Ana içeriğe geç
Sözlük

farkı ile cümle

farkı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Farkındayım, ancak...I realise, but...
O zaman tam olarak farkına vardım ki -- bacaklarım giyilebilir heykeller olabilirdi.This is where it really hit home for me -- that my legs could be wearable sculpture.
Bu belkide herşeyin farkına varmak için geldiğim noktadır..That may be an ordeal that I should get over.
Farkına vardığın şey... ben olabilir miyim?Is the ordeal...possibly me?
Aslında Ha Ni ve Seung Jo'nun .....bizden bir şeyler saklamaya çalıştıklarının farkında değil misin?Actually, Ha Ni and Seung Jo... you don't know that they're trying to hide something from us do you?
Farkına varmaya başladım ki dünyanın belki benim için değişik planları var.I came to realize that maybe the world has different plans for me.
Bizler pek farkında değiliz ama burnumuzda iki delik var, biliyorsunuz.We are not very aware of it, well we have two holes in our noses, you know?
Farkındayım belki diyorsunuz:And as I tell you this, I'm also aware of the fact that it sounds like, "Oh, okay, it sounds
- Sadece şu iki kesrin farkını bulmam lazım.So now we just have to subtract these two fractions.
İstediklerinin, benim anneannemin istediğinden bir farkı yok.And there's nothing different in their wish than it was for my grandma.
Ve böylece farkına vardım ki, bir uzmana ihtiyacım vardı.And what I realized is I needed an expert.
Aslında, parçacık 2-Coulomb yüklü olsun ki aradaki farkı daha net görelim.Actually, let me make it 2 coulombs just to hit a point home.
Bu miktar da bu nokta ve bu nokta arasındaki elektrik potansiyel farkıdır.That is the electric potential difference between this point and this point.
Elektrik potansiyel enerjide ise uzaydaki iki parça arasındaki farkı karşılaştırırız. -Electric potential energy, we're comparing charges at points in space.
İnsanlar buna sahip olabileceklerinin farkında değillerdi.People weren't aware they could have that.
Benim de her gün yaptığım şeyin bundan bir farkı yok.Not too different than my own commute on my own bicycle.
Her şeyin farkındayım Ne yapayım o zaman?I know that, then what do I do?
Onun farkına varmaya başladılar ki, burada zamansız asil Paris ve gerçek Romeo ölü yatıyordu.Of her awaking,--here untimely lay The noble Paris and true Romeo dead.
Farkındalıklarını, eyleme çevirecekler.And their awareness turned into action
Washington politikacılarına görünmez olan Afrikalı çocukların... ...ve ailelerinin farkına vardılar.They realized that these African children and families Were invisible to Washington policy makers
Çünkü farkında olduğumuz, görmezden geldiğimiz... ...bir spor, bir aktivite var.Because there's a sport, there's an activity going on that we're all aware of, that we condone.
Yabancılarla çevrelenmiş ortamda bulunmanın farkındalığı artırdığını düşünmüşümdür.And I've always felt that the beauty of being surrounded by the foreign is that it slaps you awake.
Ve bir şekilde içinde onun farkına varacaksın:But you will recognise somehow inside:
Ve ben de sana diyorum: sen oradasın, ama bunun farkında değilsin.And I will tell you, you are there, but you are not aware of it.
Yolsuzluğa karşı mücadelenin hiçbir zaman kolay olmadığının farkındayım.I do realize that the fight for justice against corruption is never easy.
Batılı ve Rus oyuncular arasındaki farkı anlayamamıştık.We didn't understand the difference, the huge difference between western and Russian players.
Ama kopya istemem, aradaki farkı söyleyemesem de (istemem).But I don't want a duplicate, even if I can't tell the difference.
Ve bu orijinal ve taklid arasındaki farkı açıklayabilir.And that could explain the difference between an original and a forgery.
Bence bu insanların sanatı değerlendirmeleri arasındaki farkı açıklar.I think this approach can explain differences in people's taste in art.
Umarım herkes bunun farkındadır.I wonder if everyone is aware of that.
Görünen o ki, zamanımızı ne kadar verimli geçirebileceğimize ilişkin epey farkı görüşlerimiz var.So, we appear to have a genuine difference of opinion about how to profitably use one's time.
Farkında olduğuna göre, beni sessizce takip et.Since you're well aware, just follow me.
Bir nevi vaktini boşa harcadığının farkına varamadın mı? kusura bakma yalnızca sesli düşünüyorum.Don't you realize that you kinda wasting your time I'm sorry, i'm just thinking out loud.
Aslında, utanç korkusunun beni her duygu kadar fazla yönlendirdiğinin farkına varıyorum.Actually, I realize fear of embarrassment drives me as much as any ambition.
An ve an nefesinizin hislerinin farkında kalınRemain mindful of the sensation of your breathing, moment by moment.
Burada çok büyük bir hidrojen protonu konsantrasyonu farkımız var. .Where literally, so here you have a huge concentration of hydrogen protons.
Bu işlemin sonucunda oluşan konsantrasyon farkı da ATP üretmek için kullanılıyor.And then that gradient is used to actually produce ATP.
Basın konferansında bulunmamam üzerine... ...hakkımda bir sürü söylenti çıktığının farkındayım.I apologize. The problems caused by the press conference, have led to bad gossip around the palace.
Farkında değilsin ama... ...yaptın bile.Oppa, I don't think you know. But you already have.
Birçok kişi bunun farkında değildir.That is not the case. Every flip is an independent event.
Onun mimari güzelliğinin en çok farkında olanlar çocuklar ve genç kızlardır.It is children and teenage girls who are most keenly aware of its architectural beauty.
Tek gerçek farkı yaşlanmanın sıtmadan daha fazlasını öldürdüğüdürThe only real difference is that aging kills considerably more people than malaria does.
Tek farkı, liflerin farklı düzenlenmiş olması.But the only difference is that the fibers are arranged differently.
Her 1 metre başına 100 santim düştüğünün farkındayız.Or there are thirty six inches for every one yard.
Bunu ancak müşterilerinizi farkındalıktan satın almaya dek izleyerek öğrenirsiniz.learn that as you watch customers get from being aware of your product to purchase.
Onun farkında ol.Be aware of it.
Kendim/ben ile ilgili fikrin de gözlemlenebildiğinin farkında ol.Be aware that this idea of myself also, is observable.
Bir kez farkına varmaya başladığında,Once you begin to recognise,
Farkı duyunca seyirciler nefes nefese kaldı.It took flight. The audience gasped when they heard the difference.
Texas'taki biri ile Roma'daki biri arasındaki farkı anlayamazdınız.You couldn't tell the difference between somebody from Texas and somebody from Rome.
Ravana senin güzelliğinin farkındaydı.Ravana was aware of your beauty.
Sınırlarımızı biraz zorladığımın farkındayım.I realize I'm already pushing.
Şimdi, bunun farkında olduğum gerçek bir sebebi yok, ama mesele böyle gözüküyor.Now, there's no real reason I'm aware of for that, but that seems to be the case.
Büyüyünce farkına vardımki bilim-kurgu süper güçler iyi bir kaynak değil.When I grew up and realized that science fiction was not a good source for superpowers,
Tek farkı, bu sefer tek ve daimi bir müşterin olacak !The only difference is this time you have a permanent and one customer!
Bunu farklı bir renkte yapmalıyım, farkı göstermek için,Let me do it in a different color, just to show it is different,
Ve sen ne zaman bunun farkındalığına eriştiğinde, bu bağımlılığın zerre kuvveti yok.And each time you come into the recognition of this, this addiction has no power at all.
Bir şey onun farkında, görüyor musun?Something is aware of that, you see?
Anıların tohumları, bilgiler, bütün bunlar, sen bunların farkındasın.The seeds of memory, the information, all of this, you are aware of them.
Bütün bunların farkında olan, o bütün o şeyler tarafından dokunulabiliyor mu?The one who is aware of all of this - is that one touched by these things?
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod