Ana içeriğe geç
Sözlük

far ile cümle

far kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Olağan dışı bir şey fark etmedim.I didn't notice anything unusual.
Birçok kişi antibiyotiklerin virüslere karşı yararsız olduklarının farkında değiller.Many people don't realize that antibiotics are ineffective against viruses.
Mary, Tom'un davranış ve iş alışkanlıklarındaki belirgin değişimi farketmişti.Mary had noted a distinct change in Tom's behavior and work habits.
İneklerle boğalar arasındaki fark nedir?What's the difference between cows and bulls?
Karımın elbiselerdeki zevki benimkinden farklıdır.My wife's taste in clothes is different from mine.
Sanırım zorlukların farkındasın.I presume you are aware of the difficulties.
Farkında olmadan ona bilmek istediğinin hepsini anlattı.Unwittingly he told her all that she wanted to know.
Tom ebeveynlerinden biraz alkol çaldı ve onların fark etmeyeceklerini düşündü.Tom stole some alcohol from his parents and thought that they wouldn't notice.
O bir fare değilse, neydi?If it wasn't a mouse, what was it?
Farklılık yaratacağız.We will make the difference.
Biz geçen gençliğimizi fark etmedik.We didn't notice our passing youth.
Onu fark ettin, değil mi?You noticed that, didn't you?
O bunu fark etti.He noticed that.
O onu fark etti.She noticed that.
Mary onu fark etti.Mary noticed that.
Biz onu fark ettik.We noticed that.
Onlar onu fark etti.They noticed that.
Onu fark ettiler.They noticed that.
Önemli bir fark var.There is one significant difference.
İngilizce ve Almanca cümleler tamamen farklı anlamlara sahiptir.The English and German sentences have totally different meanings.
İngilizce ve Almanca cümlelerin tamamen farklı anlamları var.The English and German sentences have totally different meanings.
Bir fare gördünüz, değil mi?You saw a mouse, didn't you?
Bir fare gördün, değil mi?You saw a mouse, didn't you?
Bir fare gördü.He saw a mouse.
Tom bir fare gördü.Tom saw a mouse.
O bir fare gördü.She saw a mouse.
Mary bir fare gördü.Mary saw a mouse.
Bir fare gördük.We saw a mouse.
Onlar bir fare gördüler.They saw a mouse.
Farklı bir ülkeye taşınmam gerekiyor.I need to move to a different country.
"schwül" ve "schwull" arasında sadece küçük bir fark var.There's only a small difference between "schwül" (humid) and "schwul" (gay).
Fark eder mi?Does that make a difference?
Bu neden bir fark yaratıyor?Why does that make a difference?
Bu çok sinsi bir hastalık. Çok geç olana kadar onu fark etmezsiniz.That's a very insidious disease. You don't notice it until it's too late.
Herkesin fikri farklıdır.Everyone's idea is different.
O bir değişiklik fark etti.She noticed a change.
Biz bir fark yarattık mı?Did we make a difference?
Tom kapının açık olduğunu fark etti.Tom noticed the door was unlocked.
Tom kapının kilitli olmadığını fark etti.Tom noticed the door was unlocked.
Belki o fark etmeyecek.Maybe it won't make a difference.
Belki de fark etmeyecek.Maybe it won't make any difference.
Farklı olarak ne yapardın?What would you have done differently?
Kim fark edecek?Who's going to notice?
Şimdi işleri farklı olarak görüyorum.I see things differently now.
Bunun fark yarattığını düşünüyor musun?Do you think it makes a difference?
Bunun bir fark yaratacağını düşünüyor musun?Do you think it'll make a difference?
İngilizler Amerikalılardan sadece konuştukları dilde farklıdır.Englishmen differ from Americans only in the language they speak.
Tom gerçeklik ve fantezi arasındaki farkı bilmiyor.Tom does not know the difference between reality and fantasy.
Bizim yollarımız farklıdır.Our ways differ.
Her biri farklıdır.Each one is different.
O fark yaratır.It does make a difference.
Bu farklı olurdu.It would be different.
Onun hepsi çok farklı.It's all so different.
Biri farkına varacak.Someone is going to notice.
Bu büyük bir fark yapar, değil mi?That makes a big difference, doesn't it?
Bu bir fark yapar, değil mi?That makes a difference, doesn't it?
Bu farklı olur.That would be different.
Bu, dünyadaki bütün farkı yaratır.That would make all the difference in the world.
Bu bütün farkı yaratır.That would make all the difference.
O bir fark yaratmak zorunda.That's got to make a difference.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod