Eğer Tom burada olsaydı kesinlikle fark yaratırdı.If Tom had been here, it definitely would've made a difference.
Tom'un Mary ile ne kadar zaman geçirdiğinin farkında mısın?Are you aware of how much time Tom has been spending with Mary?
Bu kadar iyi Fransızca konuştuğunu hiç farketmedim.I never realized you were such a good French speaker.
Tom onun orada olmadığını fark ettiğimi düşünmüyordu.Tom didn't think I'd notice that he wasn't there.
Tom ve ben birbirimizden çok farklıyız.Tom and I are very different from each other.
Tom Mary'nin onu ne kadar çok sevdiğinin farkında değil.Tom doesn't realize how much Mary loves him.
Tom muhtemelen farkı fark etmeyecek.Tom isn't likely to notice the difference.
Bu şimdi tamamen farklı bir durum.It's a completely different situation now.
Tom farklı şiir kitaplarını sergiledi.Tom has illustrated several poetry books.
Tom farkı bilmiyor, değil mi?Tom does know the difference, doesn't he?
Tom'un cevabı Mary'ninkinden farklı.Tom's answer was different than Mary's.
Bu tamamen farklı bir şey.This is something completely different.
Tom Mary'nin ne kadar akıllı olduğunu fark etmiyor.Tom doesn't realize how smart Mary is.
Açıkçası, bizim farklı önceliklerimiz var.Clearly, we have different priorities.
Tom bugün çok farklı görünüyor.Tom does seem a lot different today.
Bunlar arasında hiçbir farklılık yok.There's no difference between these.
Biz zorlukların farkındayız.We're aware of the challenges.
O bir fark yaratır mı?Would that make a difference?
Fark ne olurdu?What would be the difference?
Bu sefer farklı olabilir.This time could be different.
Farklı açıdan düşünelim.Let's think outside the box.
Geriye döndükten sonra o farklıydı.Back then it was different.
Herkes dünyada bir fark yaratabilir.Everyone can make a difference in the world.
Dünyada nasıl fark yaratabiliriz?How do you think you can make a difference in the world?
Dünyada fark yaratabilirsin.You can make a difference in the world.
Tek bir kişi fark yaratabilir mi?Can one person make a difference?
Bir insan gerçekten fark yaratabilir mi?Can one person really make a difference?
Kıskançlık imrenme ile aynı değildir. İkisini karıştırmayın. Bir fark var.Jealousy is not the same as envy. Do not confuse the two. There is a difference.
Farkı yaratan kısım işte bu.And that is where the difference lies.
Onun haklı olabileceğini düşündüğümü fark ettim.I found myself thinking he might be right.
Gözlük takınca çok farklı görünüyorsun.You look so different with those glasses on.
Tom bir fare yakaladı.Tom caught a mouse.
Tom değişimi fark etmedi.Tom didn't notice the change.
Yazım hatası fark ettiğin için teşekkürler.Thanks for spotting the typo.
Tom'un ürkekliği fark edilebiliyordu.Tom's nervousness was noticeable.
Mango farklı ülkelerin ulusal meyvesidir.The mango is the national fruit of several countries.
Tom ne kaybettiğinin henüz farkında değil.Tom doesn't yet realize what he's lost.
Buralar eskisinden oldukça farklı görünüyor.It looks quite different around here than it used to.
Tom saçını kestirdikten sonra oldukça farklı görünüyordu.Tom looked so different after his haircut.
Allah tüm insanları eşit yarattı ama insanlar farklı olarak düşünüyor.God created all men equal but men think it differently.
Üzgünüm, fark etmedim.Sorry, I zoned out.
Kırk farklı dili kabaca konuşabilirsin.You can speak roughly forty different languages.
Birçok farklı dili konuşabilmek için kararlıydım.I was determined to be able to speak many different languages.
Göründüğünden daha farklı.She is different from how she looks.
Ne söylediklerini fark etmedim.I didn't pay attention to what they were saying.
Esperanto canlandırıcı bir şekilde farklı.Esperanto is refreshingly different.
Bugün Almanya farklı; sadece beyaz insanlar Almanca konuşmuyor.Germany today is different; not just white people speak German.
Tom, Çingene ve Macar arasındaki farkı bilmiyor.Tom doesn't know the difference between a Roma and a Hungarian.
Farkı görüyor musun?Do you see the difference?
Eve vardığımda cüzdanımı kaybettiğimi fark ettim.When I got home, I realized I had lost my wallet.
Konuştuğun kişinin kim olduğunun farkında mısın?Do you know who you’re talking to?
Neden farklı olmalı?Why should it be different?
Herkes acıyla farklı şekilde baş eder.Everybody deals with grief differently.
Mark işten eve giderken bir martı sürüsü fark etti.On his way home from work, Mark spotted a flock of seagulls.
Mary saç rengini değiştirdi ve Tom bile fark etmedi.Mary changed her hair colour and Tom didn't even notice.
Tom, Mary'nin ona baktığını fark etmedi.Tom didn't notice that Mary was staring at him.
Onu fark etmedim bile.I didn't even notice that.
Ne fark edecek ki?What does it matter anyhow?
Başka biri bunu fark etti mi?Did anyone else notice this?
Ne fark etti ki?What difference did it make?