Ana içeriğe geç
Sözlük

far ile cümle

far kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Ben burada yeni olduğumun farkındayım ama bir önerim var.I realize I'm new here, but I have a suggestion.
Benim fark ettiğimizden çok daha fazla ortak yönümüz var.We have a lot more in common than I realized.
Bu kadar ayyuka çıktığımızı fark etmedik.We didn't realize we were being so loud.
Herkes fark etti.Everyone noticed.
Bu farklı.It's different.
O, farklı olmak istiyor.He wants to be different.
O farklı olmak istiyor.She wants to be different.
Sadece farklı olmak istiyorum.I just want to be different.
Bizim işleri farklı olarak yapmamız gerekiyor.We need to do things differently.
Onlar Tom'un burada olmadığını fark edemeyebilir.They might not notice that Tom isn't here.
Bu az önce söylediğimden ne kadar farklı?How is that different from what I just said?
Senin gibi güzel bir kız kesinlikle fark edilir.A pretty girl like you will definitely be noticed.
Tom ve Mary farklı eyaletlerde yaşar.Tom and Mary live in different states.
Tom ve Mary farklı eyaletlerde yaşıyorlar.Tom and Mary live in separate states.
Tom ve Mary farklı devletlerde yaşıyorlar.Tom and Mary live in separate states.
İsrail Parlementosu dört ay içindeki İsrail seçimlerinden sonra farklı görünecek.The Knesset will look different after the Israeli elections within four months.
O farklıydı.That was different.
Onu herkes fark etti.Everyone noticed that.
Herkes onu fark etti.Everyone noticed her.
Farklı görünmek istiyorum.I want to look different.
Tom Mary'nin sağ kolunda bir kurşun yarası fark etti.Tom noticed a gunshot wound in Mary's right arm.
Tom bir elmas ve bir zümrüt arasındaki farkı bilmiyor.Tom does not know the difference between a diamond and an emerald.
Onun farkındayım.I do notice it.
Tom'un sonunda Mary'nin ondan hoşlanmadığını fark edeceğini düşünüyordum.I thought Tom would eventually realize Mary didn't like him.
Tom'un farklı olacağını düşündüm.I thought Tom would be different.
Tom'un Mary'nin burada olmadığını fark etmediğini düşünmüştüm.I thought Tom wouldn't notice that Mary wasn't here.
Onun burada olmadığını onun fark etmeyeceğini düşündüm.I thought she wouldn't notice that he wasn't here.
Çocuklar ondan farklıydı.The children were different from her.
Ben Tom'un o kadar çok arkadaşlara sahip olmadığını farzederim.I assume that Tom doesn't have that many friends.
Herhangi bir fark göremiyorum.I can't see any difference.
Ben sadece onu az önce fark ettim.I only just noticed it.
Tom'un farklı olduğunu düşünmüştüm.I thought Tom was different.
Tom'un burada olmadığını farketmeyeceğini düşündüm.I thought you wouldn't notice that Tom wasn't here.
Ben senin farklı olacağını düşündüm.I thought you'd be different.
Tom'un senden hoşlanmadığını sonunda fark edeceğini düşünüyordum.I thought you'd eventually realize Tom didn't like you.
Ben senin Tom'un bir yakın arkadaşı olman gerektiğini farzederim.I assume you must be a close friend of Tom's.
Amerikan ve İngiliz İngilizcesi arasındaki fark nedir?What's the difference between American and British English?
Aslında gerçekten bir yelkenliye ihtiyacım olmadığını fark ediyorum.I realize I don't actually really need a sailboat.
Gerçek ve yalanlar arasındaki farkı söylemek zor.It's hard to tell the difference between the truth and lies.
Hiç kimse şikayet etmediği için oldukça iyi bir iş yaptığımızı farzediyorum.I assume we're doing a pretty good job since no one has complained.
80'lerde işler gerçekten oldukça farklıydı.In the 80's, things were really quite different.
Tom zorda olduğunun farkına vardı.Tom realized he was in trouble.
Tom sıkıntıda olduğunun farkına vardı.Tom realized he was in trouble.
Tom henüz başının belada olduğunu fark etmiyor.Tom doesn't yet realize he's in trouble.
Sanki kızım onun gerçek annesi olmadığımın biraz farkında gibi görünüyor.It seems as if my daughter is faintly aware that I'm not her real mother.
O, filmin sonunda çok farklıdır.She's very different at the end of the film.
İki kız birbirinden farklı.The two daughters are different from each other.
O, filmin bitiminde çok farklı.She's very different at the end of the movie.
Hadi farkı bölelim.Let's split the difference.
Eğer bakarsan onun sola döndüğünü fark edersin.If you look, you'll notice that he's turning left.
Ben fark edilmek istiyorum.I want to be noticed.
Farklı olmak istemiyorum.I don't want to be different.
Farklılıkları bul.Find the differences.
Benim görüşlerim sınıftaki öğrencilerin çoğununkinden farklıdır.My opinions differ from those of most of the students in the class.
Ben senin onu yapmak istemeyeceğini farzederim.I assume you wouldn't want to do that?
Sen söyleyinceye kadar fark etmemiştim.I hadn't noticed until you said.
İki "evet" arasındaki farklılık; "evet" ve "hayır" arasındakinden daha büyük olabilir.The difference between the two types of "yes" may be greater than between "yes" and "no".
Tom yargıca farklı bir avukat istediğini söyledi.Tom told the judge he wanted a different lawyer.
Bana farklı olarak davranmanı istemiyorum.I don't want you to treat me any differently.
Tom'u incitmek isteyecek birinin farkında mısın?Are you aware of anyone who would want to harm Tom?
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
far ile cümle - Sayfa 17 - far kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App