far ile cümle
far kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Köy artık on yıl önce olduğundan çok farklı.The village is now very different from what it was ten years ago.
Köy şimdi eskisinden farklı.The village is now different from what it used to be.
O, övgünün kılık değiştirmiş bir hiciv olduğunu fark etmedi.He was not aware that the praise was a satire in disguise.
Oğlan fark edilmek istediği için arabasını boyadı.The boy dyed his hair because he wanted to be noticed.
O zamana kadar durumun tehlikesini fark etmedim.Not till then did I realize the danger of the situation.
Ülke sadece savaştan sonra olduğundan çok farklı.The country is very different from what it was just after the war.
Farkı görebiliyor musun?Can you see the difference?
İki teori arasında çok büyük bir fark vardır.There exists an enormous difference between the two theories.
Fare bir sopayla Tom tarafından öldürüldü.The rat was killed by Tom with a stick.
Oyun orijinal hikayeden farklılık gösterir.The drama differs from the original story.
Bunu sadece o zaman fark ettim.I realized it only then.
İki kelime arasında ince bir fark var.There is a subtle difference between the two words.
İkisini dikkatlice karşılaştır ve farkı göreceksin.Compare the two carefully, and you will see the difference.
İki resim arasında ince farklar var.There are subtle differences between the two pictures.
İki sürüm arasındaki fark açık değil.The difference between the two versions isn't clear.
Ölçümler bireyden bireye farklıdır.Measurements are different from individual to individual.
Jimmy'nin resimleri diğer insanlarınkinden farklıydılar.Jimmy's pictures were different from other people's.
Hatasını fark etmeden önce bir gündü.It was some time before he realized his mistake.
Şimdi farklı bir soruna dönmeliyiz.We now turn to a different problem.
Aniden cüzdanının kayıp olduğunu fark etti.He suddenly noticed his wallet was missing.
İyi yürekliliğinin oldukça farkındayım.I'm quite aware of your kindness.
Bu el yapımı eşyalar kalite olarak farklıdır.These hand-made articles differ in quality.
Bu iki resim arasındaki farkı söyleyebilir misin?Can you tell the difference between these two pictures?
Bu, açık ara farkla onun romanlarının en ilgincidir.This is by far the most interesting of his novels.
Bu, açık ara farkla onun bütün romanlarının en ilgincidir.This is by far the most interesting of all his novels.
Bu Japon nezaketi ve Amerikan nezaketi arasındaki farktan kaynaklanmaktadır..This is because of the difference between Japanese politeness and American politeness.
Bu, istediğimden biraz farklı.This is little different from what I want.
Bu, beklediğimden farklı.This is different from what I expected.
Bu, açık ara farkla bu şehirdeki en yüksek binadır.This is by far the tallest building in this city.
Farklı renkte aynı şeyden var mı?Do you have the same thing in a different color?
Bunun ve şunun arasındaki fark nedir?What is the difference between this and that?
Bu soruna farklı bir açıdan yaklaşalım.Let's approach this problem from a different aspect.
Bu probleme farklı bir açıdan yaklaşalım.Let's approach this problem from a different aspect.
Bu kutu diğerinden farklı bir renktedir.This box is a different colour to that one.
İkisi arasında çok fark yok.There is not much difference between the two.
Bu bahçede farklı türlerde bitkiler var.There are plants of different kinds in this garden.
Bu kent 10 yıl öncekinden oldukça farklı.This town is quite different from what it was ten years ago.
Bu fare benim kedim tarafından öldürüldü.This mouse was killed by my cat.
Bu sözlük açık ara farkla en iyisi.This dictionary is by far the best.
Bu fikrin işe yarayacağını farz ediyorum.I assume that this idea will work well.
Bu masa sipariş ettiğimden farklı.This desk is different from the one I ordered.
Bu çiçek Hokkaido'nun farklı bölgelerinde bulunur.This flower is found in different parts of Hokkaido.
Fare ölü mü yoksa canlı mı?Is the mouse dead or alive?
Bu ceketin farklı renkleri var mı?Do you have this jacket in different colors?
Bu ikisi birbirinden çok farklı.These two are very different from each other.
Biz burada farklı etnik ve ekonomik çıkarlar buluyoruz.We find diverse ethnic and economic interests here.
Kate'in sesi diğer kızlarınkinden açıkça farklı.Kate's voice is clearly different from the other girls'.
Chris Kate'i tuhaf bir çocukla mahallede yürürken fark etti.Chris noticed Kate walking through the neighborhood with a strange boy.
Hıristiyanlık ve İslam, iki farklı dindir.Christianity and Islam are two different religions.
Perdeleri değiştirmemden sonra oda farklı görünüyor.The room looks different after I've changed the curtains.
Beklediğimden gerçekten farklı.It's really different from what I expected.
Japonya'nın ne kadar küçük olduğunu Avustralya'yı ziyaret edinceye kadar fark etmedim.I didn't realize till I visited Australia how small Japan really is.
Hindistan'ın İngiltere'den farklı bir iklimi var.India has a different climate from England.
Bir İngiliz farklı bir şekilde hareket ederdi.An Englishman would act in a different way.
İngiliz İngilizcesi ve Amerikan İngilizcesi arasında bazı farklar vardır.There are some differences between British English and American English.
Amerika'da, benim programım hemen hemen her gün farklı ve benzersizdir.In America, my schedule is different and unique nearly every day.
İnsanlar onun yaptığı her hareketi fark ediyorlar.People notice every move he makes.
O kopya orjinalinden farklı.That copy differs from the original.
Kız kardeşler oldukça farklıdır.The sisters are quite unlike.
Onun evden ayrılışını fark ettin mi?Did you notice him leave the house?