Ana içeriğe geç
Sözlük

farkı ile cümle

farkı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Mişima bu değişimin oldukça erken farkına varmıştı.""Everything was changing so quickly at that time."
Portekiz Türkiye'yi averaj farkıyla geçti ve en iyi ikinci olarak doğrudan finallere çıktı.Portugal qualified automatically as best runner-up, beating Turkey on goal difference.
Gnomon'dan en önemli farkı ele aldığı bir yazılımı öğretirken kullandığı yöntemdir.Where Milton differs is in the use of scripture as evidence.
Robin bunun farkındadır çünkü yaralanmıştır.She renounced because is injured.
Michael bir şeyler döndüğünün farkındadır ama Sucre ve Bellick'in ardından o da binaya girer.Although Michael is suspicious of the two agents, he follows Sucre and Bellick into the building.
Görünümü dışında normal zombilerden farkı yoktur.There are no visible remains other than the mound.
Böylece artık kim olduğunun farkına varmış olur.I'm sure they'll find who ever did it.
Erkekler de kadının çıplaklığının farkında değil gibidirler.The men were not allowed to be naked either.
Gandalf bunun farkındadır fakat o zamanlar bu onu sadece eğlendirmiştir.Gandhi was not very pleased by the change, but eventually came around to accepting it.
Gayatri'ye ibadet edenler kararlı ve dindarane şekilde öz-farkındalığa ulaşırlar.Gaidhar were appointed by kings, upon their skills and also loyalty.
Birisi tarafından izlendiğinin farkına varır.He realizes someone was watching them.
Belirli bir sosyal çevre içine girmiştir ve o an sadece bunun farkındadır.A lot of people come into a safe environment, where they already know the outcome.
Farkı Tespit Etme: Bir ekranda resimler verme.Or “Don’t make the human enter the same data in two screens.
En büyük farkı tahinin ya çok az kullanılması ya da hiç kullanılmamasıdır.The cards are in very good condition, indicating they were used very little or not at all.
Joe Daniels onun çabalarını farkına varmaya başlayınca ona bazı pratik bilgiler öğretti.Daniels noticed his efforts and gave him practical instructions.
Bu özellik ile diğer mimarilerden farkını ortaya koymaktadır.Look here to see how this differs from other access control models.
Sizi mutlu eden eşyalarınızı farkına varmak, düzenleme bence budur."General, I hope you know what is good for you."
Ses çıkarmayanların, görmezden gelenlerin de farkındayız."Was die Zwerge nicht wussten (What the dwarves did not know)".
Fakat, Perowne, şanslı bir insan olduğunun farkında değildir.It is not assured that Alonso will always be the lucky one.
Acıbadem kurabiyesinden en temel farkı içinde badem bulunmamasıdır.Clearly this doesn't match our own understanding of cakes.
"Resul Dindar: "Düne Yakın, Bugünün Farkında, Yarının Başındayım"".Du also bist mein Braütigam? (segment's aria: "Bald prangt, den Morgen zu verkünden ...
Kurulumun Ubuntu'dan farkı bulunmamaktadır.The system requirements vary among Ubuntu products.
Bana ne yaptığımın farkında olmadığımı söylüyorlar.I'm the first to say I didn't know what I was doing.
Halka açık olanların en önemli farkı, masraflarının kamu bütçesinden karşılanmasıydı.We appeal to the middle class, primarily to those who receive their wages from the state budget.
Bununla birlikte bu farkı tutarsız kılan istisnai kenjutsu kataları da mevcuttur.In practice, however, self-defense laws still do make this distinction.
Farkın nedeni büyüme sırasında birbiriyle kaynayacak olan küçük kemiklerdir.The toy consists of small beads that stick to each other upon sprinkling with water.
Bunları yapmanın uzun zaman alacağının farkında değiliz.We have got to realize that it is going to take a long time to do these things.
Daha yüksek düzeyde, basın bir hizmet sektörü öğesidir, ve sunduğu hizmet farkındalıktır.On a higher plane, the press is a service industry, and the service it provides is awareness.
Flörtle evliliğin farkı da bu değil mi?You go out on a date with a guy, and he picks his nose; you don't go out on another date.
Buradaki ana fikir şu, önceliklerimizin çok da iyi farkında değiliz.The general idea here, by the way, is that we actually don't know our preferences that well.
Sınırlarımızın farkındayız. Ve üzerine inşa ediyoruz.We understand our limitations, and we build around them.
Bu interaktif portreler de birbirlerinin farkındalar.And these interactive portraits are aware of each other.
Birdenbire benimde farkında olmadığım bi şekilde,biraz biraz seninle ilgilenmeye başladım.Suddenly without me even realizing it, little by little, I started looking at you.
Heartworm Farkındalık Günü iyisidir.It's Heartworm Awareness Day.
Duygusal olan, bilincaltinda, onun farkinda degilsinizVisceral is subconscious, you're unaware of it.
Davranissal olan bilincaltinda, onun farkinda degilsiniz.Behavioral is subconscious, you're unaware of it.
Yani bu iki sayının pozitif hallerinin farkı 20 olmalı. -So the difference between the positive versions of the number has to be 20.
Farkına varmak gerekiyor ki şanslı sayı diye bir şey yoktur.But realize, there is no such thing as a lucky number.
"Ben bunun farkında olduğunu," kuru kuru dedi Holmes."I was aware of it," said Holmes dryly.
"Bunun da farkındayım" diye mırıldandı"I was also aware of that," murmured
"Majesteleri konuşulan yoktu ben önce farkında Ben Wilhelm hitap olduğunu"Your Majesty had not spoken before I was aware that I was addressing Wilhelm
Ve buradaki farkı iyi anlamanızı istiyorum. .And I really want you to understand the difference here.
Belki farkına vardınız ya da varmadınız ama anlımda elektrot var.You may or may not have noticed that I'm wearing a tiny electrode on my forehead.
Bireyden toplanan farkındalığı düşünün hesaplanır ve bütün hayatı boyunca yansıtılır.Imagine this collected awareness of the individual computed and reflected across an entire lifespan.
Ben herhangi bir adam bugüne kadar inşa ettiği farkında değilim Ben işgal yerinde.I am not aware that any man has ever built on the spot which I occupy.
Tabii ki o aptal değil, gerçek olmadığının farkında.But he's not stupid. He knows it's not real.
Aslında bakarsanız, ne olduğumun farkındaydım, karşımızda başarılması zor bir iş vardı.DR: Well what I was aware of was, there was this overwhelming need to act now.
Bunun muğlak bir ifade olduğunu farkındayım.I realize that's an ambiguous statement.
Bunun önce yaptığımızdan ne farkı var? .But how is this really different from what we were doing before?
İnsanlar kamu politikalarını düşünürken mutluluk kavramını da düşünmeleri gerektiğinin farkındalar.People are recognizing that they ought to be thinking of happiness when they think of public policy.
Hindistan, ortalama yaşam süresi konusunda kadın ve erkek arasındaki farkı kapatıyor.India has closed the gap between men and women in terms of life expectancy.
Bu konuyu işlememin nedeni, teorem ve aksiyom arasındaki farkı göstermek. -There's many useful things that we can already do with it.
Tamam, ama bazı gerçeklerin farkına varmanızı istiyorum.OK, but I want you to realize some facts.
Sadece baskının farkında ol.Just be aware of the pressure.
İçimdeki sohbetin farkındalığında.In awareness of the inner conversation.
Terörle mücadele farkirlikle mücadele ile iç içe geçmiş bulunmaktadır."The war against terror is bound up in the war against poverty."
Insanlar bunun farkına varmaya başladı.People are starting to figure this out.
"Fiziksel iticiliğinin farkında olmasının yanısıra, bunu bir avantaja bile çevirebiliyor."Not only is she aware of her physical repulsiveness, she turns it to her advantage.
Bilmiyorum farkında mısınz?I don't know if you realize this.
Aslında, insani yardıma değer veren bu gün için farkındalık yaratmaktan oldukça etkilenmiştim.Well, I was definitely attracted to raising awareness of this day of recognition.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod