım.I was aware of the danger.
Ben tamamen tehlikenin farkındaydım.I was fully alive to the danger.
Ben gerçeğin farkındaydım.I was aware of that fact.
Gerçeğin farkındayım.I am aware of the fact.
Bu ikisi arasındaki farkı açıklayamam.I can't explain the difference between those two.
Onların arasındaki farkı fark etmedim.I didn't realize the difference between them.
Yağmur yağdığında kalçamın ağrıdığının farkındayım.I am aware that my hip aches when it rains.
İzlenildiğimin farkındaydım.I was aware of being watched.
Eski arabamı farkını vererek yenisiyle değiştirdim.I traded in my old car for a new one.
Ben yatmaya gittikten sonra bile, salondaki seslerin farkındaydım.Even after I went to bed, I was conscious of the voices in the parlor.
Tehlikenin farkında olduğuna kesin gözüyle baktım.I took it for granted that you were aware of the danger.
Ben onun varlığının farkında değildim.I was not aware of his presence.
Toplantıda onun yokluğunun farkında değildim.I was not aware of his absence from the meeting.
Saat farkıyla ilgili kötü bir durumum var.I've got a bad case of jet lag.
Eksikliklerimizin farkında olmalıyız.We should be conscious of our shortcomings.
Fiyat artışları reel ve nominal büyüme oranları arasındaki farkı açıklar.Price increases explain the difference between the real and nominal growth rates.
Kız tehlikenin farkındaydı.The girl was aware of the danger.
İnsanoğlunun hayvanlardan farkı düşünebiliyor ve konuşabiliyor olmasıdır.Human beings differ from animals in that they can think and speak.
Hayatımda geriye baktığımda, ben ne kadar çok zamanı boşa harcadığımın farkındayım.When I look back on my life, I realize how much time I wasted.
Siyasi farkındalık edinmek zaman alır.Developing political awareness takes time.
Beni izleyen birinin farkında değildim.I wasn't conscious of anyone watching me.
Dikkatli bir gözlem sana farkı gösterecektir.A careful observation will show you the difference.
Şüphesiz onun yokluğunun farkındasın.You are doubtless aware of his absence.
O, tehlikenin farkında değildi.He was not aware of the danger.
O, zorluğun farkında mıdır?Is he aware of the difficulty?
O, gerçeğin farkında gibi görünüyor.It seems that he is aware of the fact.
Sorunların farkında gibi görünmüyor.He doesn't seem to be aware of the problems.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod