far ile cümle

far kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Firmamız farklı kültürel etkinlikleri destekler.Our company supports several cultural events.
Odadan çıkışımızı fark etmedin mi?Didn't you notice us going out of the room?
Fark etmeden dükkânın yanından geçtik.We went by the shop without noticing it.
Aramızdaki görüş açısında bir fark var gibi görünüyor.There seems to be a difference in outlook between us.
Karakterlerimiz tamamen farklı.Our characters are completely different.
Bizim yaşlarda fark önemli değildir.The difference in our ages is not significant.
Biz ne olup bittiğinin farkındaydık.We were alive to what was going on.
Biz ne olduğunun farkındaydık.We were alive to what was going on.
Durumun önemli olduğunun tam olarak farkındayız.We are fully aware of the importance of the situation.
Durumun öneminin tam olarak farkındayım.We are fully aware of the importance of the situation.
Pasif içiciliğin tehlikelerinin daha çok farkına varıyoruzWe are becoming very aware of the dangers of secondhand smoke.
Tanıklık etmek için onun isteksizliğinin farkına vardık.We noticed his reluctance to testify.
Hastayken sağlığın değerini farkediyoruz.We know the value of good health when we are sick.
Hepimizin içinde, Tom açık ara farkla en iyi yüzücüydü.Of us all, Tom was by far the best swimmer.
Gelip gelmemen benim için fark etmez.It makes no difference to me whether you come or not.
Benim kameram seninkinden farklıdır.My camera is different from yours.
Benim görüşüm sınıfımdaki diğer öğrencilerin çoğundan farklıdır.My opinion differs from most of the other students in my class.
Benim düşüncem sizinkinden farklı.My opinion is different from yours.
Benim görüşüm sizinkinden tamamen farklı.My opinion is entirely different from yours.
Benim görüşüm seninkinden tamamen farklı.My opinion is entirely different from yours.
Benim görüşüm sizinkinden biraz farklı.My opinion is a little different from yours.
Ben daha farklı düşünüyorum.I think otherwise.
Benim görüşüm onunkinden farklı.My opinion differs from his.
Benim planım seninkinden farklıdır.My plan is different from yours.
Benim fikrim seninkinden oldukça farklı.My idea is quite different from yours.
Benim fikirlerim seninkinden farklı.My ideas are different from yours.
Benim fikrim seninkinden farklı.My idea is different from yours.
Ülkemdeki yiyecek İspanya'nınkinden çok farklı değil.The food in my country is not very different from that of Spain.
Saatim sizinkinden farklı.My watch is different from yours.
Benim zevklerim seninkilerden oldukça farklı.My tastes differ greatly from yours.
Damak tadım sizinkinden oldukça farklı.My taste is quite different from yours.
Eve geldiğimde, benim bavullardan birinin kaybolduğunu fark ettim.When I got home, I realized that one of my suitcases had disappeared.
Bana bakan adamın farkında değildim.I was not conscious of a man looking at me.
Kural olarak, geç kalkarım, ama bu sabah farklıydı.As a rule, I get up late, but this morning was different.
Farklı ülkelerden oyuncak bebekler toplarım.I collect dolls from different countries.
Bu sihirbazlıktaki hileyi fark ettim.I was aware of the trick in this magic.
Hilenin farkında değildim.I was not aware of the trick.
Ben tehlikenin farkındaydım.I was aware of the danger.
Ben tamamen tehlikenin farkındaydım.I was fully alive to the danger.
Ben gerçeğin farkındaydım.I was aware of that fact.
Gerçeğin farkındayım.I am aware of the fact.
Sorunların büyüklüğünü fark etmemiştim.I hadn't realized the magnitude of the problems.
Bu ikisi arasındaki farkı açıklayamam.I can't explain the difference between those two.
Onların arasındaki farkı fark etmedim.I didn't realize the difference between them.
Bana bakan birini fark ettim.I became aware of someone looking at me.
Sanırım hangi yüzme kulübüne katılacağım farketmez.I guess it doesn't make any difference which swimming club I join.
Ben bu konuya farklı bir bakış açısından bakıyorum.I am looking at the matter from a different viewpoint.
Yağmur yağdığında kalçamın ağrıdığının farkındayım.I am aware that my hip aches when it rains.
Okuldan ayrılır ayrılmaz okumanın önemini fark ettim.It wasn't until I left school that I realized the importance of study.
İzlenildiğimin farkındaydım.I was aware of being watched.
Fark edilmeden onun arkasından geçtim.I passed behind him without being noticed.
Eski arabamı farkını vererek yenisiyle değiştirdim.I traded in my old car for a new one.
Mutlu insanların ne kadar nadir olduğunu fark ettim.I realized how rare happy people were.
Ben yatmaya gittikten sonra bile, salondaki seslerin farkındaydım.Even after I went to bed, I was conscious of the voices in the parlor.
Onun ağladığını fark ettiğimde yemek yemeye başladım.I had hardly started to eat when I noticed that she was crying.
Tehlikenin farkında olduğuna kesin gözüyle baktım.I took it for granted that you were aware of the danger.
Satış fiyatlarının kırmızı mürekkeple yazıldığını fark ettim.I noticed the sale prices were written in red ink.
Ben onun varlığının farkında değildim.I was not aware of his presence.
Toplantıda onun yokluğunun farkında değildim.I was not aware of his absence from the meeting.
Onun terliklerimi giydiğini fark ettim.I noticed he was wearing my slippers.

İlgili Sayfalar