Ana içeriğe geç
Sözlük

far ile cümle

far kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
O ne demek istediğimi daha sonra fark edebilir.She may realize later on what I meant.
O her bakımdan kız kardeşinden farklıdır.She is different from her sister in every way.
Onun benimkinden farklı olan bir fikri var.She has a view that is different from mine.
O günahının farkında değil.She is unconscious of her sin.
O, güzelliğinin farkında değil.She is not aware of her beauty.
O, onun gözlerinin farkındaydı.She was aware of his eyes.
O, onların ona karşı olan düşmanca duygularının farkındaydı.She was aware of their hostile feelings toward her.
O gerçeği söylemenin daha iyi olacağını fark etti.She realized that she had better tell the truth.
Dakika farklarını fark etmediler.They did not notice minute differences.
Sen hastalanıncaya kadar iyi sağlığın değerini fark etmedin.It is not until you get sick that you realize the value of good health.
Hastalanıncaya kadar sağlığın ne kadar önemli olduğunu fark etmiyorsun.You do not realize how important health is until you get sick.
Babam ve benim aramdaki anlaşmazlığın farkında değil gibi görünüyor.He seems not to be aware of the conflict between my father and me.
Onlar aniden odanın arkasındaki bir gürültünün farkındaydılar.They were suddenly aware of a noise in the back of the room.
Ülkeler kültür olarak farklıdır.Countries differ in culture.
Biz problemi kültürel farklılıklar ışığında düşünmek zorundayız.We have to consider the problem in the light of cultural differences.
Probleme farklı bir açıdan yaklaş.Approach the problem from a different angle.
Annem ve ben her yönümüzle farklıyız.Mother and I are different in every way.
Annesi hastalığının farkında değil.Her mother is not aware of her illness.
Benim fikrim seninkinden farklıdır.My opinion differs from yours.
Zamanın farkında değildik.We weren't aware of the time.
Gerçek bir arkadaş farklı davranırdı.A true friend would have acted differently.
Ne tuhaf, hiçbirimiz hatayı fark etmedik.Strange to say, none of us noticed the mistake.
Açık konuşmak gerekirse, onun görüşü benimkinden biraz farklı.Strictly speaking, his view differs a little from mine.
Tarla fareleri çiftçilerin tahılını yiyordu.The field mice were eating up the farmers' grain.
Beyzbol kriketten farklıdır.Baseball is different from cricket.
O sözün yerine getirilmediği bir aydan daha fazla süre sonra fark edildi.It was noticed after more than a month that that promise had not been carried out.
Onlar arasında belirgin bir fark var.There is a marked difference between them.
İkisinin arasında dikkate değer farklılıklar var.There are noticeable differences between the two.
İki bölge dinde ve kültürde farklıdır.The two regions differ in religion and culture.
Buzdolabını açınca etin çürümüş olduğunu fark ettim.Opening the refrigerator, I noticed the meat had spoiled.
Biz farklı konular hakkında konuştuk.We talked about a variety of topics.
Kolumu ısıran sivrisineği fark etmedim.I was not aware of a mosquito biting my arm.
Kolumu ısıran bir sivrisineğin farkında olmadım.I was not aware of a mosquito biting my arm.
Kendisinde müzik kulağı olmadığını farketmiyor.He doesn't realise that he's tone deaf.
Diğer insanların senin çekindiğini fark etmelerine izin vermemelisin.You mustn't let the other person notice that you flinched.
İnsanlar, bunun farkında olsun veya olmasın, sürekli mutluluk ararlar.Human beings, whether they realise it or not, continually seek happiness.
Onun geçmiş yaşamı ile ilgili bir şeyin farkında mısınız?Are you aware of anything concerning his past life?
Ben senin başarısız olduğunun farkındayım.I'm aware that you failed.
Belli ki o erkekler ve kadınlar için farklı.Obviously that's different for men and women.
Tıpkı batan bir gemiyi terkeden fareler gibi.It's just like rats leaving a sinking ship.
Ancak baş oyuncu kendi hatalarının farkında.However the protagonist is aware of his own mistakes.
O sağ ve sol arasındaki farkı bilmiyor.He does not know the difference between right and left.
Farklı insanlar farklı şeyler inanır, ama sadece bir gerçek var.Different people believe in different things, but there is only one truth.
O, ebeveynlerinin onu izlediğinin farkındaydı.She was aware of her parents' eyes.
O, anne ve babasının onu izlediğini fark etti.She was aware of her parents' eyes.
O, anne ve babasının onu seyrettiğinin farkında oldu.She became aware that her parents were watching her.
O, sonunda hatalarının farkında oldu.At last, he became aware of his own mistakes.
Kedi orada olmadığında fareler dans ediyor.When the cat is not there, the mice are dancing.
Bunlar tamamen farklı düşünceler.These are completely different opinions.
Bir köy ve bir kasaba arasındaki fark nedir?What's the difference between a village and a town?
Farklı çiçeklerin farklı anlamları vardır.Different flowers represent different meanings.
Onun evindeki farelerden kurtulduk.We got rid of the mice in his house.
Bu iki fotoğraf arasındaki farkı buldun mu?Did you find the difference between these two photos?
Benim varlığımı farketti.He noticed my presence.
Bu dağlarda bulunan tuzlar ve mineraller oldukça farklıdır.The salts and minerals found in these mountains are quite diverse.
Her kişi için farklı bir yemek yapmak zorunda değilsin.You don't have to make a different dish for every person.
Yaşlandım ve bu yüzden işlere farklı olarak bakmaya başladım.I got older, and so I started looking at things differently.
Bu, açık ara farkla bunların hepsinin en iyisidir.This is by far the best of all of these.
Hukuk ve siyaset iki farklı şeydir.Law and politics are two different things.
Benim fikrim seninkinden tamamen farklı.My opinion is completely different from yours.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod