far ile cümle

far kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Onun dışarı çıktığını farketmedim.I didn't notice him go out.
Otururken sırtını duvara yasladığını fark ettim.I noticed him sitting with his back against the wall.
Onun yeni gözlük taktığını fark ettim.I noticed that she was wearing new glasses.
Onun yeni bir şapka giydiğini fark ettim.I noticed she was wearing a new hat.
Onun odadan çıktığını farketmedim.I didn't notice her going out of the room.
Onun ellerinin titrediğini fark ettim.I noticed her hands shaking.
Yanımda oturan bir adam tarafından yakından izlendiğimi fark ettim.I became aware of being closely observed by a man sitting next to me.
Yarın yağmur yağıp yağmayacağı bizim için bir farklılık yaratır.It makes a difference to us whether it rains tomorrow.
Farklı düşünme tarzlarımız var.We have different ways of thinking.
Saat farkıyla ilgili kötü bir durumum var.I've got a bad case of jet lag.
Seni bir dahaki sefere gördüğümde, oldukça farklı olacaksın.The next time that I see you, you will be quite different.
Eksikliklerimizin farkında olmalıyız.We should be conscious of our shortcomings.
Gerçeği söylemek gerekirse, onu farketmedimTo tell the truth, I didn't notice it.
Fiyat artışları reel ve nominal büyüme oranları arasındaki farkı açıklar.Price increases explain the difference between the real and nominal growth rates.
Daha genç kuşak şeylere farklı şekilde bakar.The younger generation looks at things differently.
Bunu farklı olan biriyle değiştirir misiniz?Could you exchange it with a different one?
Lezzetler farklıdır.Tastes differ.
Kazanıp kazanmaman bir şey fark etmiyor.It doesn't matter whether you win or not.
İnsanların yarın farklı düşünceleri olacak.People tomorrow will have different ideas.
Küçük gri bir hayvanın bize doğru baktığını farkettim.I noticed that a small gray animal was looking toward us.
Kız tehlikenin farkındaydı.The girl was aware of the danger.
Çocuk bir fareyi kuyruğundan tutuyordu.The boy was holding a mouse by the tail.
Her insan farklı bir yol izlesede, hedeflerimiz aynıdır.Although each person follows a different path, our destinations are the same.
İnsanlar genellikle kendi hataları fark etmezler.People often don't notice their own faults.
Farklı insanların farklı fikirleri vardır.Different people have different ideas.
Bir kişi zengin ya da fakir olup olmadığına göre işleri farklı görür.A person views things differently according to whether they are rich or poor.
İnsanlar düşünebildiklerinden ve konuşabildiklerinden dolayı hayvanlardan farklıdırlar.Human beings are different from animals in that they can think and speak.
İnsanoğlunun hayvanlardan farkı düşünebiliyor ve konuşabiliyor olmasıdır.Human beings differ from animals in that they can think and speak.
İnsanlar düşünebildiğinden ve konuşabildiğinden dolayı diğer hayvanlardan farklıdır.Men differ from other animals in that they can think and speak.
İnsan oğlu konuşabilmeleri ve gülebilmeleri bakımından hayvanlardan farklıdır.Human beings differ from other animals in that they can speak and laugh.
İnsan oğlu konuşma kabiliyeti bakımından hayvanlardan farklıdır.Man is different from animals in that he has the faculty of speech.
İnsanlar hayata bakış açısı yönünden çok farklı olurlar.People greatly differ in their views of life.
Hayatımda geriye baktığımda, ben ne kadar çok zamanı boşa harcadığımın farkındayım.When I look back on my life, I realize how much time I wasted.
Yüzme birçok farklı kasları geliştirecektir.Swimming will develop many different muscles.
Dünyada birçok farklı ırk vardır.There are many different races in the world.
Üniformalar okuldan okula farklılık gösterir.Uniforms differ from school to school.
Siyasi farkındalık edinmek zaman alır.Developing political awareness takes time.
Hükümet hakkındaki fikirleriniz benimkinden farklı.Your ideas about the government are different from mine.
Uzi ve Shizuoka'dan gelen çaylar arasında herhangi bir farklılık var mı?Is there any difference between the tea from Shizuoka and that from Uzi?
Ben eve gelmeden yatarsan benim için fark etmez.I don't mind if you go to bed before I get home.
Öğretmen bana ayın dünyadan nasıl farklı olduğunu sordu.The teacher asked me how the moon differs from the earth.
Öğretmen öğrencinin hatasını fark etti.The teacher took notice of the student's mistake.
Neden farklı bir yol denemiyorsunuz?Why don't you try a different tack?
Gürültüdeki artışı fark etmediler.They didn't notice the increase in noise.
Birisi fark edene kadar planı gizli tutmak zorundasın.You must keep the plan secret until someone notices it.
Beni izleyen birinin farkında değildim.I wasn't conscious of anyone watching me.
Kimle tanıştığım hiç fark etmez.It makes no difference who I meet.
Hiç kimse resmin baş aşağı asılı olduğunu fark etmedi.Nobody noticed that the picture was hung upside down.
Kimse onu farketmedi.No one took notice of him.
Hiç kimse onun yokluğunu farketmedi.Nobody noticed her absence.
Erkekler ve kızlar arasında büyük bir fark var.There is a great difference between boys and girls.
Dünya suyu olmasından dolayı diğer gezegenlerden farklıdır.The earth is different from the other planets in that it has water.
Çin ve Japonya birçok noktada farklılık gösterirler.China and Japan differ in many points.
Dikkatli bir gözlem sana farkı gösterecektir.A careful observation will show you the difference.
Yazar Avrupa edebiyatının tüm farklı türlerini bir araya getirmiş.The author lumps all the different European literatures together.
Hırsız fark edilmeden içeri girdi.The thief got in without being noticed.
Düşman tuzaktaki bir fare gibi yakalandı.The enemy is caught like a mouse in a trap.
Dr. Tanaka üç yüz fare üzerinde iki yıldır deneyler gerçekleştirdi.Dr. Tanaka carried out tests for two years on three hundred rats.
Şehir hayatının farklı avantajları var.There are several advantages to city life.
Tokyo'nun iklimi Londra'nınkinden farklıdır.The climate of Tokyo is different from that of London.

İlgili Sayfalar