Ana içeriğe geç
Sözlük

far ile cümle

far kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Hollanda'da nereye gidersen git farketmez, yel değirmenlerini göreceksin.It doesn't matter where you go in Holland, you'll see windmills.
Geceleri korna kullanmaktan kaçınılmalı. Gece onun yerine farları yak.Using the horn at night should be avoided. At night, flash the headlights instead.
Her gün farklı saatler çalışırım.I work different hours every day.
Fars dili okuyorum.I am reading Persian.
O, açık ara farkla en uzun kızdır.She's by far the tallest girl.
Bu yılın modaları geçen yılınkilerden tamamen farklı.This year's fashions are completely different from last year's.
Bana farklı bir örnek ver.Give me a different example.
Neden bunun farkında değildim?Why was I not aware of this?
Bazıları ruhaniliğin sofuluktan tamamen farklı olduğuna inanıyor.Some believe that spirituality is utterly different from religiosity.
Tom birkaç farklı yöntem denedi.Tom tried a few different techniques.
O güzelliğinin farkında değil.She's unaware of her beauty.
Sonunda hatalı olduğunu fark etti.He finally realized that he was wrong.
Tom Tanrı ile şeytan arasındaki farkı bilmiyor.Tom doesn't know the difference between God and the Devil.
O benim orada olduğumu fark etti.He noticed I was there.
Ben ailemin tavsiyesini önemsemeye başladığımda büyüdüğümü fark ettim.I realized that I had grown up when I started heeding my parents' advice.
Bu ikisi arasındaki fark nedir?What's the difference between these two?
Tom'un senden hoşlanmadığının farkında mısın?Are you aware that Tom doesn't like you?
Tom'un çok saf olduğunu fark etmedim.I didn't realize that Tom was so gullible.
Tom, Irak ve İran arasındaki farkı bilmiyor.Tom doesn't know the difference between Iraq and Iran.
Eğer sıçanlar ve farelerle sorunun varsa onları ultrason ile korkutup kaçırabilirsin.If you have problems with rats or mice, you can scare them away with ultrasound.
Bu kültürden kültüre farklılık gösterir.It differs from culture to culture.
Bu büyük bir fark yaratıyor.It makes a big difference.
Tom bir fabl ve bir masal arasındaki farkı bilmiyor.Tom doesn't know the difference between a fable and a fairytale.
Ne fark eder ki?What difference does it make?
O hemen fark etti.He noticed straight away.
Tom köşeye sıkışmış bir fare gibi dövüştü.Tom fought like a cornered rat.
Bir Microsoft fare satın aldım.I bought a Microsoft mouse.
Tom'un liseye hiç gitmemiş olduğunu fark etmedim.I didn't realize that Tom had never gone to high school.
Tom'un, Mary'nin ona aşık olduğunu fark etmemesine inanmak zor.It's hard to believe that Tom wasn't aware that Mary was in love with him.
Bu otobüs farklı bir yöne gidiyor.This bus is going in a different direction.
Reçine ve özsu arasındaki farkın ne olduğunu her zaman merak ediyorum.I'm always wondering what the difference is between resin and sap.
Yokluğumu kimse fark etmedi mi?Nobody noticed my absence?
Onun çok farklı olduğunu fark ediyor musun?You realize it's very different?
Bu kural iki farklı şekilde okunabilir.This rule can be read in two different ways.
Bu kural iki farklı şekilde yorumlanabilir.This rule can be read in two different ways.
Şu küçük fareyi gördün mü?Did you see that small mouse?
Bu büyük bir fark yaratıyor mu?Does it make a big difference?
Çoğu insan farkı söyleyemez.Most people can't tell the difference.
Özür dilerim. Fark etmedim.I'm sorry. I hadn't realized.
Ben çok farklıyım.I am very discrete.
Bu kez farklı mı?Is this time different?
Tom, Mary'ye aşık olduğunu fark etti.Tom realized that he had fallen in love with Mary.
O uyandıktan sonra ıssız bir adada olduğunu fark etti.After he awoke, he realized that he was on a desert island.
Bu iki ülke arasında önemli farklılıklar var.There are significant differences between those two countries.
Beş ya da on dakika fark yaratmazdı.Five or ten minutes would not have made any difference.
Tom bir katot ve anot arasındaki farkı anlamıyor.Tom doesn't understand the difference between a cathode and an anode.
İlk defa bir fare öldürdüm.This is the first time I've killed a mouse.
Bu bir fareyi ilk öldürüşüm.This is the first time I've killed a mouse.
Afrika'da beyaz biriyle siyah biri arasında hiçbir fark yok.In Africa, there is no difference between a white and a black.
Küçük bir kuş şöyle dursun, bir fare bile öldüremem.I cannot kill a mouse, let alone a little bird.
Kedi gibi miyavlayamam. Ben bir fareyim!I cannot meow like a cat. I'm a mouse!
Çığlık atıyorum çünkü bir fare gördüm!I am screaming because I saw a mouse!
Beş farklı müteahhit tadilat yaptı.Five different contractors made the renovations.
İnsanlara cinsiyetlerine göre farklı muamele yapmamalısın.You should not discriminate against people based on their gender.
O iyi ve kötü arasındaki farkı nasıl söyleyeceğini bilmiyor.She doesn't know how to tell the difference between good and evil.
Erkek ve kadınların düşünme biçimleri arasında bir farklılık var mı?Is there a difference between the way of thinking of men and women?
En son ne zaman bir fare öldürdün?When was the last time you killed a mouse?
Bu farklıdır.This is different.
Farklı bir fikrim var.I have a different opinion.
Fark nerede?Where is the difference?
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod