Ana içeriğe geç
Sözlük

farkı ile cümle

farkı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
CHERRY: Bunun ilk sebebi, daha çok insanın hastalığın farkında olması.The main reason is increased awareness.
Bunun sebeplerinden biri, insanların bu konuda farkındalıklarının artmasıdır.The main reason is increased awareness.
Ben aslında bir narsist olduğumun farkında değildim.I didn't know I was a narcissist actually.
Bu kelimenin internet pazarlamacıları tarafından ayağa düşürüldüğünün farkındayım.I know that word is so debased now by the use of it by Internet marketers.
"Anne iki kez kırmızı ışıkta geçtiğinin farkında mısın?" diye sormuş."Mom, are you aware that you just went through two red lights?"
Bir taşıyıcı ve bir bakımcı karınca... ...arasındaki farkı bilmek zorundadır.So it has to know the difference between a forager and a nest maintenance worker.
Ayrıca bu bir öz farkındalık anıdır.And it's also a moment of self-awareness.
Zaten böyle birşeyin mümkün olamayacağınında farkındaydı.He realized that he could never realistically do that.
Temel olarak Sitopia'nın her köşede hâlihazırda bulunduğunun farkına olmaktır.It's basically recognizing that Sitopia already exists in little pockets everywhere.
Aynı zamanda bu dünyanın da ne yediğimizle ilintili olduğunun farkına varmalıyız.We need to realize that the world is also what we eat.
Yine 2 kare farkı.Once again, just a difference of squares.
İki kare farkı.This is a difference of squares.
Şapşal, Hyung bizim farkımıza çoktan varmıştır zaten.Idiot, Hyung probably already recognized us.
Bu farkındalık olağanüstü bir şekilde aşındırıcı, olağanüstü bir şekilde yozlaştırıcı.That realization is extraordinarily corrosive, extraordinarily corrupting.
Birincisi, bu kuruma yatırım yapmış olanlar, riskin farkına varmamışlardı.One, the people who invested in this company, they didn't realize the risk.
Bunun, insanların farkına varmadıkları önemli bir nokta olduğunu düşünüyorum.And I think that's an important issue that people don't realize.
Ne yaptıklarının farkındaydılar.They knew what they were doing.
Onlar kendileri bile bunun farkında değiller.They're not even aware of this themselves.
Farkındaysanız devam edebiliriz.Notice we could keep going.
O kararları çok erkenden vermeyin, özellikle de bu kararları aldığınızın farkında bile değilseniz.Don't make decisions too far in advance, particularly ones you're not even conscious you're making.
Eh, işçibaşı durumun farkına varmıştı, sanırım.Well, the foreman could see he was in over his head, I guess.
Bir mola ver ve Dünya'nın farkına var.Behold the world in pause.
Ben fakir olduğumun farkında bile olmadan, Doğu Los Angeles'ta büyüdüm.So I grew up in East Los Angeles, not even realizing I was poor.
Profesörlerimin tamamen yanlış olmadıklarının farkına vardım.And I really discovered that my professors weren't completely wrong.
Eğer biz w ile 150 arasındaki farkı alsak, sonuç ne olur? .So if we were to take the difference between w and 150, what is this?
Farkına varmanızı istediğim iki şey var.So there's really two things I want you to realize.
Amerikalılar bütün yaşamlarını farkı " ayırt et " demeyi öğrenerek geçirirler.Americans train their whole lives to play "spot the difference."
Gapminder.org aradaki farki anlatiyorBut, critical poverty: this slide is from a presentation I gave not that long ago.
Ve bu gibi yerlerde kondom satan özel şirketler bunun farkındalar.And the private companies that sell condoms in these places, they understand this.
Buradaki %4.'lük faiz farkı da bankanıza kar olarak kalacak.So I'm pretty much going to be getting this 4% spead.
En azından bir kaçınızın arasındaki farkı duyabildiğini umuyorum.I do hope that some of you at least can hear the difference between those two.
Düşünmenizi istediğim şey, iki noktanın arasındaki farkın ne olduğu. -So that's some a particular t.
Bu bize zaman farkının yarattığı r farkını verecek. -If I were to take, and I want to visualize it.
Öncelikle bu ikisi arasındaki farkı merak edebiliriz. -Let me do it in a nice, vibrant color.
Buradaki zaman farkı, h. -So I want to see, well, how much did this change over a period of h?
Bu videonun başında farkı bulmak istediğimi söyledim. t'ye göre anlık hız üzerinde düşüneceğiz. -Instead of writing h we could have written delta t, it would've been the same thing.
Delta y veya y'lerin farkı bölü x'lerin farkı. -The difference between t plus h and t is just going to be h.
Bunun y değeriyle bununkinin farkıThat's this guy's y value, minus this guy's y value.
İçimdeki hislerin hiç farkında değildim... ...ama... ...galiba sana aşığım...I was never aware of the strange feelings...inside... but... I think I'm in love with you...
Bu ikisinin farkı olur.Well, it's going to be the difference between the two.
Ve insanlar bunun farkındalar, ve bu bencilliği besliyor.And people can smell that, and it feeds cynicism.
Sahip olduğumuz hakların ciddi derecede... ...eksik olduğunun farkına varmalıyız.We need to recognize just how serious a deficit of rights we have.
Çünkü deneyler yaparak farkı neyin yarattığını görmeye başladım ve gaz tüketimim düştü.And my life changed, because I started doing experiments and seeing what made a difference.
Turuncu ve sarı okun farkını bulmamız lazım. . 46 ve 15 arasındaki fark 31'dir.So we are gonna to move 29 to the right. Maybe that is right about there. The arrow of length 29.
Bunun şununla farkına bakacağız.How that compares to this.
'Bütün bunların farkındayım''I'm aware of all of them.'
Bu durumu ancak farkına 1999'a gelince varabildik.But that's a factor that we didn't even appreciate until 1999.
Ve yaptığım şeyin öneminin bir kez daha farkına vardım.And I was hooked again on the importance of what I did.
Kendilerini hamile bulurlardı. O bir tür... İçine düştüğü durumun farkında değilmiş.And she sort of, she had no idea of the context in which she'd landed.
Anlatmak zorundayım, olayların farkına varacak kimse yoktu.I have to tell it, because there was no one to put two and two together.
Yavaş yavaş farkına vardım ki, beni bir yıldan uzun bir süredir bilen kimseyi tanımıyorum.I slowly became aware that I knew nobody that knew me for longer than a year.
Bizim hayatta kalmamızın diğerlenin hayatta kalmasına bağlı olduğunun farkındasınız.That all of our survival is tied to the survival of everyone.
Müzisyenin yaşadığı deneyimin aynısını yaşamayacağınızın farkında olun.Be aware that you're not going to experience the same thing as the performer is.
Bugün görüyoruz ki çok farkı kök hücre türleri var.Today we realize that there are many different types of stem cells.
Dolayısıyla, bu tür bir ilişkiye işaret ediyorum ve diyorum ki, onun farkında olun.So this type of relationship, I point out and I say, be aware of that.
Doğru telaffuz etmediğimin farkındayım.I know I'm not pronouncing it correctly.
Yanlış telaffuz ettiğimin farkındayım.I know I'm saying it wrong.
Bunun farkında olman lazım.You must be aware of this.
Bunun farkında olursan, sezgisel olarak, ne zaman alan tanıyacağını bilirsin.If you are aware of this, intuitively you know when to allow space.
Ve batıdaki bizler neler olduğuna dair çok az şey bildiğimizin farkına vardık.And we find out in the West that we know very little about what's happening.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod