far ile cümle

far kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
7
ORT. KELİME
Onun evden ayrılışını fark ettiniz mi?Did you notice him leave the house?
Farkı göreceksin.You will see the difference.
Haklı olabilirsin, ama bizim çok az farklı bir görüşümüz var.You may be right, but we have a slightly different opinion.
Bu konuya farklı açılardan bakmalısın.You must view the matter from different angles.
Bir Amerikalı ve bir Kanadalı arasındaki farkı söyleyebilir misin?Can you tell the difference between an American and a Canadian?
Senin cevabın benimkinden farklıdır.Your answer differs from mine.
Senin fikrin onunkinden nasıl farklılık gösteriyor?How does your opinion differ from his?
Sizin fikriniz benimkinden oldukça farklı.Your opinion is quite different from mine.
Senin düşüncenle onunki arasında bir farklılık var mı?Is there any difference between your idea and hers?
Gidip gitmemen benim için fark etmez.It makes no difference to me whether you go or not.
Evlendiğinde ve çocukların olduğunda lafla peynir gemisi yürümediğini fark edeceksin.When you get married and have kids, you'll realize that actions speak louder than words.
Zengin ya da fakir olup olmaman benim için hiç fark etmez.It makes no difference to me whether you are rich or poor.
Senin bu kadar hasta olduğunun farkında değildim.I wasn't aware that you were so ill.
Oraya ister taksiyle gidin, ister yayan gidin, fazla bir farkı yoktur.It will make little difference whether you go there by taxi or on foot.
O içtiğinde farklı bir kişi oluyor, bu yüzden onunla içki içmeyi sevmiyorum.He's a different person when he's drunk, so I don't like to drink with him.
A ve B arasındaki fark nedir?What is the difference between A and B?
Üç kişi kazayla ilgili üç farklı açıklama yaptı.The three people gave three different accounts of the accident.
İkisi arasında sadece marjinal bir fark var.There is only a marginal difference between the two.
İki fikir arasında çok fark yok.There is not much difference between the two opinions.
O, 25 yaşına kadar beş farklı ülkede yaşadı.By the age of 25, she had lived in five different countries.
Ekim ayında bir gün Sadako uyandığında annesinin ağladığını fark etti.One day in October, when Sadako awoke, she found her mother crying.
Bayrak yarışında Yankiler fark atıyorlar.The Yankees are running away with the pennant race.
Erkek kardeşim okumaya öylesine dalmıştı ki odaya girdiğimde beni farketmedi.My brother was so absorbed in reading that he did not notice me when I entered the room.
Tarz güzel, ama farklı bir renginiz var mı?The style is nice, but do you have it in a different color?
Polis bir adamın gizlice içeri girdiğini fark etti.The policeman noticed a man sneak in.
Gece ve gündüz kadar farklılar.They are as different as day and night.
Sağlığınızı kaybedinceye kadar onun değerinin farkına varmazsınız.It is not until you have lost your health that you realize its value.
Sağlığını kaybedene kadar onun değerini fark etmezsin.You don't realize its value until you have lost your health.
Bir köpek bir kediyi ve bir kedi bir fareyi kovalar.A dog runs after a cat, and the cat after a mouse.
Mikroskop ve teleskop arasındaki farklılığı biliyor musun?Do you know the difference between a microscope and a telescope?
Tondaki ince farklar orijinali fotokopiden ayırt eder.Subtle differences in tone discriminate the original from the copy.
Ciddi bir eğitim etkisi nedeniyle çocuk tamamen farklı bir kişi haline geldi.Due to severe educational influence the child became a wholly different person.
Modern arabalar birçok yönden eski olanlardan farklıdır.Modern cars differ from the early ones in many ways.
Söylemek ve yapmak iki farklı şeydir.Saying and doing are two different things.
Her birey farklıdır.Each individual is different.
Eski astronomlar takımyıldızları fark ettiler ve onlara isimler verdiler.Ancient astronomers noticed constellations and gave them names.
Yalnızlık ile izole edilmeyi birbirine karıştırmamak gerek. Bunlar iki farklı şey.We shouldn't confuse solitude with isolation. They are two separate things.
Işık dalgaları uzayda ve farklı türde malzemelerde yolculuk ederler.Light waves travel through space and various kinds of materials.
Ne söylediğimiz ve ne demek istediğimiz genellikle oldukça farklıdır.What we say and what we mean are often quite different.
Bana siyah çay ve yeşil çay arasındaki farkı tanımlayabilir misin?Can you describe to me the difference between black tea and green tea?
Hayata şimdi daha farklı bakıyorum.I see life differently now.
Hayata artık daha farklı bakıyorum.I see life differently now.
O on yıl önce olduğundan oldukça farklı.He is quite different from what he was ten years ago.
Meseleler şimdi farklı.Matters are different now.
Bugün farklı görünüyorsun.You look different today.
Bugün canım farklı bir şey yapmak istiyor.I feel like doing something different today.
Bu yılın modaları geçen yılınkinden tamamen farklıdır.This year's fashions are completely different to last year's.
Bu yılın modası eski yılların modasından farklı.This year's fashions are different from those of last year.
Bu yılın modası geçen yılınkinden oldukça farklı.This year's fashions are quite different from those of last year.
Hava bu yıl farklıydı.The weather has been unusual this year.
Karışıklığı önlemek için, takımlar farklı renkler giydi.To avoid confusion, the teams wore different colors.
Bir fark var mıdır?Is there a difference?
Biz farklı düzlemler üzerinde tartışıyorduk.We were arguing on different planes to the last.
Onu düne kadar fark etmedim.It was not until yesterday that I noticed it.
Kız kardeşim ve ben her bakımdan farklıyız.My sister and I are different in every way.
Bir çocuk bile farkı farkederdi.Even a child would notice the difference.
Senin yerinde olsam, farklı hareket ederim.I would act differently in your place.
Orada hiç kimse varlığımın farkında değildi.Nobody was conscious of my presence there.
Onu yapmak isteyip istemediğin benim için hiç fark etmez.It makes no difference whether you want to do it or not.
Gördüğüm her şey umduğumdan tamamen farklıydı.Everything that I saw was completely different from what I had expected.

İlgili Sayfalar