Doğru ve yanlış arasındaki farkı biliyor musun?Do you know the difference between right and wrong?
Benim üniversitem farklı.My university is different.
Nedensel ilişkiyle gündelik ilişki arasındaki fark nedir?What is the difference between a causal relationship and a casual relationship?
Fare zannederek bir hamster öldürdü.She killed a hamster thinking that it was a mouse.
O, benim gizli planımın farkındadır.She is aware of my secret plan.
Bir teori ve bir düşünce arasında büyük bir farklılık vardır.There's a great difference between a theory and an idea.
Şehirde yaşamak taşrada yaşamaya göre gerçekten farklıdır.Living in the city is really different to living in the country.
Seninkinden farklı bir düşüncem var.I have a different opinion than yours.
Ben o noktada durumun tehlikesini fark ettim.At that point I realized the danger of the situation.
Odada bir fare koşturuyordu.One mouse is running around in the room.
Bir fare odanın etrafında koşuyor.A mouse is running around the room.
Modern kediler fare yemezler.Modern cats don't eat mice.
Ben biraz para kazanacağım ve Bay White muhtemelen fark etmeyecek.I'll make a little money and Mr. White probably won't notice.
Prens aniden korumasının artık yanında olmadığını fark etti.Suddenly, the prince noticed that his bodyguard wasn't at his side anymore.
Ben bunun perşembe olduğunun farkındayım.I am aware this is Thursday.
Farkı söyler misin?Can you tell the difference?
Farkı söyleyebilir misin?Can you tell the difference?
Bu biraz farklı bir şeydi ve beraber takıldığım insanlar bunlardan takıyordu.It's something a bit different and the people I was hanging around with wore them.
Bu tamamen farklı bir konu.That's a horse of a different colour.
Daha önce idrarınızdaki kanı fark ettiniz mi?Have you noticed blood in your urine before?
Her iki resmin de çok benzer olduğunu fark ettin mi?Did you notice both pictures are very similar?
O, hatalarının farkındadır.He's aware of his own faults.
Eve vardığımda, cüzdanımı kaybettiğimi fark ettim.When I got home, I noticed that I had lost my wallet.
O kadar kötü hissettiğinin farkında değildim.I wasn't aware that you were feeling that bad.
Tom gök bilimi ve yıldız bilimi arasındaki farkı bilmiyor.Tom doesn't know the difference between astronomy and astrology.
O her görüşmede farklı bir şey söylüyor.She says something different in every interview.
O, güzelliğinin farkında.She is aware of her beauty.
Önündeki kavşağı fark etmedi.He didn't notice the interchange ahead of him.
Zengin, sen ve benden farklıdır.The rich are different from you and me.
Kedi fareyi yiyor.The cat is eating the mouse.
Kleopatra'nın burnu daha kısa olmuş olsaydı, dünya tarihi farklı olurdu.If Cleopatra's nose had been shorter, the history of the world would be different.
Farkı anlıyor musun?Do you understand the difference?
ABD'de tuvalet ve banyonun aynı mekanda olduğunun farkında değildim.I wasn't aware that the toilet and the bath are in the same room in the United States.
Amerika Birleşik Devletleri'nde insanlar mahjong'un farklı bir sürümünü oynarlar.In the United States, people play a different version of mahjong.
Mary annesine benziyor ama onun kişiliği farklı.Mary looks like her mother, but her personality is different.
Mary annesine benziyor ama farklı bir kişiliğe sahip.Mary looks like her mother, but she has a different personality.
Eskimoların kar için doksan farklı kelimesi var.Eskimos have ninety different words for snow.
John ve Mary'nin o önemli mesele hakkında farklı fikirleri vardı.John and Mary had different opinions about that important matter.
Cidden mi? Ben fark etmedim.Seriously? I haven't noticed.
Herkes için farklı.It's different for everyone.
Düşündüğümden farklıydı.He wasn't the same as I thought he'd be.
Farklı bir şey bekliyor muydun?Were you expecting something different?
Birçok kişi "loose" ve "lose" arasındaki farkı bilmiyor gibi görünüyor.It seems that many people don't know the difference between "loose" and "lose".
Birçok insan "then" ve "than" arasındaki farkı bilmiyor gibi görünüyor.It seems that many people don't know the difference between "then" and "than".
Birçok insan "their" ve "they're" arasındaki farkı bilmiyor gibi görünüyor.It seems that many people don't know the difference between "their" and "they're".
Türkçede birçok Farsça kelime vardır.Many Persian words exist in Turkish.
Bilim adamları bunu farklı şekilde yorumluyor.Scientists interpret it differently.
Mini etek ve mikro etek arasındaki fark nedir?What's the difference between a miniskirt and a microskirt?
Farelerin yeğenleri yoktur.Mice don't have nephews.
Mary Tom'a aşık ve o onun kendini fark etmesini istiyor.Mary has a crush on Tom and she wants him to notice her.
Gözlenmekte olduğumu fark ettim.I noticed I was being observed.
O, babam ve benim aramdaki bir anlaşmazlığın farkındaymış gibi görünmüyor.He doesn't seem to be aware of the conflict between my father and me.
Amerika'da yaşayan birçok farklı ırklarda insanlar vardır.There are people of many different races living in America.
Bana farklı bir şey öğretildi.I was taught something different.
Onların yaşam biçimi bizimkinden farklı.Their lifestyle is different from ours.
Sen bunu fark etmeden önce döneceğim.I'll be back before you know it.
Tom'un en iyi arkadaşı Jerry adında bir faredir.Tom's best friend is a mouse named Jerry.
Zarlar farklı kültürlerde farklı şekillere sahiptir.Dice have differences in design in different cultures.
Bunun farkında değildim.I was not aware of this.
Geçmişteki yaşam bugünkünden çok farklıydı.The living beings of the past were very different from those of today.