Erkek ve kadınlar birçok açıdan tamamen farklıdırlar.In many respects, women and men are totally different.
Japonya'nın birçok farklı özellikleri var.Japan has many different characteristics.
Zorlukların farkındaydılar.They were aware of the difficulties.
Tom süre bitimini geçirmiş olduğunun farkındaydı.Tom was aware that the deadline had passed.
Tom son teslim tarihini geçirmiş olduğunun farkındaydı.Tom was aware that the deadline had passed.
Bir fare altlığına ihtiyacım var.I need a mouse pad.
Tom anahtarlarını çıkardı ama kapının açık olduğunu fark etti.Tom pulled out his keys, but then noticed that the door had already been unlocked.
Tom anahtarlarını çıkardı fakat sonra kapının zaten açık olduğunu fark etti.Tom pulled out his keys, but then he noticed the door was already unlocked.
Tom yerde bir şey fark etti ve ne olduğunu görmek için eğildi.Tom noticed something on the floor and bent down to see what it was.
Tom Mary'nin ağladığını fark ettiğinde gülmeyi bıraktı.Tom stopped laughing when he noticed Mary was crying.
Tom Mary'nin arkasında duran birini fark etti.Tom noticed that someone was standing behind Mary.
Bunlar arasındaki farkı biliyorsun, değil mi?You know the difference between these, don't you?
Tom arka dikiz aynasında bir polis arabası fark etti.Tom noticed a police car in the rear-view mirror.
İnsanlar bana bugün farklı davranıyorlar gibi görünüyor.People seem to be treating me differently today.
Sıradışı bir şey fark ettin mi?Have you noticed anything out of the ordinary?
Tom ve Mary farklı kapılardan ayrıldı.Tom and Mary left through different doors.
Tom'un ve benim farklı siyasi görüşlerimiz var.Tom and I have different political views.
Tom da Mary'nin orada olmadığını fark etti.Tom also noticed that Mary wasn't there.
Tom uzakta bir şey farketti.Tom noticed something in the distance.
Tom kapının yarı kapalı olduğunu fark etti.Tom noticed the door was half closed.
Tom Mary'nin endişeli göründüğünü fark etti.Tom noticed that Mary looked worried.
Tom her gün farklı bir kravat takar.Tom wears a different tie every day.
Tom yerde bir şey fark etti.Tom noticed something on the ground.
Biz çok farklı değiliz, sen ve ben.We're not so different, you and I.
Biz çok farklı değiliz, biliyorsun.We're not so different, you know.
Tom Mary'nin sessiz olduğunu fark etti.Tom noticed that Mary was silent.
Tom fark etmiş gibi görünmez.Tom doesn't seem to have noticed.
Tom ve Mary'nin farklı düşünceleri vardı.Tom and Mary had different ideas.
Tom Mary'nin kendisine baktığını fark etti.Tom noticed Mary looking at him.
Tom ne olduğunu fark etti.Tom realized what had happened.
Tom neler olduğunu fark etti.Tom noticed what was going on.
Tom ne olduğunun farkındadır.Tom realizes what's happened.
Tom bir şekilde farklı görünüyor.Tom seems different somehow.
Tom senin farklı olduğunu söyledi.Tom said you were different.
Tom pusuya düşürüldüğünü fark etti.Tom realized he was trapped.
Tom'un farklı olduğunu söyledin.You said Tom was different.
Tom ve Mary farklılar.Tom and Mary are different.
Mary göz farı kullanıyor mu?Is Mary wearing eye shadow?
Ne zaman farkına vardın?When did you realize that?
Ne zaman farkına vardınız?When did you realize that?
Tom sorunun farkına vardı.Tom realized the problem.
Tom o kadar farklı değil.Tom isn't that different.
Tom, Mary'yi fark etmemişti.Tom hadn't noticed Mary.
Bu ne kadar farklı?How is it different?
Kimse fark etmedi bile.Nobody even noticed.
Kültür onun alışkın olduğundan tamamen farklıydı.The culture was completely different from the one she was used to.
Mayalanma ve çürüme arasındaki fark nedir?What's the difference between fermentation and putrescence?
Sonunda bunu yapmamamız gerektiğini fark ettik.We finally realized that we shouldn't be doing that.
Soruna daha farklı bir açıdan yaklaşalım.Let's approach the problem from a different angle.
Tom'un parasal sorunlar yaşadığının farkında mıydın?Were you aware Tom was having financial problems?
Tom sorunların farkında gibi görünmüyor.Tom doesn't seem to be aware of the problems.
Tom bir sorun olduğunu fark etmedi.Tom didn't realize that there was a problem.
Tom'un sorunları olduğunun farkında değildim.I was unaware that Tom was having problems.
Tom sorunun farkında değildi.Tom wasn't aware of the problem.
Evimizin bir fare sorunu var.Our house has a mouse problem.
Sorunun oldukça farkındayım.I'm well aware of the problem.
Konuşma ve yazma farklıdırlar.Speaking and writing are different.
Bu, etnik açıdan farklı bir okul.It is an ethnically diverse school.
Onlar farklı sokakları izliyordu.They were following different streets.
Her yıl kendimi farklı bir yerde buluyorum.Every year I find myself at a different location.